Bölge

Bölge'de hukuk ucubeleri

Bölge'de 30 yıla yaklaşan çatışmalı süreç ve devletin antidemokratik uygulamaları, Kürtlere "şaka gibi" baskı ve dayatmalar olarak geri dönüyor.1- KAYMAKAM ÇOBANLARDAN TEMİZ KAĞIDI İSTEDİMuş’un Varto ilçesinde yaylaya çıkan köylülere, hane başı 154 lira para cezası kesilirken, Me

Bölge'de 30 yıla yaklaşan çatışmalı süreç ve devletin antidemokratik uygulamaları, Kürtlere "şaka gibi" baskı ve dayatmalar olarak geri dönüyor.

1- KAYMAKAM ÇOBANLARDAN TEMİZ KAĞIDI İSTEDİ

Muş’un Varto ilçesinde yaylaya çıkan köylülere, hane başı 154 lira para cezası kesilirken, Mekap marka spor ayakkabı giyen 17 yaşındaki G.M. isimli çoban askerler tarafından dövüldü. Yaylaya gelerek köylüleri uyaran komutan ve kaymakam, yaylaya çıkanlardan ‘sabıka kaydı ve kimlik belgesi’ istedi. Kaymakam çobanlardan da ‘terör açısından sakıncalı olmadıklarına dair belge’ istedi.

2- KÖYLÜYÜ ÖLDÜRMEK ‘MEŞRU MÜDAFAA’

Van’ın Özalp ilçesine bağlı Aşağı Koçkıran köyüne baskın düzenleyen askerlerin Ejder Demir adlı yurttaşı öldürmesiyle ilgili biri karakol komutanı 10 asker hakkında açılan dava karara bağlandı. Mahkeme heyeti, tanık ifadelerine ve olay yerinde askerlere ait kovan dışında kovan bulunmamasına rağmen Demir’i öldüren 10 asker hakkında ‘meşru müdafaa’dan beraat kararı verdi.

3- SAVCI SUÇ İCAT ETTİ: ÖRGÜT ADINA MÜŞAHİTLİK

Bölge’de tutuklanan Kürt öğrenciler için hazırlanan skandal iddianamelere bir yenisi eklendi. Savcı öğrencilerin ceza alması için yeni yeni suçlar icat etti. Ağrı’nın Doğubeyazıt ve Tutak ilçelerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınarak tutuklanan 8 kişi hakkında hazırlanan iddianamedeki suçlamalar şöyle; ‘Örgüt gezisi düzenlemek, örgüt adına kalem satmak, referandumda örgüt adına müşahitlik yapmak, örgüt şarkıları söylemek.’


Murat Aydın

Muş’un Varto ilçesinde yaylaya çıkan köylülere, hane başı 154 lira para cezası kesilirken, Mekap marka spor ayakkabı giyen 17 yaşındaki G.M. isimli çobanın ise askerler tarafından dövüldüğü iddia edildi. Yaylaya gelerek köylüleri uyaran komutan ve kaymakamın yaylaya çıkmak için kaymakamlığa ‘sabıka kaydı, daimi tebligat adresi, kimlik belgesi’ ile başvurmalarını istedi. Kaymakamlığın en ilginç talebi ise ‘Çoban olarak faaliyet gösterenlerin terör açısından sakınca bulunmadıklarına dair belge getirmeleri’ talebi oldu.

Bölgede ‘90’lı yıllarda Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde uygulanan yasaklar, Muş’un Varto ilçesinde artan askeri operasyonlar ile birlikte uygulanmaya başladı. Varto’da Haziran ayı başından itibaren Bingöl dağları eteklerinde bulunan ve geçimlerini hayvancılık ile yapan Alagöz(Alengoz), Sırasöğütler(Înaq), Yedikavak (Dérik), Sazlıca (Qerqerut) Leylek (Leyleq), Taşçı (Tacî), Ağaçaltı (Xelefa), Acarkent (Zacéx), Oğlakçı (Kovék) köylerinin yaylalarına giden Varto İlçe Kaymakamı Ahmet Günaydın ve Varto İlçe Jandarma Bölük Komutanı Veysel Fidan, izinsiz yaylaya çıktıkları gerekçesiyle köylülerin kimliklerine el koyarken, askerlerin ise Mekap marka spor ayakkabı giyen G.M. isimli çobanı dövdüğü iddia edildi.

ÇOBANLARDAN ‘TERÖR AÇISINDAN SAKINCALI DEĞİL’ BELGESİ İSTENDİ

Yaylada ismini vermek istemeyen bir köylü, İlçe Kaymakamı Ahmet Günaydın ve İlçe Jandarma Bölük Komutanı Veysel Fidan ve beraberindeki sivil giyimli askerlerin, sivil araçlar ile yaylaya geldiklerini söyledi. Yayladakileri topladığını söyleyen köylü, “Sizler bizden habersiz, belgesiz neden yaylaya geldiniz. Valiliğin 21 yayla ve meraların kullanımı ile ilgili emri var. Bu emre uymadığınız için hane başı 154 lira para cezası ödeyeceksiniz. Yaylaya gelen herkes sabıka kaydı, daimi tebligat adresi, kimlik belgesi, çoban olarak faaliyet gösterenler terör açısından sakınca bulunmadığı ve aranmadıklarına dair belge, hayvanların veteriner sağlık raporu vb. belgeler ile birlikte bizden önce izin alacaksınız ve öyle yaylaya geleceksiniz” dediklerini belirtti. Kimliklerini alarak gittiklerini söyleyen köylü,  kimliklerini de karakola gidip cezalarını ödemeleri durumunda alabileceklerini ifade ederek, “Eğer belgelerinizi yapmayıp, cezanızı ödemeseniz tüm hayvanlarınıza el koyacağız ve hepinizi yaylalardan indireceğiz’ dediler” şeklinde konuştu.

KÖYLÜLERE 154 LİRA CEZA

Hayvanları Alagöz Yaylası’nda olan Hanifi Tepe de yaşananlara ilişkin şunları söyledi: “Kaymakam ve İlçe Jandarma Bölük Komutanı yaylaları gezerek, izinsiz yaylaya çıkıldığını belirterek istenen belgeler ile izin alınması gerektiğini söyledi. Valiliğin genelgesinde ilçe ve il dışından gelenler için istenen belgeler bizden de isteniyor. Valiliğin genelgesinin dışardan gelenler için olduğunu söylememize rağmen 154 lira para cezası kestiler. ‘İkinci defa buraya gelirsek, cezanızı ve izninizi almamışsanız, yayladan indiririz’ dediler.” Tepe, yayla yasağı olmamasına rağmen tehdit ve keyfi yasaklarla karşı karşıya olduklarını belirtti.

MEKAP GİYEN ÇOBANA TOKAT

Sırasöğütler (Înaq) Yaylası’nda 17 yaşındaki G.M. isimli çobanın ise Mekap marka ayakkabı giymesinden dolayı dövüldüğü iddia edildi. İsmini vermek istemeyen bir köylü de , G.M.’nin kimliğinin babasının yanında olduğunu söylediğini ve askerlerin “Neden sakal bırakmışsın ve niye Mekap ayakkabı giyiyorsun” diyerek çobanı tokatladığını, ardından araca atlayıp yaylaya gittiklerini söyledi. G.M isimli çobanın yüzünde morluklar oluşmasına rağmen korkmasından dolayı hastaneye gitmediği de iddia edildi. Mekap marka ayakkabılar oldukça sağlam olmaları nedeniyle gerillalar tarafından tercih ediliyor. Her tarafta satılan bu ayakkabıları giymek ‘90’lı yıllarda gözaltı nedeniydi. (MuşDİHA)


KÖYLÜYÜ ÖLDÜREN ASKERLERE 'MEŞRU MÜDAFAA' BERAATI

Sıddık Güler

Van’ın Özalp ilçesine bağlı Aşağı Koçkıran köyüne baskın düzenleyen askerlerin Ejder Demir adlı yurttaşı öldürmesiyle ilgili biri karakol komutanı 10 asker hakkında açılan dava karara bağlandı. Mahkeme heyeti, Özalp İlçe Jandarma Komutanı Murat Karacan’ın da aralarında bulunduğu 10 asker hakkında ‘meşru müdafaa’ iddiasıyla beraat kararı verdi.
Van’ın Özalp ilçesine bağlı Aşağı Koçkıran köyünde 13 Eylül 2007 tarihinde Ejder Demir evinin önünde askerlerce 20-25 metre mesafeden ateş edilerek öldürüldü. Mazot kaçakçılığından aranan Demir savcılığa ifade vermek üzere gideceği gün köye baskın yapan askerler tarafından vurulmuştu. Demir öldürülmeden bir saat önce Van Barosu avukatlarından Zahir Soğanda’yı arayarak Özalp İlçe Jandarma Komutanı Murat Karacan’ın ifadeye gitmesi durumunda kendisini öldüreceğini, savcılığa gelip ifade vermek istediğini belirtmişti. Telefon üzerine avukatların savcıyla görüşmesinden sonra Demir Van’a gelmek isterken, köye baskın düzenleyen askerler tarafından öldürülmüştü.

ASKERLER SİVİL KIYAFETLE BASKIN YAPMIŞTI

Ejder Demir’in köyünün bulunduğu yerde Koçkıran Jandarma Karakolu olmasına rağmen İlçe Jandarma Komutanı Murat Karacan sivil bir grup askerlerle köye baskın düzenlendi. Köyün etrafını üniformalı askerler tutarken, köyün içindeki sivil kıyafetli askerler ile İlçe Jandarma Komutanı Murat Karacan evinden çıkmaya çalışan Demir’e ateş açtı. Açılan ateş sonucu ağır yaralan Demir Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Demir yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay sonrası Jandarma Komutanı Karacan, köyde kendilerine ateş açıldığı yönünde tutanak tutturdu. Ancak yapılan incelemelerde olay yerinde askerlerin silahından çıkan mermilerin kovanları dışında başka silaha ait boş kovan bulunmadı. Olaydan sonra başlatılan soruşturma kapsamında 7 Ocak 2009 tarihinde Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görevli askerler hakkında ‘Adam öldürmeye teşebbüsten’ dava açıldı.

OTOPSİ RAPORU VE İFADELERE RAĞMEN BERAAT

Olay yerinde iki kez keşif yapılırken, 13 tanık ifade verdi. İfade veren tanıklar, Ejder’in savcılığa gideceği gün köye baskın yapan askerler tarafından bilinçli bir şekilde öldürüldüğünü belirterek, askeriyenin kendilerine ateş açıldığı yönündeki tutanakların da doğru olmadığını dile getirdi. Tanık beyanları, olay yeri incelemesi ve otopsi raporuna rağmen aralarında İlçe Jandarma Komutanı Murat Karacan’ın da bulunduğu 10 askerin yargılandığı dava, 19 Nisan 2011’de Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde karara bağlandı. Mahkeme heyeti, Demir’in ölümüne neden olan olayı ‘meşru müdafaa’ olarak kabul ederek, 10 askerin beraatına karar verdi. (Van/DİHA)


BİR GARİP İDDİANAME

Bölge’de gözaltına alınan ve tutuklanan Kürt öğrenciler için hazırlanan skandal iddianamelere bir yenisi eklendi. Savcı öğrencilerin ceza alması için yeni yeni suçlar icat etti. Ağrı’nın Doğubeyazıt ve Tutak ilçelerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınarak tutuklanan 8 kişi hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede öğrencilerin düzenlediği gezinin ‘Örgüt gezisi’, söyledikleri şarkıların da ‘örgüt şarkıları’ olduğu iddia edildi.

Ağrı’nın Doğubeyazıt ve Tutak ilçelerinde Ocak ayında yapılan ev baskınlarında gözaltına alınıp tutuklanan Erdal Sayın, Remzi Gegez, Adem Aykuş, Suat Oğul, Metin Birdal, Mehmet Nedim Koçkar, Sait Tayfur ve Doğan Şenses ile tutuksuz yargılanan Engin Yerlikaya hakkında Erzurum Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianame Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde okuyan Kürt öğrencilerin Doğubeyazıt’a İshakpaşa Sarayı’na yaptıkları gezi ‘örgüt gezisi’ olarak sunuldu. İddianamede BDP Gençlik yapılanması olan DYG Üyesi Doğan Şenses hakkındaki bölümde, ‘Şenses’in KCK’nin gönderdiği kişi’ olduğu iddia edildi. Şenses’in misafir olarak kaldığı BDP’lilerin evi ise ‘Terör örgütüne müzahir kişilerin evi’ olduğu iddiasında bulunuldu. Gezi öncesi DYG Üyesi Doğan Şenses ile Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Öğrencisi Erdal Sayın arasında geçen telefon konuşmalarında, ekmek, pide, vs. gibi malzemelerin temin edilmesini sağladıkları gerekçesi ile ‘örgütün gezisi’ni düzenledikleri, öğrencilerin İshakpaşa Sarayı’nda saz çalıp seslendirdikleri şarkıların da ‘örgütün şarkıları’ olduğu iddia edildi.

KALEM SATARAK ÖRGÜTE FİNANSMAN SAĞLAMIŞLAR!

 Üniversite öğrencilerinin kendi aralarında Ağrı Öğrenci Derneğinin (AÖDER) isminin yazılı olduğu kalemleri satmaları suç unsuru sayılırken, bahsedilen kalemleri alan kişilerin hepsi de ‘Öörgüte müzahir kişiler’ olarak tanımlandı. Satılan kalemlerden elde edilen gelirin ‘Örgüte yardım etmek’ için toplandığı savunulan iddianamede, ileri sürülen suçlamaların tamamı telefon konuşmalarına dayandırılıyor. İddianamede, Üniversite Öğrencisi Erdal Sayın’ın ‘örgüte yardım ettiği, üniversite içinde toplantılar yaptığı, örgüt adına korsan gösteri düzenleyip finans sağladığı ve örgüt üyesi olduğu’ iddia edildi.

MÜŞAHİT OLMAK SUÇ SAYILDI!

İddianamede en dikkat çeken kişilerden Doğubeyazıt’taki Ahmedê Xani Derneği Yöneticileri Sait Tayfur ile Remzi Gegez’in, anayasa için yapılan referandumda müşahit olmaları örgütün talimatı doğrultusunda gerçekleştiği de yer alan iddialar arasında bulundu. Remzi Gegez ve Sait Tayfur’un sandıklarda müşahit oldukları zaman yaptıkları telefon konuşmaları suç unsuru sayıldı.

Doğubeyazıt’ta Ahmedê Xani Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yöneticisi Remzi Gegez’in ‘Öz Savunma Birlikleri’ arasında yer aldığı, Doğubeyazıt’ta yapılan eylemleri organize ettiği, örgütün aldığı kararları uyguladığı, yapılan referandumda örgüt adına müşahit olarak bulunduğu’ ileri sürüldü. İddianamede, Gegez’in yaptığı eylemleri legalleştirmek için dernek çatısı altında çalışma yaptığı ifade edildi. Yine Remzi Gegez hakkındaki bölümde deliller tamamen telefon konuşmalarına dayandırılırken, Gegez ile Emrah Karatay arasında geçen “Ben ilçeye gidiyorum oraya gel konuşalım” şeklindeki konuşmada ‘Örgütte gizliliğe önem verdikleri için telefonda konuşmuyorlar’ şeklinde yorumlandı. (Ağrı/DİHA)
 

www.evrensel.net