12 Mayıs 2014 17:23

Hemşirelik günü ayrımcılık ve sorunlarla karşılanıyor

Dünya Hemşireler Günü Haftası, hemşireler tarafından yine sorunlarla karşılanıyor. Türkiye'de bulunan hemşirelerin çifte sömürüye tabi kaldığını ifade eden SES Genel Sekreteri Birsen Seyhan, "En son kamu hastane birlikleri uygulamasıyla hastaneler adeta birer şantiyeye dönüştürüldü. Daha fazla kâr ve verimlilik adına 'Her kes her işi yapar' denilerek hemşireler her işi yapar hale getirildi" dedi.

Paylaş

Türkiye'de ve Dünyada 12-18 Mayıs tarihleri arası kutlanan Dünya Hemşireler Günü Haftası, hemşireler tarafından yine sorunlarla karşılanıyor. Türkiye'de bulunan hemşirelerin çifte sömürüye tabi kaldığını ifade eden SES Genel Sekreteri Birsen Seyhan, "En son kamu hastane birlikleri uygulamasıyla hastaneler adeta birer şantiyeye dönüştürüldü. Daha fazla kâr ve verimlilik adına 'Her kes her işi yapar' denilerek hemşireler her işi yapar hale getirildi" dedi.

Modern hemşireliğin kurucusu olan Florence Nightingale'nin doğum tarihi nedeniyle 12-18 Mayıs tarihleri Dünya'da ve Türkiye'de "Hemşireler Günü Haftası" olarak kutlanıyor. Önceki tarihlerde toplumda "ebelik" olarak tarif edilen ve ilk olarak İngiliz hemşire Florence Nightingale'in savaş ortamında yaralı askerlere yardımı nedeniyle sembolleşmesi üzerine Nightingale modern hemşireliğin kurucusu olarak kabul edildi. Türkiye'de de 1964 yılından bu yana kutlanan hemşirelik haftası ve hemşirelik bilinci daha önce Türkiye'de 1911 tarihindeki "Hilal-i Ahmer Cemiyeti" (Kızılay) olarak gündeme geldi.

HEMŞİRELİK SAVAŞTA HAYATİ ROL OYNADI

Tarihsel arka planına ve sağlık alanındaki hayati önemine rağmen Türkiye'de hak ettiği değeri görmeyen hemşirelik cinsiyetçi yaklaşımlara da maruz kalarak baskıya uğruyor. Hemşirelik haftası nedeniyle Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Sekreteri Birsen Seyhan, Türkiye'de hemşirelerin yaşadığı sorunları değerlendirdi.

'HEMŞİRELİK SÜREKLİ BİR MESLEĞİN YARDIMCISI GİBİ YANSITILDI'

Seyhan, hemşireliğin sürekli bir doktor yardımcılığı veya bir diğer mesleğin tamamlayıcısıymış gibi topluma yansıtıldığını söyleyerek, hemşireliğin tanımını şöyle yaptı: "Hemşirelik bireyin ve toplumun sağlığının korunmasını geliştirmek, hastalık halinde iyileştirmek amacına yönelik hizmetlerin planlanması, uygulaması, örgütlenmesi ve bu uygulamayı yapacak kişilerin eğitiminde oluşan bir sağlık disiplinidir yani başlı başına bir kavram ve meslek koludur diyebiliriz."

'İKTİDARLARIN KUTSALLIK KAVRAMI SIRTLARININ SIVAZLANMASIDIR'

Bugünlerde iktidarın çıkıp hemşirelik için sık sık, "Kutsal meslek" kavramını kullanacağına işaret eden Seyhan, " İktidardakiler kutsallığın tanımını kendilerine göre yapacaklar. 'Kutsallık yetmez mi hani daha ne istiyorsunuz' diyecekler. Üretimin toplumsal olduğu bir süreçte bütün meslekler toplumsal bir iş bölümdür. Yani hepsi de aynı derecede önemlidir. Kutsallık ise ancak egemen ideolojinin insanların emeğine el koyduğu dönemlerde, iktidardakilerin sırtını sıvazlamak anlamındadır diye düşünüyorum" dedi.

'DAHA FAZLA KAR İÇİN HEMŞİRELER HER İŞİ YAPAR HALE GETİRİLDİ'

Seyhan, sağlık da dönüşüm ve özelleştirme politikalarının genel de bütün kamu çalışanlarını özelde ise hemşire ve ebe gurubu çalışanlarını etkilediğini belirtti. Bu politikalar neticesin de en başta iş güvencelerinin ellerinden alındığına işaret eden Seyhan, en son kamu hastane birlikleri uygulamasıyla hastanelerin adeta birer şantiyeye dönüştürüldüğünü dile getirdi. Hemşire odalarının ve giyinme yerlerinin kaldırılmasına da tepki gösteren Seyhan, gelinen aşamada sağlık alanında, "Her kes her işi yapar" noktasına getirildiğini vurguladı.

'HEMŞİRELER ÇİFTE SÖMÜRÜYE MARUZ KALIYOR'

Hemşirelerin kadın olmaktan kaynaklı çok fazla sorunları olduğunu vurgulayan Seyhan, bu sorunların sadece iş yeri ile ilgili olmadığını söyledi. Hemşirelerin iş yaşamlarının dışında bir de "görünmeyen" emek olarak tanımlanan ev işlerinde de çalışarak çifte sömürüye maruz kaldıklarını ifade eden Seyhan, "Bu kadar iş yükü, performans yükü, iş güvencesizliğinin dayatılmasının yanında, kadınların cinsiyetinden dolayı taciz ve fiziksel şiddete varan, can güvencesinin de ortadan kaldırıldığı bir ortamda çalışıyor olmaları en büyük sorunlarımızdır. Bizlerle ilgili 1954 yılında çıkartılan ve 2007 yılında bir takım değişikliklere gidilerek uygulama da olan bir yasa var fakat ihtiyaçları karşılamıyor" diye konuştu. Seyhan, hem hemşirelerin hemde sağlık alanındaki taleplerin hayat bulmasının takipçisi olacaklarını dile getirdi.

' HEM FİZİKİ HEM PSİKOLOJİ ŞİDDETE MARUZ KALIYORUZ'

Ayrımcılığa uğrayarak erken emekli edildiğini belirten Sevil T isimli hemşire ise 25 yıllık meslek hayatında hem fiziksel hem de ruhsal açıdan artık çalışamaz duruma getirildiğini söyledi. 25 yıllık çalışma hayatının 14 yılını gece gündüz nöbet tutarak geçirdiğini, çok yoğun bir emek harcamasına rağmen Alevi olduğu için sürekli dışlandığını savunan Sevil T, "Hemşirelik mesleğinin çalışma koşulları çok ağır. Bedensel olarak çok zorlandığımız, uykusuz kaldığımız anlar oluyor. Fakat biz buna rağmen yaptığımız işin insan hayatındaki öneminin farkında olduğumuz için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz" diye konuştu. Hem hastanın kendisinden hem de yakınlarından çoğu zaman ağır küfürlere hatta şiddete varan yaklaşımlara maruz kaldıklarını belirten Sevil T. "Bütün bu mesleki sıkıntılar yetmezmiş gibi bir de çalıştığım kurumda ismini vermek istemediğim baş hemşiresi tarafından sırf Alevi olduğum için yıllarca mezhepsel dışlanmaya maruz kaldım" diye konuştu. (Ankara/DİHA)
 

ÖNCEKİ HABER

Transfobik Takvim

SONRAKİ HABER

TRT’nin ‘yandaş medya’ peşkeşi TBMM gündemine taşındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa