Azadiya Welat’ın baskıyla geçen 5 yılı

Azadiya Welat’ın baskıyla geçen 5 yılı

Bugüne kadar toplam dokuz kere kapatılan Türkiye’nin tek Kürtçe yayın yapan gazetesi Azadiya Welat, geçtiğimiz hafta 13 Haziranda örgüt propagandası yapıldığı gerekçesiyle bir kez daha 15 günlük kapatma cezasıyla karşı karşıya kalmıştı. Bugüne kadar dokuz yazı işleri müdürü değiştirmek zorunda

Ekin Karaca

Bugüne kadar toplam dokuz kere kapatılan Türkiye’nin tek Kürtçe yayın yapan gazetesi Azadiya Welat, geçtiğimiz hafta 13 Haziranda örgüt propagandası yapıldığı gerekçesiyle bir kez daha 15 günlük kapatma cezasıyla karşı karşıya kalmıştı. Bugüne kadar dokuz yazı işleri müdürü değiştirmek zorunda kalan, çalışanından okuruna kadar herkesin kendini baskı altında hissettiği Azadiya Welat’ın Türkçe olmaması nedeniyle cezaevlerine sokulmasına da izin verilmiyor. Azadiya Welat’ın Yayın Yönetmeni Emin Yıldırım, Azadiya Welat’ın yaklaşık beş yıllık yolculuğu süresince karşılaştıkları olumsuzlukları değerlendirdi.

Dünyada eşi benzeri olmayan cezaların gazetenin yazı işleri müdürlerine verildiğini belirten Yıldırım, “Mesela Vedat Kurşun arkadaşımıza 166 yıl ceza verildi. Onun dışında şu an Emine Demir 138 yılla yargılanıyor ve o yüzden yurt dışına çıkmak durumunda kaldı” dedi. Yıldırım, yaygın medyanın baskılar kendilerine ulaşana kadar Azadiya Welat ve daha pek çok muhalif yayın organı üzerindeki baskıları görmemesinden şikayetçi olduğunu söylüyor.

OKURLAR DA BASKI ALTINDA

Bunların yanı sıra pek çok çalışanın ciddi baskılarla karşı karşıya geldiğine değinen Yıldırım, “2006’da kurulan bir gazeteyiz ve bugüne kadar pek çok arkadaşımız tutuklandı. Bu arkadaşlarımızdan 30’dan fazlası hâlâ tutuklu. Ayrıca 2010’da Metin Alataş arkadaşımız Adana’da bir portakal ağacına asılı olarak bulundu. Çalışanlarımız ve yöneticilerimizin yanı sıra gazete dağıtıcılarımız da ciddi baskılarla karşılaştı. Sadece gazete dağıttığı gerekçesiyle pek çok çocuk ve genç gözaltına alındı, çeşitli bahanelerle tutuklandı. Bu gözaltına alınan çocukların gözü korkutuluyor ve ajanlık yapmaları teklif ediliyor. Ajanlık yapmazlarsa öldürülecekleri veya hapse atılacakları söyleniyor. Ancak ne yazık ki, baskılar sadece gazete içine değil, okuyuculara kadar uzandı. Azadiya Welat gazetesi okuru olmak, polisin gözünde potansiyel suçlu olmayı da beraberinde getiriyor. Yolda elinizde Azadiya Welat gördükleri zaman doğrudan ‘Neden bu gazeteyi okuyorsun?’, ‘PKK’li misin?’ gibi sorular soruluyor” dedi.

Ayrıca gazetenin Türkçe olmadığı için çeviri yapılması gerektiğini söylenerek cezaevlerine alınmadığını dile getiren Yıldırım, bir gazetenin cezaevine girmesi için de çok yüksek çeviri paraları talep edildiğini ifade etti. Üzerlerinde ciddi anlamda baskı hissettiklerini dile getiren Yıldırım, yolda yürürken neyle karşılaşacaklarını bilmediklerini aktardı.

‘BASIN BİZİM ÜZERİMİZDEKİ BASKILARI GÖRMEDİ’

Ana akım medyanın her zaman üzerlerinde kurulan baskılara sessiz kaldığına dikkat çeken Yıldırım, “Çalışanlarımız öldürüldü görmediler, yazı işleri müdürlerimiz tutuklandı görmediler, gazetemiz kapatıldı görmediler... Ne zaman ki, iktidar ana akım medya üzerinde baskı kurmaya başladı, o zaman ‘Basın özgürlüğü’ demeye başladılar. Basın üzerindeki baskılar sadece kendilerine döndüğü zaman değil, kendi dışlarında kalan basın üzerinde uygulanan sindirme politikalarını da görmelerini ve bize destek vermelerini ümit ediyorum” dedi. (BİA)

www.evrensel.net