3. Havalimanı: Neden bir ‘Zafer Anıtı’?

3. Havalimanı: Neden bir ‘Zafer Anıtı’?

3. havalimanı inşaatının temel atma töreninin en dikkat çekici yanlarından biri, Cengiz İnşaat sahibi Mehmet Cengiz’in Erdoğan’a mı yoksa Erdoğan’ın Cengiz’e mi verdiği belli olmayan plaket, diğeri ise Sayın Başbakan’ın 'Bugün biz sadece bir havalimanı değil aslında zafer anıtı inşa ediyoruz' sözleri oldu.

Alp Tekin OCAK

İstanbul’a yapılacak dünyanın en büyük havalimanının inşaatının temel atma töreninin en dikkat çekici yanlarından biri, Cengiz İnşaat sahibi Mehmet Cengiz’in Erdoğan’a mı yoksa Erdoğan’ın Cengiz’e mi verdiği belli olmayan plaket, diğeri ise Sayın Başbakan’ın ‘‘Bugün biz sadece bir havalimanı değil aslında zafer anıtı inşa ediyoruz” sözleri oldu.
Bu yazının konusu, Erdoğan’ın sözlerinin kendi içinde doğruluğu ve eğer böyle bir zafer ilan edilecekse, bu zaferin kime karşı ilan edilmiş olduğudur.
3. Havalimanı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu, İstanbul’a yeni bir havalimanı yapılmasını “Mega kentte yaşayan insanlar için kent kimi zaman sıkıntılı bir hal alır. Nüfus yoğunluğu, altyapı eksikliği, doğadan uzaklaşma, trafik karmaşası bu sıkıntıların başlıcalarıdır. Ancak bu sorunların çözümleri elbette ki vardır” biçiminde açıklayarak havalimanları ve çevresinde kurulan yeni yerleşimleri aerotropolis ve ekopolis gibi isimlendirmektedir.
18. yüzyılda deniz, 19. yüzyılda demiryollarının, 20. yüzyılda otoyolların şekillendirdiği dünya artık 21. yüzyıla gelindiğinde havalimanları ve çevresine kurulan yerleşim yerlerinin belirlediği bir yer haline geldi. Gelişme ve dünya ekonomik sistemiyle bütünleşme konusunda hiç olmadığı kadar hevesli Türkiye de bütün bunlardan nasibini fazlasıyla aldı, alıyor. Bu yüzden dünyanın en büyük havalimanı, İstanbul’un 1/100 000 ölçekli master planına rağmen, ekolojik sınırları çoktan aşılmış bir kentin orman, su havzaları, kıyı ve kuş göç yolları gibi onlarcası sayılabilecek önemli bir bölgesine yapacağı olumsuz etkileri göze alınarak yapılmaktadır. Göze alınarak diyorum çünkü; tüm bu etkilerin görülmediği kanaatinde değilim. Bu etkilerin sadece ekolojik duyarlılığa sahip insanlar tarafından görüldüğünü de düşünmüyorum. Aksine dünya ekosisteminin bütününe zarar verecek, ekonomik, sosyal çevresel etkileri ulusal sınırları kat be kat aşacak bu faaliyet hem yapanlar, hem kamu kurumları hem de siyasal karar alıcılar tarafından görülmektedir. Buna rağmen neden bu ısrar niye sorarsanız her halde tek bir cevabı olabilir: Sahip oldukları kalkınma anlayışları (paradigma).
Erdoğan’ın açılış konuşmasında “Türkiye kabuğunu kırarken, Türkiye makûs talihini yenerken, Türkiye tarihi nitelikte başarılara imza atarken” diyerek zafer olarak ilan ettiği şey de tam bu. Bize öyle gözükse bile, şizofrenik bir algı yok aslında. Neredeyse dünyanın bütün kentlerinin büyüme eğilimi ile paralellik gösteren bir durum söz konusu. İnşaata dayalı bir kalkınma modeli ile karşı karşıyayız.
Kalkınma anlayışındaki bu yaklaşım, coğrafyayı hızlı bir biçimde dönüştüren, dönüştürürken de bizi yıkıcı sonuçlarla karşılaştırdı. İstanbul’un kuzeyi açısından düşünün. Güzelim karadeniz kıyıları, doğal ya da sonradan oluşmuş fark etmez bir takım su birikintileri, göller, ormanlar... Bütün bunlar henüz ekonomik alana girmeyen girse bile yenilenemeyen kaynaklar. Bu varlıkları nesiller arası görmeyen, böyle görmeyi engelleyen tutumun kendisi de tüm doğal kaynaklarımızı acil kodla ekonomik alana çekmek isteyen bakış açısı.
Hal böyle olunca da ilan edilen zafer bize karşı olmaktan daha fazla 3. Havalimanı yapılacak bölgeyi herkesten daha fazla kullanan kuşlara karşı ilan edilmiş oluyor.

* Avukat, Mimar Sinan Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Doktora

www.evrensel.net