30 Temmuz 2014 06:00

Duvarlar, muhalif sanatın sesidir

'Sanat Sokakta' dosyamızın bugünkü konusu grafiti. Sokak sanatının en eski formlarından biri olan grafitinin tarihi oldukça eski. Öyle ki, Sakkara Piramitleri’nden Pompei ve Roma katakomblarındaki yazılar, şekiller ve çizimler bile arkeologlar tarafından grafiti olarak adlandırılıyor.

Paylaş

DOSYA: Sanat sokakta

HAZIRLAYANLAR: Mısra Belge / Melike Futtu

Sokak sanatının en eski formlarından biri olan grafitinin tarihi oldukça eski. Öyle ki, Sakkara Piramitleri’nden Pompei ve Roma katakomblarındaki yazılar, şekiller ve çizimler bile arkeologlar tarafından grafiti olarak adlandırılıyor.
Tarihte biraz daha ilerlediğimizde, 1940’lı yıllarda, 2. Dünya Savaşına ulaşıyoruz. Berlin Duvarı’nın iki tarafına yazılan sloganlar ve yazılar da grafiti tarihinde yer alıyor.
Grafitide dünya genelinde son durağımız Amerika oluyor. ‘68 hareketiyle daha çok politik bir yazılama ile başlayan grafiti serüveni 1980’lere ulaştığında güncel grafiti sanatı formunu tam olarak kazanmış oluyor. Sanatçılar artık sokağı “sanat alanı” olarak kabul ediyor. Grafitiler gitgide daha da renkleniyor ve şehir duvarlarına, metro istasyonlarına derken Amerika’dan tüm dünyaya doğru yayılıyor.
Grafitinin Türkiye’ye ulaşması 1990’lı yılları buluyor. Özellikle Almanya’ya göç etmiş Türkiyelilerin ülkeye geliş gidişleriyle grafiti kültürü gençler arasında benimsenmeye ve yayılmaya başlıyor.
Bu köklü sokak sanatını icra edenlerden biri olarak, çoğunlukla Beyoğlu çevresinde grafitiler yapan, grafitinin bir karşı duruş olduğuna inanan ‘Pepe’ tagli Mehmet Bağcı, bize Türkiye’de grafitinin sokaktaki yerini anlatmaya başlıyor.

Grafitiyi dünyada ve Türkiye’de nasıl tanımlarsınız?
Grafiti, dünya genelinde anarşi ruhu ile yaygın diyebiliriz. Grafiti sanatçıları her şeye karşılar ve daha protest bir kimliğe sahipler. Bir de Avrupa bu konuda daha sert bilinenin aksine. Eğer tanınan bir isimsen karışmıyorlar sana.
Türkiye’deyse dünya geneline kıyasla grafiti daha farklı bir noktada. Bu da ülkenin yapısından kaynaklanıyor. Normalde grafitide gündemle ilgili karşı olduğun konuları duvara yansıtırsın. İnsanlara muhalif bir tavırda sunarsın bunu. Türkiye’de grafiti yapan sanatçılar çoğunlukla hükümet yandaşı ve kendinden olmayanları dışlayıcılar. Örneğin Moas Graffiti festivalleri oluyor Türkiye’de beş yıldır. Düzenleyen de çok eski bir grafiticidir. Tüm desteğini İstanbul Büyükşehir Belediyesinden alıyor. Tüm piyasa onların tekelinde anlayacağınız. Türkiye’nin politikası sokaklara direkt yansıyor. Grafitiye de yansıyorsa bu durum, korkmamızın vakti gelmiş demektir.

‘BÜTÜN MAHALLE ÜZERİME YÜRÜDÜ’

Grafiti yaparken sizi gören halktan insanların tepkisi ne oluyor?
Bölge bölge değişiyor. Bir gün Beylikdüzü’de bir duvar boyadım. Bayağı işlek bir yerdi. Gece 2 ya da 3 civarıydı. Boyamı ben almışım, paramı kendi cebimden veriyorum. Ablanın biri geldi ve niye yapıyorsun bunu dedi. Nasıl niye yapıyorum ki? O ablaya bu işin felsefesini anlatmak çok zor. Bazıları da çok sert tepkiler veriyor. İki üç yıl önce Kadıköy’de yaptım. Siyasi bir içerik yoktu yaptığım duvarda ve sadece tag’imi atıyordum. Bütün mahalle toplanıp üzerime geldi sen ne yapıyorsun diye. Olumsuz olarak böyle tepkiler alabiliyoruz. Ama olumlu tepkiler de oluyor tabii.

Her grafiticinin kendine özel bölgeleri var mı?
Herkes istediği yeri boyuyor. Ama birbirimizin boyadığı yerin üzerini boyamıyoruz tabii ki. Farkında olmadan, sözsüz bir anlaşma gibi kendi alanımızı belirliyoruz aslında. Her yere grafiti yapıyorum ama esas olarak benim alanım Beyoğlu. Bu da burada daha çok bulunduğumdan kaynaklanıyor.

‘FATİH’TE GRAFİTİ YAPSAM LİNÇ EDİLEBİLİRİM’

İstanbul’un diğer bölgelerindense Beyoğlu’yu daha çok tercih etme sebebiniz yaşam alanınızın burası olmasından mı yani?
Bu civarlarda yaşıyor olmamın büyük etkisi var hiç şüphesiz. Dediğim gibi başka semtleri de boyuyorum. Beyoğlu, Kadıköy, Karaköy, Gayrettepe, Göztepe, Zeytinburnu, Mecidiyeköy ve başka şehirlerde de yaptım aslında. Ancak İstanbul’u bilen birisiysen hangi mahallede daha az tepki göreceğini düşünüyorsun boyamadan önce. Ben Fatih’e gidip grafiti yapsam orada linç edilebilirim.

Grafiti yapma sıklığınız ne? Her gün mü çıkıyorsunuz yoksa istediğiniz zaman mı?
İşyerim burada olduğu için boş vakit bulduğumda yapıyorum. Fakat bu işle devamlı uğraşanlar, her gece çıkanlar da var. Grafiti yapmayı istemen gerek. İlham gelmesi gibi anlık bir şey bu. Türkiye’de 2000’den sonra grafiti oldukça yaygınlaştı. Örneğin eskiden çok daha ucuzken, şimdi bir tane boya 12 lira. Güngören Belediyesi grafiti için bütçe ayırmış. Boyalı Eller diye bir grup var orada, onlara finansman sağlıyor belediye. Güngören şu an rengarenk. Türkiye’de başka bir örneği yok bunun. Belediyeler bu işe biraz daha yoğunlaşsa keşke.

DUVAR SANATI DAYAK VE SABIKA NEDENİ

Beyoğlu, Taksim civarında, sokak sanatçılarına polis ve zabıtanın daha çok sözlü ya da fiziksel şiddet uyguladığı söyleniyor? Grafiti için de bu böyle mi? Gezi’den sonra bir değişim oldu mu?
Ben Gezi Parkı’na da grafiti yaptım. Ali İsmail Korkmaz ölmüştü. Gezi Parkı’nın en yoğun polis kontrolünde olduğu dönemdi. Sabaha karşı 4’e doğru gittim ben. Metro çıkışının olduğu duvara grafiti yapıyordum. Duvarı bitirmeme az bir kısım kalmıştı. Bir yandan da tetikteyim tabii. En son tagimi attım. Arkadan iki yunus ekip tekme tokat giriştiler ve biber gazı sıktılar bana. Karakolda çok kötü bir muamele gördüm. Kanunda bu yok aslında. Sadece seni gözaltında tutabilirler. En fazla da para cezası verilir. Çok hırpaladılar beni orada. Oldukça zor bir süreçti. Gezi’den önce duvar boyarken çok polisle yüz yüze geldim. Gülüp geçiyorlardı, ya da en fazla karakola götürüp, iki saat tutup salıyorlardı. Gezi’den sonra kontrol yoğunlaştı. Şöyle de bir şey  var, bu durumdan baya bir mustaribim aslında. Öğlen saatinde bazı grafiticiler Eminönü’de falan duvar boyayabiliyorlar. Polis önlerinden geçip gidiyor. Çifte standart var.
Dokuz kez grafitiden sabıkam var. Sicilime işliyor bunlar. Aldığım para cezalarını söylemiyorum bile. Ben sadece gördüğüm bir duvarı güzelleştirmek istiyorum. Boyayı kendim alıyorum. Konsere gitmiyorum, dışarı çıkmıyorum, o boyayı almak için para biriktiriyorum.


‘UTANÇ DUVARI’NA MÜDAHALE

Kendisini gerilla sanatçı olarak tanımlayan Banksy, son on yıldır başta İngiltere olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaptığı politik duvar resimleriyle tanınıyor. Sanatçı, muhalif tutumunu çalışmalarında savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajlar vererek yansıtıyor. Sanatçı, 2005 yılında İsrail’in sözde güvenlik amacıyla Filistin topraklarına inşa ettiği Batı Şeria Duvarı (Utanç Duvarı)’na çizdiği dokuz çalışmasıyla tanınıyor. Banksy, kendine ait internet sitesinde, “İsrail hükümeti işgal ettiği Filistin toprakları çevresinde bir duvar örüyor. Bu duvar, Berlin Duvarı’ndan üç kat daha yüksek ve inşaatı tamamlandığında 700 kilometreden uzun olacak. Bu ‘Utanç Duvarı’, uluslararası yasalara göre yasadışıdır ve Filistin’i dünyanın en büyük açıkhava hapishanesine çevirmektedir” açıklamasıyla ‘Utanç Duvarı’na çizdiği çalışmaları yaymıştı.

Yarın: Tek kişilik orkestra Ahmet Abi

ÖNCEKİ HABER

Ebola, Nijerya\'da da öldürdü

SONRAKİ HABER

BES İzmir Şubesi: Yargı emekçisi olmadan reform olmaz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa