19 Mayıs 2014 06:00

‘Dönmek kolay değil’

Yönetmenliğini Ercüment Akdeniz’in yaptığı “1864 Değişen Dünyada Çerkesler” belgeseli 4. Nar Film Festivali’nde gösterildi.

Paylaş

İnanç YILDIZ
Gaziantep


4. Nar Film Festivali kapsamında Çerkes soykırımı, sürgünü ve günümüze uzanan etkilerini anlatan “1864 Değişen Dünyada Çerkesler” belgeseli, yönetmeni Ercüment Akdeniz’in katılımıyla gösterildi. Film sonrası izleyicilerle söyleşi gerçekleştiren Akdeniz, sözlerine Soma’da yaşanan maden katliamıyla başladı. Akdeniz, “Yaşananları kınıyoruz. Hesabını sormak için unutmamamız gerekiyor” dedi.  Bir izleyicinin belgesel de geçen ‘Geri dönemeyiz’ ile ilgili soruya cevap veren Akdeniz, “Soykırımın 150. yılı. 150 yıl içinde Amerika’dan Suriye’ye, Lübnan’a ve Türkiye’ye yerleşmiş toplum. Yani geri gidip oraya yerleşmek çok kolay değil. Elbette seyahat özgürlüğü isteniyor. Ama başka yerlerin yerleşik toplulukları olup, dönmek kolay değil” dedi.

GERİ DÖNMEK KOLAY MI?

Söz alan Gaziantep Çerkes Kafkas Derneği Başkanı Hakan Aydemir,“Burada gösterilen tarih çok doğruydu. Ethem Bey hakkında hain ibresinin kullanılması, yıllarca bunun böyle devam etmesi, eğitim kitaplarında böyle yazılması, kesinlikle yanlış. 1864’teki gibi sürgün edildik, göçe zorlandık. Biz buraları yurt edindik, fakat haklarımız için mücadelemizi yitirmiş değiliz” dedi.

DÖNEMEMEK BÜYÜK BİR YARA

Geriye dönememenin çok büyük bir yara olduğunu söyleyen bir izleyici de, “150 yıldır ben buradayım 4. Kuşağım. Yaşanan bazı sıkıntıların yansımalarını gören 2. 3. kuşaklar oluyor. Ben annemlerin, babamların zamanında yaşadıkları korkulardan dolayı kendi dilimi öğrenememiş bir Çerkesim. Kendi kültürümüzü kısmen öğrenmeye işte derneklerimizden bu tür etkinliklerde çalışıyoruz. Ama içimizden yüzde 90’nımız yaşadığı yerlere adapte olmuş. Çerkeslerin en önemli özelliği bulundukları ortamlara çok iyi adapte olmalarıdır. Biraz da bu yüzden kolay asimile oluyoruz. Geri dönüp, yerleşip tamamen yepyeni bir hayatı benimsemek bir kişinin tek başına, kendi olanaklarıyla başarabileceği bir şey değil diye düşünüyorum. Asıl önemli olan sizin gibilerin katkılarıyla kendi bulunduğumuz yerler de kültümüzün devamını sağlamak ve bunları aktarabilmek” dedi.

DERS ÇIKARTILACAK BİR TARİH

İzleyicilerin kendi görüşlerini aktarmasından sonra tekrar söz alan Akdeniz, Çerkes olmayanlara Çerkeslerin kim olduğunu anlatmak için böyle bir belgesel çektiğini anlatarak, “Çünkü çok orijinal, özgün bir halk. Bir vatanı yok. Vatanı var elbet ama elinden alınmış bir halk. Bu 150-200 yıllık bir ders, bir abide insanlık açısından. Bu nedenle Çerkes dostlarıma küçük bir katkı sağlamak istedim. Aynı zamanda bütün Çerkes olmayanlara bu tarihten ders almaları ve bulundukları her yerde ezilen halklara sahip çıkmaları, birlikte bir demokratikleşme mücadelelerini yürütmeleri için” diye konuştu. Çerkeslerin “Biz bu topraklar için ölürken Türkçe bilmiyorduk şimdi de kendi dilimizi bilmiyoruz” sözünü paylaşan Akdeniz, “Bu her şeyi anlatıyor bence. Bunu Türkler biliyor mu? Çerkeslere nasıl baktıklarını bilmiyorum ama Kürtler, Araplar biliyor mu? Bence bilmiyorlar. Bu soruyu büyütmek düşünmelerini sağlamak gerek. Herhalde kardeşleşmeye böyle gideceğiz” dedi. Söyleşi sonunda Akdeniz’e katılımından dolayı plaket verildi.

4. NAR FİLM FESTİVALİ SOMA’YA ADANDI

Gaziantep’te Nar Bilim, Kültür, Sanat Derneği (Nar Sanat) tarafından düzenlenen 4. Nar Film Festivali önceki gün başladı. Soma’da yaşanan maden katliamı sonrası festivalin açılış kokteylini ileri tarihe erteleyen Nar Sanat, 4. Nar Film Festivalini Soma’da hayatını kaybeden işçilere adadı. Festivalin önceki gün başlayan programında her film öncesi Soma’da yaşanan maden katliamı sonrası işçilerin tepkilerinin yer aldığı kısa kısa sesler izleyiciye sunularak, “4. Nar Film Festivali Soma’da hayatını kaybeden işçilere adanmıştır” dendi. Öte yandan festival kapsamında 68 yapımı Kuyu filmi, yapımcısı Necip Sarıcıoğlu’nun katılımıyla izleyiciyle buluştu. Kadın erkek arasındaki güç iktidar ilişkisini ve aşkın tüm boyutlarını ele alan filmin yapımcısı olduğu için çok mutlu olduğunu ifade eden Sarıcıoğlu’na Türkiye sinemasının 100. yılı olması dolayısıyla Nar Sanat tarafından Onur Ödülü plaketi verildi. Kuyu filminin ardından ise 1992 yılında Diyarbakır’da öldürülen Kürt aydını Apê Musa’nın (Musa Anter) hayatını ve hayatının dönüm noktalarını metaforlarla ele alan Asasız Musa filmi senaristi, yönetmeni ve yapımcısı Aydın Orak’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Film sonrası yapılan söyleşi de filmde kullanılan metaforlar konusunda eleştiri alan Orak, “Musa Anter’in bütün yaşamını biyografik olarak şudur demek bana göre doğru bir şey değildi. Çünkü bende Musa Anter’i bu film ile onun evrenini, sosyolojisini, hayat felsefesini daha çok tanımak için bu film yaptım. Onun için bu film sorudur aslında bir cevap değildir. Tiyatro da zaten biyografik hayatını cevap olarak oynuyordum. Filmde de aynısı yapmak bana göre değildi. Tiyatro cevap, film ise sorudur. Benimde daha çok algılamak istediğim sorudur” ifadelerini kullandı. Söyleşi ardından Orak’a, 4. Nar Film Festivali’ne katıldığı için plaket verildi.

ÖNCEKİ HABER

Penguen kedi ve Soma

SONRAKİ HABER

Fırat’ın doğusunda dolanıp Diyarbakır’a kayyum atamak!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa