Unutulmasın diye…

Unutulmasın diye…

Şimdi dönüp o günlere bakmak, hatırlamak, belki de önümüzdeki yıllar boyunca gölgesinde yaşayacağımız o 269 gün üzerine kafa yormak demek. Dillere destan adı ve gülümseyen bir fotoğrafı dışında onunla hiç karşılaşmayan binlerce insanın bir mart ayazında Şişli sokaklarına dökülüşünü gördüm.

Halil TÜRKDEN

Şimdi dönüp o günlere bakmak, hatırlamak, belki de önümüzdeki yıllar boyunca gölgesinde yaşayacağımız o 269 gün üzerine kafa yormak demek. Dillere destan adı ve gülümseyen bir fotoğrafı dışında onunla hiç karşılaşmayan binlerce insanın bir mart ayazında Şişli sokaklarına dökülüşünü gördüm. Biber gazından tıkanarak yere düştük, silahlı adamların zorbalığından sıyrıldık, sokaklarımıza her gün üzerinde yürüdüğümüz kaldırımın taşlarıyla barikatlar kurduk, bazılarımız hayatında ilk defa sokaklarda uzanan cansız bedenler gördü, canilerden korunmak için koştuk ve “Zulmün olduğu yerde başkaldırı olacaktır,” diyerek meydanlara ve vicdanlarımıza yeni alanlar açtık. Her gün bir şeyler olsun, değişsin diye bekledik. Berkin Elvan, dönüp o günlere yeniden bakmak ve birçoğumuzun tanık olacağını aklının ucundan bile geçirmediği görüntülerden oluşan bir arşivi ve duygu birikimini gözden geçirmek demek.

30 YAZI VE 11 ÇİZİMLE, BERKİNLER

İnsan Hakları Derneğinin rakamlarına göre Berkin Elvan yaşamını kaybettiğinde, 1988 yılından bu yana Türkiye’de güvenlik uygulamaları sonucunda yitirdiğimiz 579. çocuktu. Rakamların lisanı yoktur ve bazı cümleleri boğazınıza tıkayabilir. Okul sırasında, futbol sahasında, tiyatro sahnesinde ve oyun alanında olması gereken onca güzel isim… Oğuzcan, Doğan, Ceylan, Enver, Umut, Canan, Behzat, Uğur ve daha nicesi…   

30 yazı ve 11 çizimle, Berkin’in yaşıtı olan bu çocukların nicesine yer verilen “Haziran’da Bir Fidan: Berkin İçin…” kitabında onlara dair öykülerle karşılaşıyoruz. Yaşar Kemal’den StigDaggerman’a, Cemil Kavukçu’dan Şafak Pavey’e, Mustafa Delioğlu’dan Pakize Özcan’a, farklı ideolojik ve edebi çevrelerden çok sayıda yazar ve çizeri, Ayrıntı Yayınları bu kitapta bir araya getirmiş.

Kitaptaki hikayeler edebiyatın ait olduğu yerden, içeriden, insan kalbinden geliyor. Bazen bir olayı veya olguyu hukukla, sokak kameralarıyla, fotoğraflarla veya milyonlarca tanıkla anlatamazsınız. Ne gariptir ki, bu zamanda bir insanın bedeniyle bile anlatamıyorsunuz. Ama edebiyat öyle bir eşiktir ki, hafızalarımızın geçemeyeceği kapıları aralar bizlere. Bir çocuğun mutluluğundan gözyaşına kadar tüm coşkusunu edebiyat ustalıkla aktarabilir. Yavrusunu kaybeden bir anneyi milyonların önünde yuhalatan zihniyeti herkes ve her şey saklar ama edebiyat onu da pekiyi anlatır.

BU MASALLAR ZALİMİN DERS KİTABIDIR

“Haziran’da Bir Fidan: Berkin İçin…” tüm geliri Berkin Elvan ailesine gidecek, her içeriği özenle hazırlanmış ve işlenmiş bir kitap. Dahası, bu bir Berkin Elvan kitabı değil; yalnızca Berkin’i anlatmayan, zulme karşı başkaldıran bir çocuğu “terörist” damgasıyla uzaktaki yaşıtlarına bile düşman gibi gösteren zihniyete ders kitabıdır. Bu kitaptaki hikayeler, çizimler ve masallar zalimin ders kitabıdır. Kıyısı köşesi, batısı doğusu, içerisi dışarısı diye ayırmadan aynı yaşta aynı kitabı okuyan çocukların isimsiz olduğunu kanıtlayan bir kitap bu.
“Elinde patlayıcı vardı, taş vardı,” açıklamalarıyla kendini aklamaya çalışan muktedire edebiyatın mertebesinde “dur” diyebilmenin, bahçesinde oyun oynarken mayına basıp yaşamını kaybeden 8 yaşındaki Behzat’ın, Berkin’in ve Ceylan’ın hesabının sorulacağının müjdesidir. Bu kitap, devlet dersinde veya ekmek derdinde kaybedilen çocukların olduğu kadar paslanmasından korkmamız gereken toplumsal belleğimizin kitabıdır. Muhakkak ki, şair Onat Kutlar’ın yakındığı gibi, “unutuşun kolay ülkesindeyiz”.

Düşünüyorum nasıl budandık bahara ulaşmak için.
Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin
unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz
ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından
ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım
durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için.
(Turgut’a / Onat Kutlar)

www.evrensel.net