28 Haziran 2014 06:00

Erteleme mi, yasaklama mı; yoksa Anayasal suç mu?

Sendikayı sendika yapan iki temel unsur vardır. Biri toplu pazarlık hakkı, diğeri de grev hakkı. Bir yerde sendikal özgürlüklerden, toplu pazarlık hakkından söz edebilmek için mutlaka grev hakkının var olup olmadığına bakmak gerekir.

Erteleme mi, yasaklama mı; yoksa Anayasal suç mu?

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Prof. Dr. Yuksel AKKAYA

Sendikayı sendika yapan iki temel unsur vardır. Biri toplu pazarlık hakkı, diğeri de grev hakkı. Bir yerde sendikal özgürlüklerden, toplu pazarlık hakkından söz edebilmek için mutlaka grev hakkının var olup olmadığına bakmak gerekir.
Sendika özgürlüğünü de toplu pazarlık hakkını da belirleyen tek ve en önemli unsur grev hakkıdır. Grev hakkından yoksun bir evrende ne toplu pazarlıktan, ne de sendikal özgürlükten söz edilebilir. Her üçü de birbirini tamamlayan, birbirine vücut veren etkenlerdir, eylemlerdir, birbirlerinin olmazsa olmazıdır.
İlgili yasaya göre bir grev, Bakanlar Kurulunca ancak genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte ise ertelenebilir. İdari bir karar olduğu için de, Bakanlar Kurulunun kararının denetimi ve yasaya uygunluğu açısından Danıştaya yürütmeyi durdurma ve iptal davası açma hakkı düzenlemiştir. Ancak, Türkiye’de uygulamada, Bakanlar Kurulunun grev erteleme ile ilgili aldığı kararların arkasında genel sağlık veya milli güvenliği bozucu nedenlerden çok, sermayenin istekleri ve çıkarları doğrultusunda “görülen lüzum üzerine” grevi erteleme adı altında yasaklama amacı yattığından, dava açma hakkı karşılığını bulmamaktadır.
Bakanlar  Kurulu her ne kadar ilgili yasaya dayanarak “genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu nitelikte” gördüğü grevleri erteleme adı altında yasaklasa da, gerekçe haksız ve doğru olmadığı için anlamsızdır; bu nedenle yasal düzenlemeyi kötüye yorumlamaktan da ötedir. Böyle olduğu için de ortada işlenen bir anayasal suç vardır: Sendikal örgütlenme ve eylem hakkının gaspı suçu! Zira daha önce de belirtildiği gibi sendikal özgürlük serbest toplu pazarlık hakkını ve onu besleyen grev eylemini içeren bir bütündür. Bu bütünün parçalarından birinin ihlali sendikal özgürlük ile bağdaşmaz. Bakanlar Kurulu, Kristal-İş’in grevini erteleme adı altında fiili olarak yasaklayarak hem grev hakkını ortadan kaldırmış, hem de toplu pazarlık hakkını yok etmiştir. Bu ise sendikanın varlık nedenini ortadan kaldırmaktan başka bir şey değildir.
Bu erteleme adı altındaki yasak sendikal özgürlük hakkını çiğnemekle kalmamış, çalışanların anayasal hakkı olan sendikalaşma hakkını da gasbetmiştir. Kuşkusuz onaylanmış uluslararası sözleşmeler ile çalışanlara tanınmış olan sendikalaşma hakkını da gasbetmiştir. Böyle olduğu için, Bakanlar Kurulunun bu kararı Anayasa’ya aykırı olduğu kadar, onaylanmış uluslararası sözleşmelere ve temel metinlere de aykırıdır. Bu aykırılık nedeni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru hakkı da doğmuştur.
Turkiye işçi hareketi Anayasal hakkı olan sendikal örgütlenme hakkına yönelik bu yasadışı karara karşı önemli bir sınavla karşı karşıyadır...

ÖNCEKİ HABER

Türkiye’de grev hakkı yoktur. Nokta!

SONRAKİ HABER

Görevden alınan öğretmen: İyi niyete böyle karşılık verilir mi?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa