‘2 Mart darbesi’ devam ediyor

‘2 Mart darbesi’ devam ediyor

DEP milletvekillerinin 2 Mart 1994 tarihinde Meclisten çıkarılarak, yaka paça gözaltına alınmasıyla başlayan ve Kürt siyasetine Meclis yolunu kapattığı için ‘Kürtlere karşı 2 Mart darbesi’ olarak anılan süreç, aradan geçen 17 yıla rağmen Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi ile deva

DEP İLE BAŞLADI

1990 yılında siyasi sahneye çıkan HEP ile birlikte başlayan ve bugüne kadar devam eden sürecin  en önemli isimlerinden biri olan Hatip Dicle hakkında verilen karar bu tarihin son halkasını oluşturuyor. HEP ile birlikte siyasi yaşama atılan Dicle, 12 Aralık 1993 tarihinde genel başkanı olduğu DEP’in Mecliste hedef haline gelmesiyle birlikte bu süreçten nasibini aldı. DEP milletvekillerinin yemin töreninde Kürtçe açıklamalarda bulunmasıyla başlayan ve 2 Mart 1994 tarihinde DEP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla sonuçlanan olay sonrasında, Hatip Dicle, Leyla Zana, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Mahmut Alınak ve Selim Sadak, Meclisten alınarak cezaevine konuldu. Böylece siyasi çözüm yolları aramak amacıyla parlamenter sistemi tercih eden Kürt siyasetine cezaevi yolu gösterilmiş oldu.

2007 SEÇİMLERİNDE DE ENGELLEDİLER

Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak kısa süre sonra serbest bırakılırken, Hatip Dicle, Leyla Zana, Orhan Doğan ve Selim Sadak ‘örgüt yöneticiliği’ suçlamasıyla 10 yıl cezaevinde kaldı. 2004 yılında AB uyum süreci kapsamında serbest bırakılan DEP’liler bir süre siyasetten uzak tutuldu. DEP’liler hakkında çok sayıda dava açıldı ve siyasetçiler yargı kıskacına alındı. Her şeye rağmen bir kez daha parlamenter sistemi deneyen DEP’lilerin 2007 seçimlerinde bağımsız aday olma başvuruları ‘siyasi yasaklı’ oldukları gerekçesiyle kabul edilmedi. Buna rağmen yine başta Hatip Dicle olmak üzere DEP’liler 2007 seçimlerinde de ‘Bin Umut’ adayları için çalıştı. Hatta DEP milletvekili Orhan Doğan, arkadaşlarını Meclise göndermek için Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde katıldığı bir mitingde seçimlere sadece 1 ay kala kalp krizi geçirerek 27 Haziran 2007 tarihinde hayatını kaybetti.

DİCLE’Yİ VETO ETMEK İÇİN HER TÜRLÜ GEREKÇE DEĞERLENDİRİLDİ

Dicle ise Demokratik Toplum Kongresinin (DTK) Eş Başkanlığını yaparak yürüttüğü siyasi faaliyetlerini aralıksız sürdürdü. Hukuki olarak aynı durumda olan Selim Sadak, 2009 yerel seçimlerinde Siirt’ten Belediye Başkanı oldu. DTP’nin kapatılmasıyla birlikte DTP üyesi olmamasına rağmen siyasi yasak getirilen isimlerden biri yine ‘2 Mart darbesinin’ mağdurlarından Leyla Zana oldu. 2009 yılında Selim Sadak’a seçime girme vizesi veren YSK, 2011 yılında bir kez daha Hatip Dicle ve Leyla Zana’nın milletvekili adaylığını, ‘Memnu haklarını almadıkları’ gerekçesiyle veto etti. Kamuoyunun yükselen tepkisi nedeniyle geri adım atmak zorunda kalan YSK veto kararını kaldırmak zorunda kaldı.

YARGITAY VE YSK BİR BİRİNİ TAMAMLADI

Ancak, seçimlere 3 gün kala Yargıtayın Hatip Dicle hakkında düşüncelerini açıkladığı için verilen 1 yıl 8 aylık cezayı onaması, ‘2 Mart mağdurları’ için veto kararı alan YSK için bulunmaz bir fırsat haline geldi. YSK bu kez bu kararı gerekçe göstererek, seçimlerden önce vize vermek zorunda kaldığı Hatip Diclenin milletvekilliğini düşürdü. Diyarbakır’da rekor bir oy ile seçilen Dicle’nin milletvekilliğinin YSK tarafından veto edilmesi Kürt siyasi hareketine aradan geçen 17 yıla rağmen Meclis yolunun hâlâ kapatılmak istendiğini bir kez daha gösterdi. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net