Tarihe geçmeyi değil hakkımızı istiyoruz

Tarihe geçmeyi değil hakkımızı istiyoruz

“Manisa’nın tarihine geçti bu direniş ama derdimiz tarihe geçmek değil hakkımız olanı almak. Biz hakkımızı alsaydık patronlar köle gibi insan çalıştırmakta bu kadar rahat davranamayacaklardı.” Bu sözler Standart Profil işçisi Ayşen Tufan’a ait.

Gülşah İMREK
Manisa

“Manisa’nın tarihine geçti bu direniş ama derdimiz tarihe geçmek değil hakkımız olanı almak. Biz hakkımızı alsaydık patronlar köle gibi insan çalıştırmakta bu kadar rahat davranamayacaklardı.” Bu sözler Standart Profil işçisi Ayşen Tufan’a ait. İşçinin hayatı pahasına çalışmanın karşısına “yeter” diye çıkıp Standart Profil direnişinin bir parçası olan Ayşen, bu işçi katliamını duyar duymaz da soluğu madende aldı.  

TRAFİK KAZASI MI Kİ BU AYNI CEZAYI ALACAKLAR?

Ayşen direnişin yeniden doğurduğu genç işçi bir kadın. Henüz 27 yaşında. Kendi yaşında eşlerini kaybetmiş kadınların yerine koyuyor kendisini bir kere sadece yapılması gerekeni değil, kendi yapacaklarını katarak soruyor; “Benim kocam da metal işçisi. Her an iş cinayetine kurban gidebilir. Kimse benim başıma gelmez demesin. Cezalandırılması için uğraşsın herkes. Şimdi göstermelik cezalar veriyorlar. Trafik kazası mı bu aynı cezayı alacaklar?”
Yaşanan katliamın tek başına patrondan kaynaklanmadığını düşünüyor Ayşen. “Bu ülkede ses çıkardın mı terörist ilan ediliyorsun. Benim yanımda genç bir kadın madenin olduğu yerde insanlar yakınlarının kurtarılmasını beklerken bakanları protesto edenlere bağırdı. ‘Bırakın da çalışsınlar, kurtarsınlar yakınlarımızı’ diye. Daha bu çalışmalar devam ederken Soma’nın Bakır köyünde bir işçi daha iş kazasında hayatını kaybetti. Ana babasına dedim ki; ‘Sen yasal yolunu başlat ki bir daha yaşanmasın. Başka ocaklar sönmesin. Madenci aileleri de bunu yapmalı bundan sonra”.

DEDİĞİN TORPİL TANDANSLI

Bundan sonra demişken, ne olacak gerçekten Manisa’da bundan sonra? “Verilen yardımlar ailelerin acısına merhem olmaz. En lüks eve de koysak onları değişmez. Babalarını soran çocuklara verecekleri cevap önemli bundan sonra” diyor. Onun eşi ve kaynı da aynı madende çalışmak için başvuru yapmış. Maden-İş Sendikası Soma Şube Başkanı Taner Küçükgencer’den aldığı cevapsa “AKP’den torpili varsa buyursun gelsin” olmuş. “Sizin fabrikada da torpil istiyorlar mıydı peki?” diyorum, “Bizimki de CHP’den torpil istiyordu” diyor yüzünde alaycı bir ifadeyle. Kendi patronu “Sol tandanslıyım, 22 ayar Aleviyim” diyormuş. “Ne demekse tandans, hepsi aynı işte” diyor.
İşçi bir kadın olarak en iyi bildiği şey çalışma koşullarının zorluğu, o koşullara rağmen çalışmak zorunda olmanın ne demek olduğu. Bilmenin getirdiği yük Soma’ya getirmiş Ayşen’i. Seferber olan insanlara eklenmiş, kadınları geziyor.

‘KENDİMİ SUÇLU HİSSEDİYORUM’

İşçilerin dertlerinin ortaklığına işaret ediyor: “Herkesin derdi ortak. Mesela kreş yok fabrikalarda. Kızlarımdan biri Akhisar’da diğeri Turgutlu’da kalıyor. Küçük kızımın yürüdüğünü göremedim. Çocuklarıma hasretim, o maden işçileri de. İşçiye hiçbir yerde değer verilmiyor. Fabrikada bir arkadaşım filot denen yerde tozdan kaynaklı astım oldu. Bir daha iş bulamama korkusuyla rapor alamadı.”
Direnişlerinin sonuç vermemesine üzülen  Ayşen, “O kadar işçiyi ikna ettim. Vicdan azabı çekiyor insan” diyor. İnsan onun bu vicdan muhasebesini öyle derinden hissediyor ki, bu katliama sebep olanların azapsız ifadeleri geliyor ister istemez gözümüzün önüne.

www.evrensel.net