01 Temmuz 2014 18:48

Başbakan Erdoğan istifa etmeli

Erdoğan'ın adaylığının da açıklanmasıyla cumhurbaşkanlığı seçim süreci başladı. Ancak ortada adaletsiz bir yarış var. Eski AİHM Yargıcı CHP Milletvekili Rıza Türmen, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için başbakanlıktan istifa etmesi gerektiğini söyledi. HDP'li Levent Tüzel ise 'bağış' uygulamasına dikkat çekti.

Başbakan Erdoğan istifa etmeli

Paylaş

Tuba GÜNGÖR
İstanbul

Siyasi partilerin cumhurbaşkanı adayları belli olurken cumhurbaşkanını ilk defa halk oyunun belirleyecek olması da yeni uygulamaları beraberinde getiriyor. Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu’na göre Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası için adaylar devlet yardımı, şirket, sendika, vakıf, dernek gibi tüzel kişilerden bağış ve yardım alamayacaklar. Seçim kampanyası için ‘Seçim hesabı’ açılarak bireyler üzerinden bağış yardımı yapılabilecek. Bu bağışları ‘kimlerin’, ‘neden’ yapacağı ise muğlak. Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu ve adaylara yapılacak bağış kampanyalarını gazetemize değerlendiren Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nun adaylar arasında eşitsizlik yaratacağına dikkat çekerek, Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için başbakanlıktan istifa etmesi gerektiğine dikkat çekti.

İŞ ADAMLARI SIRAYA GİRECEK

“Partiler kendi adaylarını gösterebiliyor ancak kendi adayına maddi olarak yardım edemiyor” diyerek yasaya tepki gösteren Türmen, Erdoğan başbakanlık görevine devam ederek aday olursa devletin bütün imkanlarından yararlanacağını belirtti. Diğer partilerin ise bağışla sınırlı kalacağını söyleyen Türmen şunları kaydetti: “Adaya seçim hesabı açtıracak. Bu seçim hesabına yatırılacak. Örneğin bir şirket desteklediği adaya bir defada yüksek bir miktarda para yatıramayacağı için işçiler üzerinden paraları yatırabilecekler. Bir aile de her birey için ayrı ayrı para yatırabilecek. Aslında bir kişi üzerinden farklı kişiler adıyla bu yüksek meblağlar yatırılmış olacak. İş adamları muhalefet adaylarına yardım yapmakta çekinecekler. Başbakana
yardım yapmak için sıraya girecekler.”

‘EŞİTSİZLİK ORTADAN KALDIRILMALI’

Başbakan Erdoğan’ın aday olabilmesi için başbakanlıktan istifa etmesi gerektiğini söyleyen Türmen, “Erdoğan başbakanlıktan istifa etmeden cumhurbaşkanı adayı olursa, barajlar köprüler açacak. Bu ise adaylar arasında çok büyük bir eşitsizlik yaratacak. Bu eşitsizliği biraz da olsa ortadan kaldırmak için Başbakan Erdoğan’ın istifa etmesi önemlidir. Aksi takdirde cumhurbaşkanını halk tarafından seçilmesi ilkesiyle bağdaşmaz” dedi. Türmen, “Ayrıca bu kanun başbakanın aday gösterileceği şekilde ve istifa etmemesi üzerine kurularak hazırlanmıştır” dedi. Bu paraların sadece seçim için kullanılması gerektiğine dikkat çeken Türmen, “Başbakanın emri ile patronlar Erdoğan’a büyük paralar harcayacak. Öbür adaylar ise meteliğe kurşun atacak. Sağdan sola koşturacaklar maddi kaynak bulmak için. Kaynaklar arasında orantısız bir şey olacak. Bu da seçme ve seçilme hakkına aykırıdır” ifadelerini kullandı.

TÜZEL: BAŞTAN EŞİTSİZ VE ADALETSİZ BİR SEÇİM

Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu’nu ve adaylar için başlatılacak bağış yardımını gazetemize değerlendiren HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, bunun seçimlerin şeffaf ve demokratik olmasının önüne geçeceği söyledi. Buna göre iktidar partisinin devlet olanaklarından yararlanacağına dikkat çeken Tüzel, bunun eşitsiz ve antidemokratik olduğunu belirtti. Yasaya göre 10 liraya kadar bağış yapılacağını belirten Tüzel, “Hangi dar gelirli vatandaş, asgari ücretli, işsiz buralara bağışta bulunacak”diye sordu. Cumhurbaşkanı adayına bu kadar yüksek parayı ancak sermayedarların yapabileceğini ifade eden Tüzel, ne kadar şeffaf  olacağının ise şimdiden belli olduğunu söyledi. Tüzel’de adaylığını açıklayan Başbakan Erdoğan’ın görevini bırakması gerektiğini de kaydetti. Tüzel, Başbakanın nüfusunu ve olanaklarını adaylık süresince kullanmasının daha baştan eşitsiz ve adaletsiz bir seçim içine girdiklerini gösterdiğini söyledi. Diğer partilerin eşit olmayan bir şekilde kendi olanaklarıyla seçime girdiklerini belirten Tüzel, kendi adaylarının seçim maliyetini de milyonlarca asgari ücretli, işsizin, mütevazı katkı ve emekleriyle sürdüreceklerine dikkat çekti. AKP’nin Başbakanın mitinglerine işçileri patronların emri ve zorlamasıyla götürdüğünü belirten Tüzel, fabrika patronlarının aynı tutumu bağış kampanyası döneminde de göstereceklerinin altını çizdi. Tüzel, patronların doğrudan şirket adına bağış yapamayacağı için çalıştırdıkları emekçiler üzerinden bunu yapacaklarını ifade etti.  17 ve 25 aralık yolsuzluk operasyonlarının da hatırlatan Tüzel, “Böyle bir yolsuzluk üzerinden mi bu havuzlar dolacak” diye sordu. Tüzel bu havuzların hangi çıkar ilişkileri ve neyin karşılığında olduğunu çıkarmanın da sorumlulukları olduğunu söyledi.


BU HAVUZU KİM DOLDURACAK?

Türkiye’de ilk defa 10 Ağustos 2014’te yapılacak seçimde cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek. 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’na göre cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası için adaylar devlet yardımı, şirket, sendika, vakıf, dernek gibi tüzel kişilerden bağış ve yardım alamayacaklar. Ancak uzmanlar bir cumhurbaşkanının seçim kampanyasının 15 ile 20 milyon lira arasında bir meblağa mal olacağını belirtiyor. Yasaya göre adaylar ise bu parayı bağış kampanyalarıyla toplayabilecek. Ancak “Cumhurbaşkanlığı seçiminde finansman şeffaflığı sağlanacak mı?”,  “Adayların kampanya parasını nereden aldığı ve nasıl harcadığı bilinecek mi?”, “Bu bağışları kimler yapacak”,  gibi bir çok soruyu ve sorunu da beraberinde getiriyor.

BU BAĞIŞLARI KİMLER YAPACAK?

Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’nda , “Adaylar, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, tüzel kişilerden ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek kişilerden bağış ve yardım alamazlar” ibaresi yer alıyor. Buna dayalı olarak da cumhurbaşkanları adayları için ‘Seçim hesabı’ açılıyor. Bu hesaplara, “Her bir kişinin adaylara yapabileceği nakdi yardım miktarı, her bir tur için en yüksek devlet memuruna mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarını geçemez. Alınan bağış ve yardımlar veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünç niteliğinde para kabul edemez” denilerek bir bağış kampanyası düzenleme imkanı veriliyor. Yüksek Seçim Kurulunun bu kararına göre bir kişi cumhurbaşkanı adayına en fazla 9 bin 82 lira para bağışta bulunabilecek. Ancak bu yasa bazı sorunları da beraberinde getiriyor. “Cumhurbaşkanlığı seçiminde finansman şeffaflığı sağlanacak mı?”,  “Adayların kampanya parasını nereden aldığı ve nasıl harcadığı bilinecek mi?”, “Bu bağışları kimler yapacak”,  “Bağış yapacak kişiler neden bu kadar yüksek meblağlarda bağış yapacak”  gibi bir çok soruyu ve sorunu da beraberinde getiriyor. Kanunla adaylara kurum ve kuruluşların maddi destek yapılmasına izin verilmezken, bu kurum ve kuruluşlar uçak tesis etme, konaklama masraflarının karşılamasını ise sağlayabilecek. Yani kanunda bu kısım düzenlenmiş ve açıkça belirtilmiş değil yasal bir boşluk var bu kısımda.

AKP MİLLETVEKİLLERİ İLE BAŞLAYACAK

Bu yasanın resmi gazetede yayınlanmasıyla birlikte AKP kendi adayının seçim kampanyası bütçesinin kişisel bağışlardan karşılanması için harekete geçti. AKP yönetimi, Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu gereği siyasi partilerin adaylara maddi destek vermesinin mümkün olmadığı hükmünden hareketle öncelikle milletvekilleri arasında bir bağış kampanyası başlatacak. AKP kurmayları her milletvekilinin yasal sınır olan 9 bin lira bağışta bulunması ve teşkilatlardan yapılacak kişisel bağışlarla da seçim kampanyası bütçesinin en az 5 milyon liralık bölümünü buradan karşılamayı planlıyor. AKP yönetiminin önümüzdeki günlerde milletvekillerine ve teşkilatlara kişisel bağışların Başbakan Erdoğan için açılacak “Seçim hesabına” yatırabileceklerini duyurması da bekleniyor. Ayrıca AKP kurmayları, “Bizim 9 milyon üyemiz var. Her biri bir lira verse 9 milyon lira eder” değerlendirmesi de yapıyor.

SEÇİM KAMPANYASI İÇİN 20 MİLYONA İHTİYAÇ VAR

Uzmanlar ise bir cumhurbaşkanı adayının seçim kampanyasını yürütebilmesi için en az 15-20 milyon arası liraya ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Seçim kampanyası yürütebilmek için adaylara 15-20 milyon liralık bağışı kimlerin hangi gerekçeyle yapacağı ise hâlâ muğlaklığını koruyor.


CHP’Lİ ÇIRAY: HER GÜN BAŞBAKAN'I İSTİFAYA DAVET EDECEĞİM
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray, Amerika’nın Sesi’ne Erdoğan’ın adaylığını “sürpriz değil” yorumunda bulunduktan sonra “O derece sürpriz değil ki eski Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ruh halini ortaya koyan yine kutuplaştırıcı sert bir konuşmaydı. Benim beklentim bundan sonra Tayyip Bey’den Başbakanlık görevini bırakarak yarışmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“Sizce bırakacak mı?” sorusuna Çıray, “Beklemiyorum ama Türkiye kamuoyunun dikkatini bu konunun üzerine çekmek istiyorum. Demokratik bir ülkede kimseye kanunlar üzerinde ayrıcalık tanınmaz. Kendince eşit yurttaşlık mücadelesi verdiğini savunan bir kişinin ne kadar eşit yarışacağını Türkiye’nin dikkatine sunmak için söylüyorum. Her gün de Başbakan’ı ister etsin ister etmesin istifaya davet edeceğim” karşılığını verdi.
Erdoğan’ın konuşmasında “İlk kez halkın Cumhurbaşkanı seçilecek” yönündeki ifadesini değerlendiren Çıray, geçmişte de halkın iradesini vekalet ettiği milletvekillerince seçim yapıldığını anımsattı. Çıray, “Şimdi yüzde 51 ile seçilmesi parlamento iradesini, kuvvetler ayrılığı ilkesini yok farz etmesini haklı kılan bir faktör olamaz. Parlamento çünkü halkın yüzde yüzünün iradesini temsil eder. Biz Ekmel Bey’in seçileceğine inanıyoruz ama O da seçilse kimse kendisinde de fakto Başkanlık iradesi hakkı, yetkisi göremez, ne anayasal ne yasal olarak” dedi.

HDP’Lİ ÖNDER: ADAYLIĞI ADİL DEĞİL
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise, Erdoğan ile İhsanoğlu’nun “birbirinin tıpkısı iki aday” olduğunu söyledi. Dolayısıyla da Demirtaş’ın demokratik güçleri temsil ettiğini ve ortada sadece iki çizgi adaylığı olduğunu kaydeden Önder, “Meşru bir aday. Hayırlı olsun diyorum. Ama son tahlilde demokratik bir yarış olmalı. Bunun için de Başbakanlık’tan istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu an için adaylığı yasal ancak meşru olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Başbakanlık’tan istifa çağrısıyla işin parasal boyutunu kastetmediğini kaydeden Önder, Başbakanlık makamıyla Erdoğan’ın elinde kamu gücünü bulundurduğunu dile getirdi.
Erdoğan’ın konuşmalarındaki Gezi protestoları karşıtlığını da değerlendiren Önder, “Erdoğan nasıl bir başbakanlık yaptı ise öyle bir cumhurbaşkanlığı yapacaktır. Gezi yıpratılamayacak bir tarihi bir harekettir” diye konuştu.
Önder, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci turda Demirtaş ve Erdoğan’ın yarışacağına inandığını belirterek, CHP’nin tabanında ciddi bir tepki olduğunu ve Demirtaş’ın destekleneceğini sözlerine ekledi.

MHP’Lİ BAL: ERDOĞAN BÜTÜNLEŞTİRİCİ OLAMAZ
MHP MYK üyesi, Konya Milletvekili Faruk Bal, da “Türkiye demokratik toplum gereklerine yönetilmeye layık bir ülkedir. Şimdiye değin Başbakan’ın izlediği politikalar ve hakkındaki iddialar dikkate alındığında yolsuzlukların hesabını vermemiş birisi olarak aday olmasını doğru bulmuyoruz. Henüz sıfırlanmamış iddiaların hesabını verdikten sonra Cumhur’un başına aday olmalıydı” dedi.
Twitter, Facebook, Youtube’u getirilen yasakları anımsatan Bal, Erdoğan’ın tüm Türkiye’yi temsil edemeyeceğini dolayısıyla da doğru adayı Ekmeleddin İhsanoğlu olduğunu savundu. Bal, “Erdoğan hep toplumu kutuplaştırmıştır. Hep biz ve onlar ayrımı yapmışlardır. Böyle bir kişinin Cumhurbaşkanlığı makamında bütünleştirici bir fonksiyonu ifa edemeyeceğini düşünmekteyiz” diye konuştu. (ANKA)

ÖNCEKİ HABER

Bu yolu takip eden engelli ŞOK’a çıkıyor!

SONRAKİ HABER

Sri Lanka Sağlık Bakanlığı ölü sayısını 253 olarak düzeltti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa