Hasretinden prangalar eskittik

Hasretinden prangalar eskittik

Kendi deyişiyle "Halkının mazlum ve gariban şairi" Ahmed Arif'i 2 Haziran 1991'de kaybettik. Ama O'nun şiiri, zulasında sevdasıyla volta atmaktadır hala namus bildiği yolda... Bu yazı, O'na bir serenat, bir saygı duruşu niyetinedir.Bir bilge sabrıdır. Yoksa akıl işi değil, acının dediği dedik yerde, orda Sansaryan Han'larında dost, dü

Gökhan Toluk

Bir bilge sabrıdır. Yoksa akıl işi değil, acının dediği dedik yerde, orda Sansaryan Han'larında dost, düşman ve dağları yerli yerine koymak. Sevda vurgunu, zindan karasında ebemkuşağı olur gözbağı... Al-yeşil bahar olur, bir aşiret kızının sarı saçları... Düşer aklına, eşkini hovarda, kıvrak seklavi kısrak... Kan değil, sevdası akar geceye... Can içinde bir can olur kürdün gelini.
Ahmed Arif'te mahpushane imgesi mahpusluğun tüm hallerini kapsayan bir imgedir. O'ndaki 'ben', yani çile çeken, direnen özne, sadece birinci tekil şahısla sınırlı kalmayan bir tekilliktir. Eyleyen özne, "Sen"e, "O"na, "Siz"e ve "Onlara" uzanabilen bir zenginliktedir.

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir civara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
                                   AHMET ARİF

www.evrensel.net