01 Ağustos 2014 06:00

Çaya feci kıskaç

Yaş çayın ucuzluğu, üretecinin mahsulünün parasını zamanın da alamaması, kota sorunu, üreticinin özel sektörün insafına terk edilmiş olması gibi bir çok sorunla boğuşan çay üreticisini çok daha büyük tehlikeler bekliyor.

Paylaş

Yaş çayın ucuzluğu, üretecinin mahsulünün parasını zamanın da alamaması, kota sorunu, üreticinin özel sektörün insafına terk edilmiş olması gibi bir çok sorunla boğuşan çay üreticisini çok daha büyük tehlikeler bekliyor.

Çay Kanun tasarısı, büyüyen kaçak çay sorunu, Çay-Kur’un özelleştirme kıskacına alınmış olması, bazı çay tarlalarının ekonomik ömrünü tamamlaşmış olması gibi. Çayı bekleyen tehlikeleri ‘Çaylar Şirketten’ isimli kitabın yazarı Avukat Remzi Kazmaz ile konuştuk.

Kaçak çay meselesinden başladık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere, Türkiye’nin birçok şehrinde çay ikram edileceği zaman “Kaçak mı olsun Türk mü?” diye sorulur. Günlük kullanıma giren, ticareti rahatlıkla yapılan kaçak çay, uzun süredir çayın başkenti Rize ve Karadeniz’i de etkisi altına almış durumda.

Yaygın medyada yer almasa da Karadeniz şehirlerinde kaçak çay operasyonları bitmiyor. ‘Çaylar Şirketten’ isimli kitabın yazarı Avukat Remzi Kazmaz, Karadeniz ve Ankara’dan da işbirlikçi bulan kaçak çayın önlenemeyen yükselişine dikkat çekiyor.

Kaçak çay ülke çayının altını oyarken, çayı ve çay üreticisini dinamitleyecek bir diğer sorun da Çay Kanunu meselesi...

Çay Kanunu taslağından, Ziraat Odasının, üretici derneklerinin, muhtarların, sivil toplum kuruluşlarının, TBMM’deki siyasi partilerin dahi bilgisinin olmadığını belirten Av. Kazmaz, “ÇAYKUR genel müdürü bu taslağın kamuoyunda tartışıldığını söylüyor. Sormak gerekir sayın genel müdüre; Rize’de kimsenin haberinin olmadığı bu Çay Kanunu tasarısını, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da kaçak çay işledikleri iddia edilen 200’e yakın çay paketleme tesis işletme sahipleriyle mi yaptınız? Rize’nin çayla ilgili önemli sorunları var. Öncelikle özelleştirme ve kaçak çay sorunu halledilmeden çayla ilgili yıllardır süregelen sorunlar bitecek gibi gözükmemektedir.”

KAÇAK CEZASI ALANLAR SEKTÖRÜ YÖNETİYOR!

Eski Ulusal Çay Konseyi Kurucu Başkanı ve Eski Milletvekili Ali Bayramoğlu’nun, “çay kaçakçılığı” suçundan ceza almasını hatırlattığımız Kazmaz, ne çay üreticisinin sonunu ne de kaçak çay sorunun çözümünün üreticinin müdahalesi olmadan çözülemeyeceğini vurgulayarak şöyle dedi: “Bu sorunu çözecek olanlar, Çay Borsası kuranlar, Çay Kanununu kapalı kapılar ardında hazırlayanlar, çayın özelleştirilmesini ellerini ovuşturarak sırça köşklerinde bekleyenler değildir. Gerçek çay üreticisi ve işçiler ile onların temsilcisi çözecektir.”
Kaçak çaydan yargılanıp ceza alanların bile çay sektörüne yön veren görevlerde bulunduğuna dikkati çeken Av. Kazmaz,  hükümetin bu konudaki sicilinin de hiç olumlu olmadığını söyledi.

ÇAYA DA ÜST KURUL GELİYOR

Çıkartılmak istenen Çay Kanununun birçok sektörde olduğu gibi vazgeçilmez damak tadımıza da üst kurul getirmek istediğini vurgulayan Kazmaz, taslakla ilgili endişelerini şöyle dile getirdi: “Müstahsili koruyucu-örgütleyici esasları temel alan maddeler yok. Çay Kanunu taslağının asıl hedefi Çay-Kur’un ve diğer işletmelerin üzerinde güçlü ve tek yetkili bir üst kurul. Ruhsat harçlarını gündeme getirerek üreticiden-imalatçıya çay alım yerlerinden-satıcıya ruhsatları yeniden düzenleyecek ve yeniden harç alınacak. Ne özel sektörün ne de Çay-Kur’un yeri ve yetkileri taslakta belirtilmiş. Kendini güçlü kılan, masanın karşısındakini hiç düşünmeyen bir çalışma.”

Tasarının getireceği sonuçları şöyle özetliyor: “Tasarı, çayı özel şirketlere ve uluslararası tekellere teslim eden yol haritasını çiziyor. Tasarı mevcut haliyle yasalaşırsa, sözleşmeli üreticilik başlayacak. Tütünün, pancarın başına ne geldiyse çayın da başına o gelecek.   

Çay üreticisinin ve çay işçisinin örgütlü gücü süreci tersine çevirmezse, küresel sermaye, çayı ve Çay-Kur’u ele geçirecek.” 

100 YILLIK ÖMRÜNÜ DOLDURMAK ÜZERE

Osmanlı’da Sultan II. Abdülhamid dönemine yetiştirilmeye başlayan, cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte endüstriyel tarıma geçilen çay bitkisinin yaklaşık 100 yıllık ekonomik ömrünü tamamlamak üzere olduğu ortaya çıktı.

Av. Remzi Kazmaz, bu önemli tarımsal sorun hakkında şu bilgileri veriyor: “Çay ekildikten dört sene sonra ürün vermeye başlar. Yüz yıla yakın bir süre kadar da yaşayabilir. En iyi ürününü ise 10-15 beş yaş civarında iken verir. Bizim çaylıklar 1938’de ekilmeye başlanmış. Yani o günden bu yana oldukça uzun bir süredir ürün veriyor. Anlayacağınız artık normal yaşam sürelerinin son zamanlarına yaklaşıyorlar. Artık yenilenmeleri lazım. Şayet yenilenmezlerse, bu gidişle en iyimser tahminle yirmi yıl içinde çay kalmayacak. Tabi bir de yanlış gübreleme ve toprağın kireçlenmesine, hidroelektrik santralleri için yapılan doğa katliamı da eklenince bu süre daha da kısalacak.”

Çaylıkların bir kısmının çoktan ekonomik ömrünü doldurduğunu, bir kısmının da ekonomik ömrünü tamlamasına az bir zaman kaldığını belirten Remzi Kazmaz, yetkililere yaşlanmış, verimden düşmüş çay bahçelerinin acilen yenilenmesi için çağrıda bulundu.

HES TEHLİKESİ
Başka bir tehlike de bölgede yapılacak olan HES’ler. Aynı zamanda bölge insanının HES’lere karşı verdiği mücadelenin avukatlarından olan Remzi Kazmaz diyor ki: “HES’ler iklim değişikliğine neden olacakları gibi, tahrip ettikleri doğanın doğal dengesinin bozulması nedeniyle göçleri artıracak. Küresel ısınma, yanlış gübreleme, yanlış üretim tekniği ve tekellerin hedefleriyle birleşen HES tehlikesi, çayın tamamen yok olmasına neden olabilir.”

Kazmaz uyarıyor: “Artık uzun yolculukların molalarında duyduğumuz ‘Çaylar şirketten’ lafı, çaylar şirketine dönüşecek. Ve hiçbir zaman bedava olmayacak.” (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

\'Aramızda iş ilişkisi yok\'

SONRAKİ HABER

"Mançalı Adam" Süreyya Sahnesinde

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa