08 Ağustos 2014 06:00

Bu seçim bir aile geleneğini değiştirdi

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken Okmeydanı halkı, özellikle de Okmeydanı’ndaki onlarca irili ufaklı atölyede çalışan işçiler ne düşünüyor diye sormaya gidiyoruz.

Paylaş

Özlem BAYRAK
Başak MENEKŞE
İstanbul

Okmeydanı İstanbul’un orta yerinde, tam göbeğinde bir semt, bir mahalle. Okmeydanı iştah kabartan konumuyla kentsel dönüşüm projeleri ve evinden sürgün edilmek istenenlerin hikayeleriyle, mücadelesiyle yer buldu kimi zaman gazetemizin sayfalarında. Ya da Berkin Elvan’ın, Uğur Kurt’un öldürülüşüyle gündeme geldi yıl içinde. Bazen de tırmandırılan gerilimle.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken Okmeydanı halkı, özellikle de Okmeydanı’ndaki onlarca irili ufaklı atölyede çalışan işçiler ne düşünüyor diye sormaya gidiyoruz. Yolumuz önce bir tekstil atölyesine çıkıyor. Aynı atölyede çalışan üç kardeş alıyor sözü. Yıllardır bir büyük aile olarak hep CHP’ye oy vermişler. Bu seçimde hep beraber düşünmüşler. Eşleri, çocuklarıyla birlikte bir aile geleneğini değiştirmeye karar vermişler.

‘İKİSİNİ ZENGİNLERİ DESTEKLİYOR’

Aslan Taşpınar anlatıyor: “Bizim Alevi insanlarında babadan dededen gelen bir gelenek CHP. CHP kimi aday gösterirse veriyorduk, aday hiç fark etmiyordu. CHP bu sefer yine parti tabanının değil yukardan yönlendiren kişilerin adayını gösterdi. Daha partiye üye bile olmamış Sarıgül’ü aday gösterdi ve kaybetti. Aday tepeden belirlenmemeliydi. Bu seçimde de aynı şeyi yaptı CHP. Biz bu seçimde partinin bize gösterdiği değil, kendi istediğimiz adaya Selahattin Demirtaş’a oy vereceğiz. Eşim, oğlum, hep birlikte karar verdik. Emekten yana, bizden yana bir aday Demirtaş. Mal varlığından, konuşmasına, hitabına, daha emekten yana bir insan olarak görülüyor. Ama diğer ikisini de zenginler destekliyor”

‘CHP DAYATILDI’

Tahsin Taşpınar’ın da ekleyecekleri var bu aile geleneğinin bozulmasına dair: “Sürekli dayatılan bir şey var. ‘CHP gelmezse Tayyip Erdoğan gelecek, şimdikinden de kötü olacak.  Cumhuriyet elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Hadi o zaman oylar CHP’ye. Başka seçeneğimiz mi var zaten?’ Yıllarca CHP’ye verdik biz de ailece ama artık bu dayatmanın devri bitti. Bence bu sefer bambaşka bir seçeneğimiz var. Demirtaş halka yakın, işçilere yakın, Alevi kimliğimize yakın sosyalist kimliğine yakın bir aday. Tayyip Erdoğan ve Ekmeleddin’in emekçilere  yakınlığı belli. Bu seçimle birlikte Demirtaş’a ve Demirtaş’ın siyasetine ilk defa oy vermiş olacağım. CHP belki daha farklı bir aday gösterseydi; işçilere, kültürümüze, kimliğimize yakın bir aday göstermiş olsaydı yine oy verebilirdik”
Nadir Taşpınar da oyunu Demirtaş’a vereceğini söylüyor.
Taşpınar kardeşlerle aynı atölyede çalışan Serdar ise onlar gibi düşünmüyor. Cumhurbaşkanı adaylarının hiçbiri Serdar’ın adayı değil. Hatta bu seçim Serdar’ın istediği seçim değil. “Sandığa gideceğim, oyumu kullanacağım ama boş atacağım. Çünkü benim istediğim bir seçim değil bu” diyor.

‘USULSÜZLÜKLER YAPILIYOR’

Atölyeden sonraki durağımız daha önce CHP’ye oy vermiş ve bu seçimde oy verecek aday bulamayan bir başka Okmeydanılı kuaför İpek Türkyılmaz. İpek’in oy vermeyecek olmasının tek nedeni adaylar değil. Sağlıklı ve güvenilir bir seçim yapılmadığını düşünüyor İpek: “Her şey bir senaryo gibi geliyor. Sandığa gitsek ne oluyor ki? İşte gördük oyları çaldılar. Adayları da çok beğenmedim. O yüzden de kullanmayı düşünmüyorum”

‘YETER Kİ ERDOĞAN OLMASIN!’

Bir başka konfeksiyon atölyesinin çıkışına rastlıyoruz tam bu arada. Bir koşturma, bir telaş içinde atölyeden çıkan işçilere soruyoruz: “Siz kime vereceksiniz oyunuzu?”
Fadik İnci’nin torunları kapıda bekliyor. Bir yandan onlar çekiştirirken, bir yandan bize cevap veriyor. Ama önce yanındaki genç kadına bir soruyor: “Neydi bizim oy vereceğimiz adamın adı?” Cevap geliyor: “Ekmeleddin, Ekmeleddin.” Ekliyor Fadik İnci: “Tayyip Erdoğan Türkiye’yi batırdı. Onun olmasını istemem. Belki bizi bu adamdan kurtarır diye Ekmeleddin’e oy vereceğim”

Yeter ki Tayyip Erdoğan olmasın diye düşünen yalnızca Fadik İnci değil. Gülizar Çadır aynı atölyede işçi. “Kendimi bildim bileli tekstil işçisiyim” diyen Çadır, şunları söylüyor: “Tayyip Erdoğan başbakanken işçilere, bize uzaklığı belli. Kimin adamı olduğu belli. Benim oyum içimde kalsın. Hayırlısı neyse o olsun ama Tayyip Erdoğan değişsin, gitsin artık”

‘BİR SAZ ÇALIYOR, BİR TÜRKÜ SÖYLÜYOR...’

DAHA biz sormadan “Ben de söyleyeceğim vereceğim oyu” diyen işçiler de var; Yusuf Yavuzer, “Demirtaş’a vereceğim. Demirtaş halkların adayı, bizim adayımız, bana en yakın aday o. Başkasına oy vermeyiz” diyor.

Okmeydanı’da yıllardır perdecilik yapan Naciye’ye soruyoruz. O da Demirtaş’ı işaret ediyor: “Halkların kardeşliğini savunuyor.”

Biz Naciye’yle konuşurken bana da sorun diyor Lütfiye Hasgül. “Vallahi Demirtaş bir Xheribi söylüyor, bir türkü söylüyor, bir saz çalıyor ki mümkün değil başkasına oy veremem” “Sazdan başka bir şey çalmıyor” sloganı başarıya ulaşmış anlaşılan. Konuşmalar ve gülüşmeler arasında kime oy vermeyeceğini de ekliyor Lütfiye Hasgül: “Ekmeleddin’i tanımam. Hayatta oy vermem. Tayyip Erdoğan’ı sevmiyorum. Ama Selahhattin Demirtaş olmasaydı belki düşünürdüm ona oy vermeyi. Ama Selahattin Demirtaş varsa, bütün oylarım yüz yıl yaşasam onundur”

ÖNCEKİ HABER

Paralı hukuk parayı seven adalet

SONRAKİ HABER

Efkan Şeşen’den "Best Of" albümü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa