Soysuzlaşan sendikacılık

Soysuzlaşan sendikacılık

Biliyoruz bu bir facia.Bu faciada; zincirleme sorumluluk, kolektif birliktelik var.Sistemin dümen suyunda işini yürüten, nimetinden yararlanan, kendileri için bu dünyayı cennete çeviren, emeği cehennemin kör kuyularına iten; kömür işletmelerinin sahibi, genel müdür, işletme müdürü, deneticiler var. Siyasi iktidar var!

Nurullah ER/Emekli İSDEMİR işçisi

Biliyoruz bu bir facia.
Bu faciada; zincirleme sorumluluk, kolektif birliktelik var.
Sistemin dümen suyunda işini yürüten, nimetinden yararlanan, kendileri için bu dünyayı cennete çeviren, emeği cehennemin kör kuyularına iten; kömür işletmelerinin sahibi, genel müdür, işletme müdürü, deneticiler var.
Siyasi iktidar var!
Hele biri var ki evler şenlik…
İşçiyi örgütleyip, iş yerinde yetkiliyim diyen…
İşçiden aldığı aidatla yaşamını sürdüren…
İşçiden çok işvereni düşünen, işveren yetkililerinin yanından ayrılmayan, onların bir dediğini iki etmeyen…
İşçinin nasıl çalıştığını, ne iş yaptığını bilmeyen, ilgilenmeyen…
Sorun getirdiğinde işçiyi azarlayan, muhalefetlik yaptığında, eleştirdiğinde işten attıran…
Toplusözleşmeden, sözleşmeye görünen…
Bir eli yağda, bir eli balda olan…
Soysuzlaşan sendikacılar var.
Soysuzlaşma, bir şeyin kendi özelliğini kaybetmesi, bitmesi, çürümesidir. Soma Maden İşletmelerinde ki yaşananları gördükçe sendikacılığın soysuzlaştığını görmemek mümkün değildir.
Soma Maden İşletmelerinde yüzlerce işçinin göz göre göre ölüme sürüklendiği görülmektedir.
Yıllarca böylesi bir iş yerinde denetimler göstermelik yapılmış.
Kocaman maden ocağı bölük pörçük edilmiş, her galeri nerdeyse bir taşerona verilmiş.
Taşeronculuk özendirilmiş; ihale, şartname aranmamış.
İş güvenliği bilinmemiş, koruyucu malzeme sorulmamış.
Kömürün maliyetinin düşürülmesiyle övünülmüş, tasarrufu çalışanların sırtından yaptıkları söylenmemiş.
Ekipbaşı, dayıbaşı elinde kırbaçla dolanmış.
İşçiler köle gibi çalışmış, sendikalar her şey yolunda gidiyor diyerek övünmüş.
İşverenler sendikacılara nazarlık takmış.
Emeğe ihanet edilmiş, işçi insan yerine konmamış.
İşçinin yanında olmayan, sorununa eğilmeyen sendikacılar; facia sonrasında da ortalıkta görülmediler. Türk- İş Başkanı itirafta bulunuyor; “Maden İşletmelerinde ben de aday olsam, genel müdür de aday olsa, genel müdür kazanır” diyor.
Sen yıllarca işçinin; sorununa eğilmemişsin, yanına uğramamışsın, işinden atıldığında sahip çıkmamışsın, demokratik bir seçim yaptırmamışsın, eğitim verdirmemişsin, işverenin korkusu, şube başkanının baskısı altında kalışını seyretmişsin, boğaz tokluğuna çalışmaya razı etmişin, vahşi kapitalizmin dişlileri arasında ezim ezim ezdirmişin, sen sendikacı olamamışın ki, işçiye sahip çıkmamışın ki, o da sana sahip çıksın.
Bu emeğin bitmişliği, tükenilmişliği, sendikacılığın da soysuzlaşmışlığıdır.
Bu manzaraya Türk halkı hep bir ağızdan; “Suçlu ayağa kalk” diye bağırdı.
Maden işletmelerindeki kolektif birliktelik, bir anda suçluluk telaşı içinde ayağa kalktı.
Kendi özelliğini kaybetmiş, kötü gidişat her yönüyle ortada görüldü.

www.evrensel.net