Sinema tarihinin akımları

Sinema tarihinin akımları

Sinema, fotoğraflara ruh kazandırmış bir sanat dalıdır ve sanat dalları arasında daha diri bir görünüme sahiptir yaşı itibarı ile. Ancak bu durum sinemanın dallanmasına engel olmamıştır. Kültürel etkiler üslubu farklı açılara taşımış bu durumda sinemanın her seferinde kalıplarının dışına çıkmasına sebep olmuştur.Sa

Osman Uyanık

Sanatsal filmlerde yeni yöntem denemeleri kameraların hareket etmesine, sokaklarla buluşmasına ve üzerindeki topraktan kurtulup günışığına kavuşmasına neden oldu. Sessiz dönemde Hollywood film sanayisinin 'slapstick' adı verilen komedi filmleri Amerikan sinemasının sinemaya hâkim olmasını sağladı. Bu durum Avrupa sinemasının yeniden inşasına ön ayak oldu bu duruma ek olarak Avrupalı sinema aydınlarının Hollywood sinemasına alternatif yapımları benimsemiş olmaları akımların doğması için gerekli gücü sağladı. Fransız empresyonizmi fotojeni kavramıyla büyülü sanatı etkiledi ardından Rene Clair saf bir sinema ekolünü işleyen filmler çekti. Takip eden yıllarda Luis Buñuel 'Bir Endülüs Köpeği' adlı yapımıyla günümüzde bile sinemacıları etkileyen bir ölümsüzlüğe kavuştu. Gerçeküstücülük akımını Dışavurumcu Alman sineması izledi.

Alman Ekspresyonizmi ile sinema soyut bir anlam kazandı. Filmlerde şiddet içeren tavırlar vardı ve gerçekçi olmayan abartılı oyunculuklar oldukça fazlaydı. Akımın en önemli filmi 'Dr. Caligari'nin Muayenehanesi (1920)'dir. Robert Wiene kara film ve korku sinemasının öncüsü sayılan bu filmde bir Alman kasabasında işlenmiş esrarengiz cinayetleri ele almıştır.

Sovyet Devrim Sineması bu akımı işleyen üç önemli isim Vertov, Eisenstein ve Pudovkin Dünya sinemasına biçim açısından birçok yenilik kazandırmışlardır. Potemkin Zırhlısı 1925 yılında çekilmiş ve yıllar boyunca sinema tarihinin en iyi filmleri arasında kabul edilmiştir bunun sebebi filmin izleyici üzerinde çarpıcı etkiler bırakmasıdır. 

1929'da başlayan ve 1930'lu yıllar boyunca süren 1929 Dünya Ekonomik Buhranı bütün dünyada olduğu gibi Fransa'da da etkisini tüm ağırlığıyla yaşatmıştır. Büyük Ekonomik Buhran'ın bir sonucu olarak yaşanan toplumsal ve siyasi kargaşa ortamında 'Şairane Gerçekçilik' akımı filizlenmiştir. Akımın belirtileri filmlerin gerçekçi oluşu, karakterlerin umutsuz ve çaresiz oluşu, rollerin melankolik, karamsar, hüzünlü ve zaman zaman intihara meyilli oluşları, rollerin nihilist oluşları ayrıca alt sınıftan insanların bunalımlı öykülerinin anlatıldığı bu filmlerin daima mutsuz sonla bitişi şeklindedir. Loş ışıklandırmalar ve flu görüntüler şiirselliğe katkıda bulunuldu. Jean Vigo ve 'Hal ve Gidiş Sıfır' filmi akımın önemli yapımları arasındadır.

İtalyan Yeni Gerçekçiliği kameraları sokaklara indirdi, gündelik yaşamları çekti,  duyguları vurguladı, çekimlerde gün ışığını kullandı, kameraları yer yer taşıyarak elde çekim yaptı, doğaçlamalara izin verdi ve diyaloglarda ebedi bir dil kullanmadı. Mussolini’nin, Telefoni Bianchi'leri karşısında büyük bir güç kazanan bu akım daha sonra Fransız Yeni Dalga akımını etkiledi. Bisiklet Hırsızları (1948) bu akıma bağlı ses getirmiş filmlerdendir. Akıma bağlı yönetmenler Federico Fellini, Luchino Visconti, Vittorio De Sica ve Roberto Rossellini'dir.

İtalyanlardan sonra Fransızlarda stüdyolardan vazgeçtiler bununla beraber kameralar tekrar sokağa taşındı. Sokaklar anlatılırken sahneler birbirini anlamlı bir şekilde takip etmedi. Yeni Dalga filmleri yazarlardan bolca alıntı kullanmışlardır filmlerinde ayrıca ressamlardan da tablolar sergilemişlerdir arka fonda. Jean Luc Godard, François Truffaut bu ekolün önemli yönetmenleri ve André Bazin öğretileriyle akımın tetikleyicilerindendir.

Özgür Sinema: 'Sequence' dergisinde etrafında toplanan Lindsay Anderson, Karel Reisz ve Tony Richardson üçlüsünün İngiltere halkının sorunlarına dikkat çekmek için kısa filmler yapmıştır. Akım kendisinden sonraki kuşağı etkilemiştir.

Sinemaya daha sonra katılan ekollerde olmuştur söz gelimi Yeni Sinema akımı, Deneysel sinema, Dogma 95, İranlı Yeni Dalga ve bunlar dışında var olan akımlar bu geniş gövdeli sanatın dallarını oluşturmaktadır. Günümüz sinemasında yönetmenlerin üslupları akımlar kadar etkileyici ve taraftar sahibidir. Bu kişisel diller sinemanın sınırları uçsuz, bucaksız coğrafyasının birer göstergesidir.

www.evrensel.net