Dicle bu barajı da yıkar

Dicle bu barajı da yıkar

YSK'nın Hatip Dicle'nin vekilliğini düşürmesi kaos ve provokasyon kararı olarak değerlendirildi. Halkın, siyasi partilerin, demokrasi güçlerinin ve aydınların öfkesi büyük. Başta Bölge illeri olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir gibi kentlerde halk sokaklara döküldü. Halkın iradesi bu barajı da yıkacak.Y&uum

Elif Görgü

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşürmesine tepkiler sürüyor. Evrensel Gazetesi'ne konuşan hukukçular YSK’nın adaylar vekil seçildikten sonra karar verme yetkisi bulunmadığını ve kararın “yok hükmünde” olduğuna dikkat çekerken siyasi parti temsilcileri ve aydınlar ise “Kürt sorununun çözüm aşamasına yaklaşılmakta olduğu bir dönemde böyle bir icraat apaçık provokasyon anlamına gelir” uyarısı yaptı.

‘YSK’NIN BÖYLE BİR YETKİSİ YOK’

Av. Ergin Cinmen: Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) bu kararı “yok hükmünde”dir. YSK sadece seçim işlemine kadar milletvekillerinin durumu ile ilgili karar vermeye yetkilidir. İnsanlar seçildikten sonra ve de seçimden evvelki olayla ve mahkeme kararları ile ilgili YSK’nın karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Bundan sonra seçimle ilgili bir sorun, milletvekilliğine engel bir durum var ise bu sadece TBMM’nin dokunulmazlıklarla ilgili vereceği kararlarla ilgili bir durumdur. YSK yine politik nedenlerle ve seçim öncesinde de yaptığı gibi bir karar vermiştir. Daha önce de Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adaylarının seçilme yetersizliği ile ilgili bir karar verdi ve geri adım attı. Bu son karar da yine Blok adaylarını engellemeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla siyasi olarak da belli güçlerin etkisi altında kaldığına inandığım YSK’nın bu kararını yok hükmünde görüyorum. Burada asıl önemli olan husus bu sorunu nasıl halledeceğimizdir bu da artık siyasetin görevine girmektedir.

‘APAÇIK PROVOKASYON’

Prof. Dr. Gencay Gürsoy (Türk Tabipleri Birliği Eski Başkanı): Büyük bir siyasal skandalla karşı karşıyayız, halkın seçtiği bir milletvekili birkaç kişinin  kararıyla milletvekilliğini kaybediyor. Kürt sorununun çözüm aşamasına yaklaşılmakta olduğu bir dönemde böyle bir icraat apaçık provokasyon anlamına gelir. Önümüzde yeni bir anayasa yapma görevi var, ancak yasal zemini temizlemeden, yani bugün Hatip Dicle’ye uygulanana benzer her türlü demokrasi anlayışına zıt eylemlerden arınmadan bu çalışmalara başlanması mümkün değil. Anayasa çalışmalarından önce çok ciddi bir yasal zemin temizliği gerekiyor. Terörle Mücadele Yasası, Seçim Yasası, Siyasi Partiler Yasası, Polis Salahiyetleri Kanunu gibi kanunlar ve antidemokratik kanun maddeleri temizlenmeden katılımcı bir anayasa sürecini hayata geçirmek mümkün değildir.

‘HALK TEPKİSİZ KALMAMALI’

Üstün Akmen (Tiyatro eleştirmeni): Hatip Dicle’nin Diyarbakır’da Bağımsız Milletvekili seçilmesinin ardından YSK kararıyla vekilliğinin düşürülmesi, demokratik zemini oluşturmaya yönelik çalışmaları sabote etmek anlamına gelmektedir. Halk, gene çatışmalı bir sürece itilmek isteniyor ve ne yazık ki bu itme eylemi fevkalade bilinçli uygulanıyor. Şimdi sormak lazım, bu mudur devletin Kürt sorununa yaklaşımı? Bu mudur Kürt sorununu çözüm mantığı? Bu karar açıkça gösteriyor ki demokratik anayasa, demokratik ulus, demokratik özerklik hayalden öte bir şey değildir. Halkımız bu hukuk dışı karara tepkisiz kalmamalı.  

'YSK'NIN KARARI HALK İRADESİNE DARBEDİR'

Selma Gürkan (Emek Partisi Genel Başkanı) : TMK gibi çağdışı yasalara dayanarak verilen cezalar gerekçe gösterilerek böylesi kararlar vermenin demokrasiyle, hukukla bağdaşması mümkün değil.  Bu karar, halk iradesine vurulmuş bir darbedir. Kürt sorununun demokratik çözümü, yeni demokratik bir anayasanın, siyasi bir genel affın, barış ve demokratik çözümün gerçekleşmesi için çaba gösterilen bir zamanda verilen bu kararın hiçbir izahı olamaz. AKP Türkiye’yi kaos ve kargaşaya sürüklemek için atağa geçmiştir. Kürt sorununun çözümüne değil, çatışmaya zemin hazırlayan bu karar AKP’nin ucuz politikalının eseridir. YSK da buna uygun kararlar vermektedir. Dicle’nin yerine AKP’li bir kişinin vekil seçilmesinden söz edilmesi bu hesaplara işaret etmektedir. AKP, seçimlerde elde edemediği milletvekili sayısını, seçilmiş temsilcileri, çeşitli gerekçelerle devre dışı bırakarak kendi vekil sayısını arttırmak isterken, diğer yandan iç karışıklıklara, gerilim ve çatışma ortamına zemin hazırlamaktadır. Hiçbir karar halk iradesinden daha üstün değildir. Antidemokratik baskılara, engellemelere, seçim barajına, tutuklu olmasına ve halkla yüz yüze gelmesine olanak tanınmamasına rağmen Hatip Dicle Diyarbakır halkı tarafından seçilmiş, Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku Milletvekilidir. YSK’nın kararı seçimlere, seçilmişlere bir müdahaledir. Halk iradesinin yok sayılmasıdır. Bu karar sadece Kürt halkının iradesine, Blok güçlerine karşı geliştirilen bir müdahale değil, Türkiye’nin emek ve demokrasi güçlerine karşı bir müdahaledir. Bu kabul edilemez. Kürt halkının barış ve demokratik çözüm mücadelesine karşı çatışma ortamına zemin hazırlamaktan başka bir işlevi olmayan bu karar değiştirilmelidir. AKP kurmayları, Cemil Çiçek ve diğerlerinin ‘yargı kararıdır, biz karışmayız’ açıklamaları da gerçekleri gizlemeye yetmemektedir. Sorumluluk AKP’nindir. Bu hangi hukuki gerekçelere dayandırılırsa dayandırılsın, bu bir siyasi karardır.

‘HALK İRADESİNE MÜDAHALE’

Alper Taş (Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı) YSK’nın halkın iradesine müdahaledir. Bu müdahale çabası YSK’nın adayları veto etme çabaları ile başladı ancak bu halk tarafından püskürtüldü. Seçim öncesi süren bir dava konusunda seçim sonrası bu kararın onaylanması seçime yönelik bir müdahaledir, bu müdahaleyi onayladı YSK, bu kabul edilemez. Ayrım yapılmadan, bütün seçilmiş milletvekilleri serbest bırakılmaları ve Hatip Dicle’nin milletvekilliği de onaylanmalıdır. Diğer tutuklu milletvekilleri de ister Ergenekon’dan ister KCK davasından yargılanıyor olsunlar, hangi davadan yargılandıklarının önemi yok, seçilmiş tüm milletvekilleri serbest bırakılmalı, vekillik yapmaları önündeki engeller kaldırılmalıdır. (İstanbul/EVRENSEL)


İHD'DEN TEPKİ

İHD’den yapılan yazılı açıklamada, “Hatip Dicle’nin kesin aday listesinde yer aldıktan sonra düşüncelerini ifade etmesi nedeni ile TMK’nın 7/2. Maddesine göre bir yıldan fazla hapisle cezalandırılmasının Yargıtay tarafından onanması üzerine tutuklulukta geçen süreleri infazına sayılmış ve cezası infaz edilmiş sayılmıştı. Bunun üzerine Diyarbakır İl Seçim Kurulu milletvekili mazbatasını vermişti” hatırlatması yapıldı. Ayrıca Hatip Dicle’nin daha önceden DEP davası kapsamında fazladan yattığı sürelerin bu cezaya sayılması ile ilgili itirazlarının bulunduğu da hatırlatılan açıklamada, “Tüm bu gelişmelere rağmen, YSK’nın hukuka aykırı karar vermesi siyasi bir müdahale özelliği taşımaktadır. YSK, cezası infaz edilmiş sayılan bir durumda düşürme kararı veremez” denilerek, YSK’nın bu kararını derhal geri alması istendi.

Tutuklu iken milletvekili seçilen 9 kişinin mazbatalarını almaları nedeniyle derhal serbest bırakılması gerektiği de belirtilen açıklamada, “Hukuksal meşruiyeti tartışmalı olan ve bizce kapatılması gereken özel yetkili ve görevli ağır ceza mahkemelerinin yeni bir hukuksuzluğa neden olmaması için kamuoyunun gerekli duyarlılığı göstermesi ve siyasi partilerin de tutum alması gerekmektedir.” denildi.

AİHS ve AİHM içtihatları uyarınca tutuksuz yargılanma kural, tutuklu yargılama istisna olması gerekirken, Türkiye’de bunun tersi bir durumun yaşanmasının başlı başına bir sorun olduğu belirtilen açıklamada, “YSK ve Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin bu pratiklerinin devamı halinde özgürlüklerin uzak olduğunu da unutmamak gerekir. Bu durumda TBMM’nin duruma müdahale etmesi ve özgürlüklere giden yolu bir an önce açması zorunluluktur. Yeni krizler ve kaoslar değil, yeni çözümler için özgürlüklerden yana olmak gerekir” ifadesine yer verildi.

www.evrensel.net