28 Temmuz 2014 06:00

Gazze; halkların öfkesi ve iktidarların ihaneti arasında

İsrail’in vahşi saldırıları sonucu Gazze’de ölü sayısı bini geçti. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları uzun süreden beri iç karışıklıklar ve mezhepler arası gerilimlerle sarsılan Arap coğrafyasını İsrail ve ABD saldırganlığına karşı birleştirdi. İran’dan Irak’a, Yemen’den Cezayir’e kadar hemen hemen bütün ülkelerde Şii’si, Sünni’si, Hıristiyan’ı ile bütün Arap halkları geçtiğimiz hafta cuma günü “İsrail saldırganlığına karşı öfke cuması” şiarı ile sokaklardaydı. İsrail’de de on binlerce kişi, Gazze’yi işgal politikalarına karşı sokaklara döküldü. Halkların katliama yönelik bu duyarlılığına karşılık yöneticiler ise bir o kadar aymazlık içerisindeydi.

Paylaş

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

İsrail’in vahşi saldırıları sonucu Gazze’de ölü sayısı bini geçti. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları uzun süreden beri iç karışıklıklar ve mezhepler arası gerilimlerle sarsılan Arap coğrafyasını İsrail ve ABD saldırganlığına karşı birleştirdi. İran’dan Irak’a, Yemen’den Cezayir’e kadar hemen hemen bütün ülkelerde Şii’si, Sünni’si, Hıristiyan’ı ile bütün Arap halkları geçtiğimiz hafta cuma günü “İsrail saldırganlığına karşı öfke cuması” şiarı ile sokaklardaydı. İsrail’de de on binlerce kişi, Gazze’yi işgal politikalarına karşı sokaklara döküldü. Halkların katliama yönelik bu duyarlılığına karşılık yöneticiler ise bir o kadar aymazlık içerisindeydi.

MISIR’DA GAZZE KARŞITI KAMPANYA

Mısır basını Hamas’ı hedef alan bir kampanya yürütüyor. Ama İsrail vahşetinin tarihte eşine az rastlanan bir katliamı gerçekleştirdiği bir dönemde böyle bir kampanyayı, aslında “Gazze karşıtı bir kampanya” olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Mısır basınında hiçbir dayanak olmadan Hamas liderlerinin kaç milyar dolara sahip oldukları ile ilgili beyanatlar veriliyor. Buna göre  Haniyye 4 milyar dolara hükmediyor. Meşal ise 5… Abu Merzuk ise 3 milyar dolara hükmediyor!...Söylenenler bununla sınırlı değil. İsrail saldırganlığının esas sebebinin direnişçi grupların tutumu olduğu ifade ediliyor.

MISIR SINIFTA KALDI

Lübnanlı Gazeteci Semih Saab, İsrail’in 2012 saldırısı nasıl o dönemde iktidarda olan İhvan’ı test etti ise bu saldırı ile de Sisi’nin iktidarının test edildiğini yazdı. Yazıda Saab, “Bugün Gazze’de beklenen, Mısır’ın Hamas düşmanlığı dışında bir duruş sergilemesidir. Çünkü gerçekleşen baştan sona kadar Filistin’le ilgilidir” dedi ve“Sisi ne yapacak?” diye sordu. Ne yazık ki ortaya çıkan manzara Arap dünyasının en büyük ve kilit ülkesinin, gerek basınıyla gerekse yürüttüğü siyasetle Filistin sorununda sınıfta kaldığıdır.Birçok analist Mısır’ın barındırdığı şartlar nedeniyle ateşkes girişimini Hamas’ı sıkıntıya sokmak için gündeme getirdiği fikrinde. Hemen burada bir hatırlatma yapalım Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri, yaptığı basın açıklamasında Katar ve Türkiye’nin de Mısır’ın girişimi dışında yeni bir şey söylemediğini ifade etti.

BEYRUT İSTİLASI SORUNU ÇÖZMEMİŞTİ

Arap dünyasının önemli televizyonlarından al Arabiya’nın Müdürü Abdurrahman Raşid İsrail basınında Gazze’nin istilası tartışmalarını gündeme taşıdı. Raşid, İsrail basınındaki Gazze’yi istila ederek Hamas’tan temizleme senaryolarına Ariel Şaron’un 1982 Beyrut istilasını hatırlatarak cevap verdi. Raşid, o zaman yapılan saldırı sonucu Filistin Lideri Arafat’ın Tunus’a gittiğini ama FKÖ’nün dağılmadığını hatırlattı.

Sayfaya taşıdığımız diğer bir yazıda Dr. Saeb Erekat İsrail’in harekatının; alt yapıya, elektrik santrallerine ve su şebekesine yönelik saldırıları nedeniyle kendini savunma amaçlı olmadığının açık bir kanıtı olduğuna dikkat çekti.


GAZZE VE BEYRUT’U İSTİLA SENARYOSU

Abdurrahman RAŞİD/Şark al awsat

BİRÇOK İsrail gazetesinde İsrail Başbakanı Netanyahu’ya bir türlü bastırılamayan Hamas’ı tamamen bitirme çağrıları artıyor. Kapsamlı bir istilanın İsrail’e bir maliyetinin olacağını itiraf ediyorlar. Ve diyorlar ki; halkın bu maliyetin sonuçlarına hazır olduğu yönünde bir fikir oluşmuş durumda. Burada bir başka görüş ise; Mısırlıların kendi iç işleriyle meşgul ve Hamas ile ayrılık içinde olmaları nedeniyle nadir bir fırsatın yakalandığı. 

Daha önceleri Mısır, Gazze’de var olan durumun korunması için baskı uygulayan bir rol oynuyordu. Mübarek döneminin istihbarat şefi Ömer Süleyman Hamas’ın gizlice silah sokmasına göz yumuyor ve Hamas liderliği adına müzakerelerde bulunuyordu. Lakin Hamas’ın Sisi hükümetine karşı İhvan’ın yanında yer almasından bu yana durumlar çok değişti.
Daha sorunlu olan durum, kapsamlı bir istila ile Hamas’ın Gazze’den kökünden koparılması.İsrail’in 1982’de FKÖ’ye yaptığı gibi. O yıl İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron kuvvetlerini tek bir hedef ilan ederek Beyrut’a yönlendirdi; el Fetih, liderliği ve özellikle de Yaser Arafat. Şaron, İsrail’in çevresinde silahlı bir Filistin varlığını sonlandırılmasında başarılı oldu. Liderlik, Tunus, Sudan ve Yemen’e taşındı. İsrail, Arafat’ı Lübnan’dan Tunus’a göndermiş oldu. Oslo anlaşmaları çerçevesinde Arafat ve on binlerce militanından kurtulduğunu ve bir daha Filistin’e dönemeyeceklerini sandı.

Kapsamlı bir istila ile tehdit eden İsrailliler, ambargonun şiddetlenmesi eşliğinde Hamas’ın liderliğinden kurtulmayı ve Katar ile İran’a göndermeyi hedefliyorlar. Fakat İsrail, Hamas’ın İran ile ilişkileri olduğunu bilmesine rağmen el Kaide ile bağlantılı Selefi gruplara nazaran Hamas’ın kendisi için en büyük tehdit olmadığını biliyor. Hamas, yakın geçmişte Gazze’de, aşırılık yanlısı grupları dizginlemede sorumluluk aldı. Peki İsrail ile ön cepheyi düzenleme rolünü kim üstlenecek?

Mucize olan durum, İsrail’in Hamas’ın kendisiyle bir siyasi çözüme ulaşmak için bu trajediyi üretmiş olması. Amaç; giriş noktalarındaki bariyerlerin ve ilçelerin güvenliğini almak, limanları açmak ve balıkçıların avlanmasına izin vermek konularında, Batı Şeria’da Filistin yönetiminin kabul ettiği gibi Hamas’ın taahhüdünü almak.


GAZZE; SİSİ’NİN MISIR’ININ TEST EDİLMESİ
Semih SAAB/al sabah


Şüphe yok ki İsrail’in Gazze savaşı; Arap ülkelerinin gerçek anlamda gücünü veya Arap-İsrail savaşının esas konusu olan Filistin sorununda etki güçlerini test etmektedir.

Lakin bu savaş, Gazze’yi ulusal güvenliğinin bir uzantısı olarak değerlendiren Mısır için daha büyük bir imtihandır.  İsrail, Müslüman Kardeşler iktidarını 2012’de düzenlediği “bulut sütunu” operasyonu ile test etti. Mursi, Gazze’nin siyasi ve iktisadi durumunda herhangi bir önemli değişiklik olmadan ateşkes anlaşmasının imzalanmasını sağladı. Yapılan anlaşma, Hamas’ın iktidara geldiği ve el Fetih kadrolarını kovduğu 2007’den bu yana devam eden ambargonun kaldırılmasına yol açmadı. 
Mısır’da İhvan iktidarının düşmesi ve Sisi ile asker iktidarının tekrar tesis edilmesi ile birlikte, bütün bölgede İhvan’ın karşısında olan Suudi Arabistan, Kahire’yi Katar’a karşı destekledi. Mısır iktidarı, cihatçı Ensarbeyt el Makdis örgütünün güvenlik güçlerine yönelik saldırılarından sonra Gazze’ye karşı hücuma geçti. Her iki yöne kaçakçılıkta kullanılan  yüzlerce tünel yıkıldı.

Bölgede İhvan projesinin çökmesi ile Hamas, iki ay önce Gazze’nin yükünü taşıyamayacak noktaya geldi. Bundan sonra Hamas, iktisadi baskıları hafifleterek yaşam için gerekli malzemelerin teminini kolaylaştıracak olan  el Fetih ile Ulusal Uzlaşı Hükümetini kabul etti. Lakin İsrail, Ulusal Uzlaşı Hükümetini reddetti. Filistin iktidarı ile görüşmeleri durdurdu ve ekonomik yaptırımlara başladı. Batı Şeria’da üç İsrailli gencin öldürülmesi gerekçesiyle Gazze’ye savaş başlattı.

Bu savaşın, Arap ülkelerine nazaran sınırında gerçekleştiğinden dolayı Mısır için çok büyük etkileri oldu.  Mesele, Hamas veya herhangi bir Filistinli örgüt ile hesaplaşmaktan çok daha büyüktür.  Bütün Filistin halkını kapsamaktadır. Bu kritik süreçte Mısır’a çok kritik bir rol düşmektedir.

Mısır’da 1948’den bu yana Filistin için ekonomik ve beşeri olarak savaşıldığı yönünde bir algı vardır. Bu algıya rağmen gerçek şudur ki, Mısır’ın Arap-İsrail savaşından çekilmesine yol açan Camp David anlaşmasından sonra, Kahire, önemli bir halka ve en büyük Arap ülkesi olmasına rağmen bölgesel rolünü kaybetmiştir. Lakin İsrail’le anlaşma ve bölgesel rol konusundaki isteğini azaltmamıştır.

Bölgesel dengeler olmadan Mısır arzu edilen rolüne dönemeyecektir. Bugün Gazze’de beklenen, Mısır’ın Hamas düşmanlığı dışında bir duruş sergilemesidir. Çünkü gerçekleşen baştan sona kadar Filistin’le ilgilidir. Bakalım Sisi ne yapacak?


HAMAS’IN MİLYARDERLERİ!
Abdulbari Atvan/ Rai al youm


Hamas’ın milyarderleri; Haniyye 4 milyar dolara hükmediyor. Meşal ise 5… Abu Merzuk ise 3 milyar dolara hükmediyor!.. Mısır basınının liderlere karşı “en derin düşmanlıkla” bu kadar alçalması ayıp!.. İsrail saldırganlığının devam ettiği ve özelikle çocuk şehit ve yaralı sayısının arttığı bir süreçte Mısır televizyonlarının ve gazetelerinin Hamas ve Gazze’deki diğer direnişçi gruplara yönelik kampanyaları sürüyor. Filistin halkına yönelik bu ayıplı durumdan sorumlu olan Mısır iktidarı çok ileri gitti. Bu bir utanç! Mısır televizyonlarının ekranlarında, Netanyahu’nun zafer kazanmasını ve Gazze’deki son Filistinlinin imhasını isteyen spiker ve yayıncılar görüyoruz. Diğer bir utanç Mısır gazetelerindeki köşe yazarlarının Gazze’ye yönelik saldırganlıktan direnişçi grupları sorumlu tutmaları. Filistinlilerin bedenlerinin yırtılmasını şenlik ile karşılamaları.  Süren kampanyayı görenler zannederler ki Filistinliler Mısır’ı işgal etti. Kadınlarına kötü gözle baktılar, servetlerini yağmaladılar ve Nil suyuna el koydular. Açlıktan öldüren bir kuşatma düzenlediler. Hiksoslar, Tatarlar ve diğer işgalcilerin yaptığı gibi...


İSRAİL DEVLETİ HER FİLİSTİNLİYİ BİR HEDEF HALİNE GETİRDİ

Dr. Saeb EREKAT  / Gulf News

İsrail’in alt yapıya, elektrik santrallerine ve su şebekesine yönelik saldırıları kendini savunma amaçlı olmadığının açık bir kanıtıdır.

Bir saldırganın işgal altındaki bir halka karşı kendini savunma hakkı yoktur. İsrail yaptıklarıyla, kendi işgalini savunuyor ve Filistin ulusal haklarını sistematik olarak reddediyor. Bu, Filistin ulusal birliğini çözmek ve Filistin’in kurumlarını zayıflatmak için mümkün olan her yolun denenmesidir.

Bu sistematik saldırı politikasının karşısında uluslararası toplumun iki seçeneği var: Ya kayıtsız kalmaya karar verir ya da Filistin halkını korumak ve barışa bir şans vermek için sorumlu işgalci gücün ihlallerini durdurmak için müdahale eder.

VAHŞET ÖRNEĞİ

Filistinliler için Gazze’de güvenli hiçbir yer yok. Öldürülen, 9 yaşındaki Umama Al Hayye, 2 yaşındaki Dima İsleem, 2 yaşındaki Muhammet Ayyad, 4 yaşındaki Rahaf Abu Cuma’nın yanı sıra 130’da fazla diğer çocukların isimleri İsrail için her Filistinlinin olası bir hedef olduğunun kanıtıdır.

Eğer bazı ülkeler İsrail’i hukukun üstünde bir devlet olarak kabul etmeye devam ederse bu listenin büyümesini bekleyebiliriz. Uluslararası toplum müzakerelerin yeniden başlaması çağrısının arkasına gizlenmekten vazgeçmeli ve Filistin halkını koruma sorumluluğu dahil kendi sorumluluklarını uygulamalı ve İsrail’i kendi yükümlülüklerini yerine getirmediği için sorumlu tutmalıdır.
 

ÖNCEKİ HABER

Bakanlar bu çocuğu düşündü mü?

SONRAKİ HABER

Filiz Kerestecioğlu: LGBTİ+ Onur Yürüyüşü ve Onur Haftası neden yasaklandı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa