Bölünmüş Köln’den geriye kalanlar

Bölünmüş Köln’den geriye kalanlar

Başbakan Erdoğan’ın Köln’e yaptığı ziyaret kenti tam anlamıyla ikiye böldü. Ren Nehri’nin doğu yakasında bulunan Lanxess Arena’da, 15 bin 'Erdoğan taraftarı', batı yakasında ise 100 binden fazla 'Erdoğan karşıtı' bir araya geldi.

Yücel ÖZDEMİR
Köln


Başbakan Erdoğan’ın Köln’e yaptığı ziyaret kenti tam anlamıyla ikiye böldü. Ren Nehri’nin doğu yakasında bulunan Lanxess Arena’da, 15 bin “Erdoğan taraftarı”, batı yakasında ise 100 binden fazla “Erdoğan karşıtı” bir araya geldi. Bu bölünmüşlük elbette Almanya’daki Türkiye kökenli göçmenlerin farklı düşüncelere, siyasi görüşlere, farklı inanç ve uluslardan oluştuğunu bir kez daha gösterdi. Alman kamuoyunda genel bir kanı olan Türkiye kökenli göçmenlerin “Türk ve muhafazakar” olduğu şeklindeki algı önemli ölçüde sarsıldı. Bu nedenle dün yayınlanan Alman gazetelerinde, İnternet sitelerinde ve televizyon kanallarında her iki etkinlik paralel şekilde verildi. Hatta bazı gazetelerde Erdoğan karşıtlarının bu kadar fazla olmasının şaşkınlığı gizlenmedi. Zira eylemden önce 30 bin kişinin katılacağı ifade edilirken, katılım beklentinin çok çok üzerine çıktı.

İKİ FARKLI DÜNYA, İKİ FARKLI ANLAYIŞ
Ren Nehri’nin iki yakasında yapılan bu gösteriler aynı zamanda iki farklı dünyayı ifade ediyordu. Lanxess Arena’daki görüntülere baktığımızda ellerinde Türk bayraklarıyla “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye Erdoğan lehine tezahürat  eden bir “fan”/taraftar gurubu görünüyor. Erdoğan’ın sahne performansı da Köln’de yayınlanan Express gazetesinin yazdığı gibi “şov”du. Her ne kadar Sona katliamı nedeniyle etkinliğin adı Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UEDT) “10. Yıl Şenliği” yerine “10. Kuruluş Yıl Dönümü” olarak değiştirilse de sonuç “şenlik” olmaktan öteye geçmedi. Türkiye’deki seçim kampanyaları sırasında çalışan propaganda türküleri yine çalındı ve Erdoğan da en sonunda seçim mitinglerinde yaptığı gibi taraftarlarına karanfil atmaktan geriye kalmadı. Konuşmaların tamamen Türkçe olduğu, Alman konuşmacı ve konuğun bulunmadığı “Erdoğan’ın tek kişilik şovu”ndaki görüntü ise Almanya’ya gerçeğine çok yabancıydı. Binlerce insanı Almanya’da bir salonda toplayıp, ellerine Türk bayrağı verip, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlarını attırıp, sonra da “Almanya’ya uyum sağlayın” demek tam anlamıyla samimiyetsizliktir.
Dahası Erdoğan’ın dört parmağıyla gösterdiği Rabia işaretinin içeriğini, “Tek bayrak, tek millet, tek vatan ve tek devlet” şeklinde doldurması, federal Almanya’da toprakları üzerinde sadece Nasyonal sosyalistlerin devamı olanların yapabileceği bir durum.
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in taraftarlarını bir salona toplayıp, “Tek bayrak, tek millet, tek vatan ve tek devlet” gibi kavramları arka arkaya sıralaması tam anlamıyla bir skandal olacağı açıktır. Merkel için skandal olabilecek bu durum Türkiye başbakanı için ise gayet normal görülüyor. Halbuki, “çok kültürlü” Almanya’da Erdoğan’ın bu “tek”çi anlayışı da skandal olması gerekiyor. Zira bu anlayış ne Türkiye’ye ne de Almanya’ya yakışacak bir anlayış değil.

‘TEK’Çİ ANLAYIŞA KARŞI ‘ÇOK’LU YANIT
Ama, Erdoğan’a yapılan büyük gösteride tam anlamıyla renklilik ve çeşitlilik vardı. Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Türkler, devrimciler, Atatürkçüler.. herkes vardı. Keza, Alman sol örgütleri de eylemde yerlerini aldılar. Sahneden yapılan konuşmalar da, Lanxess Arena’dan farklı olarak Almanca ve Türkçe idi. Ve konuşanlar arasında Alman siyasiler vardı. Her iki etkinlik kıyaslandığında birisinin Türkiye kökenli göçmenleri içe kapattığı, milliyetçi duydu ve düşüncelerin pompalandığı, diğerinde dışa açık, enternasyonalist olduğu kendiliğinden görülüyor.
Bu tablodan bakıldığına Erdoğan’ın “Köln şovu” başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bunda güçlü bir karşı gösterinin yapılmasının payı elbette çok büyük olmuştur.
Bütün bu farklılıklara rağmen, Köln sokaklarında önceki gün bir çatışmanın, kavganın olmaması ise en büyük olumluluklardan birisi olarak not edilebilir.

ALMAN BASININI ELEŞTİRDİ, EVRENSEL'İ İÇERİ ALMADI
Erdoğan'ın Köln'de nasıl bir konuşma yapacağı ziyaret öncesinde en çok merak edilenler arasındaydı. Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında Erdoğan'ın sarf ettiği sözler her iki ülke arasında gerilime yol açmış ve Angela Merkel görüşmeyi son anda iptal etmişti. Erdoğan, Lanxess Arena'da yaptığı konuşmada her iki ülke arasındaki ilişkileri daha fazla germemeye özen gösterdi, Merkel ve Almanya'yı eleştirme yerine Alman basının eleştirmeyi tercih etti. Der Spiegel dergisinin Soma katliamından sonra “Cehenneme git Erdoğan” başlığını atmasından rahatsız olan Erdoğan, yaptığı konuşmada, “Burada bir kısım medya ve bazı örgütler ne yazık ki Soma faciasını kendileri için ranta dönüştürmek için Türkiye Başbakanı'na farklı şekillerde hakaretler ediyorlar. Bir tane kendini bilmez derginin attığı manşet manidardı. Şahsımı cehenneme gönderiyordu. Nasıl biliyorsa cehennemin yolunu?” Türkiye'de basın özgürlüğü olmadığına yönelik eleştirilere tepki gösteren Erdoğan, “Almanya 'Cehenneme git Erdoğan' tarzı manşetleri yılda bir görür. Türkiye'de onlarca bu şekilde manşet atılıyor. Kim çıkıp 'medyaya baskı yapılıyor' diyebilir?” diye sordu.

EVRENSEL VE HAYAT TV'YE GETİRİLEN YASAK YANKI YARATTI
Türkiye'de basın özgürlüğünün olduğunu ileri süren Erdoğan, gezi öncesinde gazetemiz Evrensel ve Hayat TV'nin UETD'nin etkinliğiniz izleme başvurusunu ise keyfi olarak engellemişti. Evrensel ve Hayat TV Avrupa bürosu etkinlikten bir ay önce akreditasyon başvurusu yaptığı halde bu başvuru “yer yok” gerekçesiyle reddedilmişti. Ancak daha sonra başvuran Alman basınına izin verilmişti.
Bunun üzerine Alman basını gazetemize ve Hayat TV'ye getirilen yasağı geniş bir şekilde işleyerek Erdoğan'ın basına baskı politikasının Almanya'ya kadar ulaştığına dikkat çekildi. Die Tageszeitung, Neues Deutschland, Junge Welt gazelerinin yanı sıra Alman birinci televizyon kanalı ARD, ikinci kanalı ZDF ve Batı Almanya Radyo Televizyon Kurumu (WDR) haberler ve çekimler yaptılar. Böylece ziyaret sırasında bu keyfi yasak Almanya'da geniş bir şekilde yer aldı.
Alman Gazeteciler Birliği (DJU) da bir basın açıklamasıyla yasağı kınadı. DJU Kuzey Ren Vesfalya Örgütü Başkanı  Christof Büttner yaptığı açıklamada, “Basın için ayrılan yerler keyfi bir şekilde dağıtılamaz. Ayrıca muhalif Türkçe basına da salona girme hakkı tanınmalıdır. Bunlar yapılmadığı taktirde, yapılan sansür anlamına geliyor” dedi.

ERDOĞAN'I HİTLER'E BENZETEN AFİŞE SORUŞTURMA AÇILDI
Köln'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafını Nazi sembolüyle gösteren dövizlerin taşınmasıyla ilgili inceleme başlatıldı. Erdoğan'ın konvoyunu durdurmaya çalışan 4 kişinin de gözaltına alındığı açıklandı.
Köln polisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Lanxess Arena'daki etkinliğe katılması dolayısıyla "barışçıl şekilde protestoların yapıldığı" ifade edildi. Eylemlerde zaman zaman müdahalelerin olduğu belirtilen açıklamada, aşırı sağcı "Pro NRW" partisinin eyleminde mala zarar verme ve adam yaralama suçlamasıyla 4 kişi hakkında işlem yapıldığı kaydedildi.
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu'nun düzenlediği yürüyüşte de Başbakan Erdoğan'ın fotoğrafını nasyonal sosyalizm sembolleriyle gösteren döviz taşındığı gerekçesiyle 1 kişi hakkında işlem başlatıldığı kaydedildi. Almanya'da nasyonal sosyalizm sembolleri ne amaçla olursa oldun taşınması yasak.
Ottoplatz adlı meydanda ise Başbakan Erdoğan'ın konvoyunun önünü kesmeye çalışan 4 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

‘GELMESEYDİ DAHA İYİ OLURDU’
Erdoğan'ın Köln ziyaretini değerlendiren Alman politikacılar, “Gelmeseydi daha iyi olurdu” dedi. Hükümetin büyük ortağı Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisi Meclis Grup Başkan Vekili Thomas Strobl yaptığı açıklamada, Erdoğan'ın açıklamalarıyla Almanya'daki Türkiye kökenlilerin uyumuna hizmet etmediğini söyledi. Strobl yaptığı açıklamada ayrıca, “Düşünce, basın ve gösteri hakkı konusundaki düşünceleri de bizim anladığımız gibi değil. Bu nedenle en iyisi gelmemesiydi. Türkiye'deki gerilimi Almanya'ya taşıdı.” dedi.








(Fotoğraflar: Selçuk Kozan, Ergün Durmuş, Hıdır Guyıldar)

www.evrensel.net