Kâr yoksa, bonzai ile mücadele kimin umurunda!

Kâr yoksa, bonzai ile mücadele kimin umurunda!

Bonzai kullanımının hızla arttığı bir süreçte, Ankara’da madde bağımlılarını tedavi eden iki merkezden biri olan Gazi AMATEM binası, henüz bir yıl önce taşındığı binanın ön cephesindeki çöküntü gerekçe gösterilerek kapatılmak isteniyor.

Bonzai kullanımının hızla arttığı bir süreçte, Ankara’da madde bağımlılarını tedavi eden iki merkezden biri olan Gazi Üniversitesi Alkol Madde Tedavi Merkezi (AMATEM) binası, henüz bir yıl önce taşındığı binanın ön cephesindeki çöküntü gerekçe gösterilerek kapatılmak isteniyor. ‘Sokakta Yaşayan Çocuklar için Rehabilitasyon Merkezi’ olarak hizmet veren AMATEM’e başka bina tahsis edilmezken, rektörlüğün başhekimlik üzerinden klinik yönetimine yazı göndererek binanın en kısa sürede boşaltılmasını istediği iddia ediliyor. Öte yandan, AMATEM kliniğinin sorumlusu Prof. Dr. Zehra Arıkan, binada bulunan çökmeden Rektörlük ve İdari İşlerin haberdar olduğunu, kendilerine binayı güçlendirme çalışmalarının yapılacağını ancak verilen sözün tutulmadığını söyledi. Kendilerine klinik için “Yer yok” cevabının verildiğini söyleyen Arıkan, Bağımlılık ünitesinin hastaneler için kâr getiren bir bölüm olmadığı için yük olarak göründüğüne dikkat çekti.

‘REKTÖR VE GÖKÇEK ÇÖKÜNTÜDEN HABERDARDI’
Daha önce Gölbaşı’nda bulunan Klinik, bir yıl önce mevcut binasına taşındı. Bir süre önce binada incelemeler yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Arıkan, incelemeler sonunda çökmenin çok tehlikeli boyutlara geldiğinin görüldüğünü, bu nedenle de binanın kapatılmak istendiğini söyledi. Hem Rektörün hem de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in klinik taşınmadan önce binada çöküntüler yaşandığını bildiğine dikkat çeken, “Bu binayı ilk bulduğumuzda rektörümüz Gölbaşı’nda olan bağımlılık ünitesini kapatmak istemişti. O zaman da biz kapatılmasını istememiştik. Bize yer bulmamız söylenmişti bizim de aklımıza burası gelmişti. Rektör Bey’le gidip Melih Gökçek ile görüştük o da burayı size veririm dedi ancak binanın ön kısmında bir çöküntü olduğunu ikisi de biliyordu” dedi. Klinik taşınmadan önce de Rektör ve yapı işleriyle birlikte giderek binayı incelediklerini söyleyen Arıkan şöyle devam etti: “Yapı işleri idare edilebileceğini, zaman içerisinde ise bu göçüğün tamir edilebileceğini söylemişti. O şekilde girdik oraya ancak bir yıldır orada bir tamirat yapılmadı. Nisan ayında orayı teknik manada tekrar gözden geçirmişler. Yıkılma ihtimali var raporu alınınca bizden hasta yatışını durdurmamızı, hastaları başka yere aktarmamızı ve acilen burayı boşaltmamız gerektiğini söylediler” şeklinde konuştu.

‘HASTALAR YENİDEN MADDEYE BAŞLAYABİLİR’
Üniversite arşivinin de kliniğe taşındığını söyleyen Arıkan, arşiv ağırlığının da çöküntüyü hızlandırdığını vurgu yaparak şöyle konuştu:”Arşiv günlerce taşındı. Oraları çöküyordu zaten ama o yük de sorun getirdi. O çökmeyi belki biraz daha arttırdı. Öyle olunca da acilen boşaltma gündeme gelmiş olabilir. Bizim için boşaltmak sıkıntı değil. Orada haklılar, can kaybı olmamalı. Ama ne yapacağız? Kliniği nerede açacağız? Bu konuda düzgün cevap vermediler. Yer istediğimizde, yerin olmadığını söylediler.” Hastalarının bu durumdan kötü etkileneceğini dile getiren Arıkan, “Epeydir takip ettiğimiz hasta var. İlaç tedavisi uyguladığımız hastalarımız var. Haftada bir ya da 15 gün de bir takiplerle yürütüyoruz. Epeyce de madde kullanmayan hastamız var. Bazı hastalar aciliyet gerektiriyor, yatırmak gerekiyor. Yatırmamız gerekenleri burada yatıramayacağız. Başka yerlere sevk etmemiz gerekiyor. Ancak Ankara’da bir tane AMATEM var bununla ilgili. Onların da yükü inanılmaz durumda ağır. O zaman da göndereceğimiz bir yer kalmıyor. Peki, onları nasıl tedavi edeceğiz?” diye sordu. Arıkan, bağımlılık ünitesinin kapanması halinde hastaların yeniden madde kullanmaya başlayabileceği konusunda da uyardı. (Ankara/CİHAN)

HASTALAR ENDİŞELİ
Klinikte tedavileri devam eden hastalar kapanma ihtimali yüzünden endişe içindeler. Yaklaşık 5 yıldır eroinle mücadele eden Can Çatma, kendilerinin bir şekilde destek almaları gerektiğini, kliniğin kapanmasıyla tedavi sürecinin olumsuz etkileneceğini söyledi. Çatma, “Bağımlılık insanın ömrü boyunca devam eden bir süreç. Bununla mücadele için her türlü desteğe ihtiyacımız var. Önceden bıraktım ama yine başladım.  şimdi ise 25 günlük bir temizliğim var ama yine istiyorum. Ama buradan aldığım destek sayesinde kendimi bir şekilde frenliyorum. Ama böyle yerler olmaz ise biz biteriz açıkçası” sözleriyle yaşadığı endişeyi paylaştı. Bağımlı hastalardan Burak Kızılırmak ise kliniğin kendileri için tek çözüm yolu olduğunu, başka bir yerde yapılacak tedavi ile belki kurtulma ihtimalinin az olduğunu söyledi. Doğukan Coşkun ise eroinden çok çektiklerini, etkilerini çevrelerinde sevenlerine de hissettirdiklerini söyledi.

GÖLBAŞI BİNASI DA KAPATILMIŞTI
Bir yıl önce taşındıkları binanın kolonlarındaki çökmeler gerekçe gösterilerek kapatılmak istenen Gazi Üniversitesi AMATEM’in Gölbaşı’nda bulunan binası da Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 25 Temmuz 2013 tarihinde herhangi bir bilgi verilmeksizin kapatılmıştı. Üstelik Rektörlük Aralık 2012 tarihinde merkezin İvedik Mahallesi’nde bulunan ve halen depo olarak kullanılan bir binaya taşınmasına karar vermiş ancak 25 Temmuz 2013 sabahı söz konusu bina kullanıma açılmadan Gazi AMATEM’in kapatıldığı bildirmişti.
29 yıldır Alkol Madde Bağımlılarına tedavi hizmeti sunan klinik Ankara’da sadece  alkol ve madde bağımlılığı alanında tedavi sağlayan iki üniversite kliniğinden biri. Klinik sadece Ankara değil çevre bölgelerden de yoğun başvuru alıyor.

BİR AYDA 6 BİN BAŞVURU
Bonzai adlı uyuşturucu maddenin tedavisi için tedavi merkezlerine 1 ay da 6 bin başvuru yapıldı. Bonzai kullanım oranının en yüksek olduğu il İstanbul. Son bir ayda 6 bin kişi tedavi için Bakırköy AMATEM’e başvurdu. Bağımlılık yaşı ise 13’e kadar düştü.
Bu rakam madde kullanımındaki artışı gözler önüne sererken, alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezlerinin de önemini bir kez daha ortaya koydu.

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM İÇİN YÜK!
Konuyla ilgili Evrensel’e konuşan SES Genel Merkezi Genel Sekreteri Birsen Seyhan, sağlıkta dönüşümle AMATEM gibi tedavi merkezlerinin bir yük olarak göründüğüne dikkat çekerek şöyle devam etti: “Bilindiği gibi bu tür merkezler kar getirmeyen, uzun süreli tedavinin ve takibin gerekli olduğu, çok yönlü hizmeti göz önünde bulundurması gereken merkezlerdir. Ancak biliyoruz ki,  sağlıkta dönüşüm programı bugüne kadar koruyucu sağlık hizmetlerini ortadan kaldırdığı gibi, bu tür merkezleri de bir yük olarak görmektedir. Bugün Ankara’daki merkezin kapatılması gündemi de bundan bağımsız değildir.” Seyhan, madde bağımlılığın Türkiye’de geldiği nokta ve ulaştığı boyutlar itibariyle böyle tedavi merkezlerinin kapatılmak yerine sayısının ve niteliğinin hızlıca artırılması gerektiğini dile getirdi.

www.evrensel.net