İsyankar bir Hamam Böceği

İsyankar bir Hamam Böceği

Kapağında siyah hamam böcekleri yürüyen bir kitabı gördüğünüzde ne hissedersiniz? İlk bakışta akıllara karamsar, içe dönük bir anlatı ile karşılaşacağımız izlenimi vermiyor mu. Hatta kitabın tanıtım yazısını okuyunca ve Gregor Samsa benzetmesini de görünce bu fikir daha da pekişebilir. Ancak daha kapağı aralar

Bahar Çelik

Bahsettiğimiz kitap Rawi Hage’nin 2008 yılında “Cockroach”  ismi ile basılan, nisan ayında Pelin Özgören çevirisi ile Everest Yayınları’ndan, Türkiyeli okurlarıyla  buluşan Hamam Böceği isimli kitabı. Hamam Böceği Rawi Hage’ye Uluslararası Impac Dublin Edebiyat Ödülünü kazandıran ilk romanı De Niro’nun Oyunu’ndan sonra basılan ikinci romanı. Beyrut doğumlu olan yazar, Lübnan iç savaşı sonrası göç ettiği Kanada’da kendisi gibi yerinden yurdundan olmuş, gittikleri ülkelerde yoksul bir hayat süren insanların yaşamlarına tanıklık ediyor. İsimsiz kahramanımız  vesilesi ile bu tanıklığı bizler de bizzat yaşıyoruz.  Kanada Devleti’nin ve Montreal’in cilalı görüntüsünün ardındaki görünmeyeni izleme fırsatı buluyoruz.

Ağırlıklı olarak Orta Doğu ve üçüncü dünya ülkelerinden  göç etmiş insanların yaşadığı bir bölgede ikamet eden kahramanımız bir süre önce başarısız bir intihar girişiminde  bulunmuştur. İntiharın ardından bir rehabilitasyon merkezinde kalmış ve sonrasında da terapilerine devam etmektedir. Kendini zaman zaman hamam böceği olarak görmektedir ve bu şekilde çeşitli eylemlerde bulunduğuna dair sanrılara kapılmaktadır.  Anlatı ilerledikçe görürüz ki gerçek ve sanrı birbirine karışır. Kahramanımız koca bir hamam böceği ile hesaplaşmaya girişir. Hesaplaştığı aslında korkuları, zaafları yani bizatihi kendisidir. Kahramanımızın terapistine anlattıklarına bakılırsa Lübnan’da hiç kolay bir yaşamı olmamıştır. Zor bir çocukluk, ardından gelen ablasının ölümü ve hırsızlık maceraları.

HANGİ YÜKSEK KÜLTÜR ÇALMAMIŞ!

Kahramanın şimdiki yaşamında etkili olan karakter ise aşık olduğu Şohreh ve Müzisyen Reza’dır. Yine kitapta hikayesine tanıklık ettiğimiz Şohreh’in yakın arkadaşı olan Fahroud’un hikayesi de eş cinsellere Müslüman ülkelerde uygulanan baskıcı tutum ve  iki yüzlü ahlak anlayışını yansıtmakta. Baş karakterimizin her türlü baskıyla derdi olduğu gibi, burjuvazi ve onun yaşam biçimi, alışkanlıkları ile de derdi olduğunu görürüz. Kitabın genelinde orta ve yüksek sınıfın yaşam kültürüne dair bir eleştiri olduğu okunuyor. Garsonluk yapmak üzere girdiği lokantada patronu için söyledikleri bu anlamda güzel bir özet sunuyor. “Zenginler yoksullardan nefret eder; özellikle de, kokusu bir bulut gibi yayılıp sigaraları, dumanı tüten tabakları gölgede bırakan ya da pahalı bir parfümün havada süzülen rayihasını bastıran yoksullardan nefret ederler. Bir hizmetkardan en küçük bir bedensel, doğal koku sızmamalıdır. Bir hizmetkar görünür ama göze batmaz, becerikli ama dikkat çekmez, besleyici ama yetersiz beslenmiş olmalıdır.” Üçüncü Dünya ülkelerine medeniyet götüren, özgürlük, demokrasi konularında ders veren gelişmiş ülkelerin diğer taraftan onlara silah satmak için ne tür kirli oyunlara başvurduğu, az gelişmiş ülkelerin kaynaklarının nasıl sömürüldüğü de kitabın içinde yer alan meselelerden; Hangi yüksek kültür çalmamış, ödünç almamış, el koymamış ya da ucuza kapatmamıştır ki?
Kahramanımız gibi yoksul birinin yaşadığı apartmanda elbette yine onun gibi toplumun en dibindekiler yaşıyor. Açlıklarını, Montreal’in soğuğunu, ayın sonunu getirirken ki tedirginliklerini iliklerimize kadar hissediyoruz. Ama yoksulluğun yaratıcı gücü ve yazarın anlatımı karşısında da gözlerimiz kamaşıyor.

Rahatlıkla söylenebilir ki Hamam Böceği son yılların en başarılı romanlarından biri. Kurgusu, anlatı dili ve ayrıntılardaki renklilik merkezinde ağır bir konuyu barındırıyor olmasına rağmen romanın akışını asla düşürmemiş. Ana konuyu başarılı bir şekilde sona bağlarken yan anlatılar romana zenginlik katmış. Yaz rehaveti demeyin ve bu kitabı okumayı ertelemeyin derim.

Rawi Hage , Hamam Böceği, Everest Yayınları, Çeviri Pelin Özgören,270 sayfa
[email protected]

www.evrensel.net