Asasız Musa’ya yanıtlar

Asasız Musa’ya yanıtlar

Aydın Orak’ın yönetmenliğini yaptığı “Asasız Musa”, Nar Film Festivali’nde gösterildi.

Ercüment AKDENİZ

Ape Musa’yla daha doğrusu onun düşünceleriyle tanışmam üniversiteye başladığım ilk yıl olmuştu. Günlük haber okumak için önceleri Cumhuriyet okuyan biz devrimci öğrenciler, Gündem Gazetesi yayına başlayınca onu takip etmeye başlamıştık. Ape Musa, Gündem’deki köşesinde “Hizbullah” üzerine bir yazı yazmıştı. Hizbullah “Allahın Partisi” demekti. Ustaca kaleme alınmış bu yazı aslında Hizbullah’a dönük ironik ve oldukça sert bir eleştiriydi. Bu ironiyi anlamayan bir grup genç olarak O’nun Hizbullah’ı övdüğünü sanıp hayal kırıklığına uğramıştık. Ape Musa hunharca katledildiğinde, gözümüzde yaşlar, artık onun ne demek istediğini biliyorduk. 

Belki de bu yüzden; 4’üncüsü düzenlenen Gaziantep Nar Film Festivali’nde “Asasız Musa”nın afişini gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Film gösteriminin sonunda yönetmen Aydın Orak izleyicilerle kısa bir söyleşi yaptı. Çektiği belgesel film için Orak özetle şöyle diyordu: “Filmde cevaplar vermek yerine sorular sormak istedim” Anlatımda yoğun biçimde metaforlara başvuran “Asasız Musa”ya gerçekten de herkes kendi penceresinden yanıtlar bulabilir. İşte benim yanıtlarım:

ESARET GİBİ ÖRÜLMÜŞSE BİR DUVAR, MUTLAKA DELİNECEKTİR

Bir beşikte başlar hayat. Beşikten mezara kadardır ömür. Bir dedenin torunu olarak başlar yaşam; kucağında bir torun sever ve nihayet bir gün aramızdan ayrılır… Peki, geride ne kalır? Bazen bir çınar bazen de hiç!
Yumurta, henüz kabuğunu kırmamış bir hayattır. Kaya parçalarından oluşan karşıdaki şu duvarı delmek yumurtanın ne haddine! Kürt’ün inadı bu ya; esaret gibi örülmüşse bir duvar, mutlaka delinecektir. Ve yumurtalar bir, bir gelip duvara çarpar. Ve yumurtalar üçer beşer çarpıp duvarın üstünde dağılır… Duvar delinmemiştir fakat dağılan yumurtaların içinden akan bulamacın bir leke gibi boyadığı duvar o izi hep taşıyacaktır. Geriden gelenler, o izde “duvarı delenlerin türküsü”nü dinleyecektir. Bir protesto biçimi olabilir bazen yumurtalar; kendi yaşamına son vermek pahasına!
Önce Musa’nın daktilosu yere çalındı. İlk çarpmada kemikleri kırıldı, etleri ezildi Ape’nin. Ölüm bununla kalsa tatlıdır. Çünkü şimdi bir recm sahnesi başlayacak. Taşlar, toprağın üzerinde yatan yaralı daktilonun üzerine yağmur gibi yağacak. Gözüne değecek taşlar Ape’nin, tenini kesecek ve her bir parçasını ezerek sökecek… Düşünce ve tarih, üstü taşlarla kapatılmış bir mezarın altında işte böyle linç edilecektir.
Kürt analar, bir avluda çember olmuş oturmaktalar. Kamera, çemberin içinde devinim halindedir. Perdede; çocuklarını kaybetmiş ya da her an kaybedebilecek anaların yüzleri vardır. Perdede, zindan yolu bekleyen anaların yüzleri vardır. Bu görüntüyü tamamlayan sesler ise sadece derinden gelen Kürtçe kelimelerdir. Yitip giden çocukların, o çocukların bağrına taş basan analarının her biri ayrı bir bedeldir. Ve Kürtçenin diyaframdan yuvarlanıp gelen o her bir kelimesi, işte bu kadar ağırdır.
Eski taş evlerin sıralandığı sokakta, çocuklar nasıl bir oyun oynuyorlar böyle? Oyun bu ya; peş peşe, arka arkaya sıralanmış çocuklar, Diyarbakır zindanlarında hizaya sokulan büyükler gibiler. Yüzlerindeki ifade artık bir çocuğa ait değil. Çocuk olmayan çocuklar onlar… Ve bir mahkum gibi sıralanmış çocuklar neden şimdi bir gerilla birliği gibi sıralanıyorlar. Oyun bu ya…
Işık huzmesi, özgürlük mahkumu genç bir kadının yüzüne iniyor. Zindan karanlık, zindan soğuk… Kadın güzel, kadın neşeli, kadın umut dolu… Güne her gün tüy uçurarak başlıyor kadın… Günü her gün tüy uçurarak geçiriyor… Tüy her nefeste uçup havalanırken, kadın kendini biraz daha özgür sayıyor. Kadının ellerine yapışan tüy şimdi neden uçmaz oldu? Yoksa… Dışarıdan kara haber mi var… Dışarıda Ape Musa vuruldu!
Ribab çalan gençler fukaradır ama ve lakin fotinleri her daim fiyakalıdır. Şimdi onlar şırıl şırıl akan bir ırmağın kenarında arılar gibi vızıldayıp şakıyorlar. Dev çınarların gölgesinde, stranlar şimdi hem daha özgür ve hem daha coşkulu… Irmağın kenarında, Asasız Musa onları dinliyor, onlardan habersiz… 
Kendi cevaplarını merak edenler “Asasız Musa”yı mutlaka izlemeliler.

www.evrensel.net