04 Mayıs 2014 11:31

Denizlerin soyundandırlar

Deniz Denizdir de, genç nedir? Denizleri bilip genci küçümsemek olur mu? Olmaz! “Yapmayın” derdim, hemen her Deniz anmasında! “Durun” derdim, “öyle değil”! “Analar ne yiğitler doğurur”, “sorun, Deniz ve bugünün gençlerinde, birinin kahramanlığı ve diğerlerinin ‘korkaklığı’nda değil, koşullarda” derdim.. Ama yeterince ikna edici olamadığımı hissederdim.

Paylaş

Mustafa YALÇINER

Bir önceki 6 Mayıs’a kadar, Deniz ve Denizler söz konusu olduğunda, gençlik, şöyle okkalısından bir silkelenir, hatta aşağılanırdı: Bugünkü gençlerde iş yok! Çok apolitikler.. Hiç duyarlı değiller.. Nerede o eski gençler! Akla gelen.. Ölçütüne vurulan Kuşkusuz Deniz olurdu. O ya da onlar neydiler öyle.. Ne kahramandılar.. Gözlerini budaktan esirgemezler.. Kablarına sığmazlar.. Yerlerinde durmazlar.. Hep devrim isterler ve devrime koşarlardı. Ya bugünküler?
Denizlerin hep devrim istediklerinden şüphe edilemez! Devrimciliklerinin sorgulayıcılarının hiçbiri ayakta kalamamış, yıkılıp gitmişlerdir. Henüz yaşamlarından ayrılmamış, benim sizin gibi kanlı-canlı ve olanca ataklıklarıyla hareketli hallerinde.. Her biri mücadelenin bir ucundan sıkıca tutup koşturmacadayken de.. Halka ve devrimcilere gözdağı verilmek üzere idam sehpasına çıkarılıp sonsuzluğa yürüyüp gitmelerinden sonra da.. Hep uğraşanları olmuş.. Bütün devrimcilere reva görülen muameleden onlar da nasiplerini almışlar.. Karalanıp.. En pespaye kimilerince hatta can düşmanları “Amerika’nın oyununa gelmek”le.. Yine hiçbir işe yaramaz başka kimilerince provokasyona alet olmakla bile suçlanmış.. Kimilerince devrimcilikleri sorgulanmış.. Darbecilik yakıştıranı.. Şarlatanca milliyetçilik karalaması yapanı olmuş.. Devrimciliklerinin yanına yanaşamayacak başka kimileri de yetersizliklerini ileri sürmüştür! Tarihin çarkı tümünü düzleyip geçmiş.. Hiçbiri zamanın koca süpürgesi önünde duramamıştır.
Günümüz TKP’sinin günümüz FKF’si örnektir. Bilinir, Denizlerin olmayan bir gelenekten gelmektedirler. Uluslararası yönüyle Kruşçev ve Brejnevcidirler. Ulusal yönüyle Harun Karadeniz’e dayanırlar. TKP’nin gençlik sözcüsüdür. İdeolojik karşıtlıkları gizlenir gibi değildir. Eylemde, en bilineni, Deniz’le 6. Filo erlerinin denize dökülmesinde karşı karşıya gelişleridir. “Provokasyon olur”, “anarşizmdir” diye, Gümüşsuyu’nda, İTÜ’nün önünde, karşısına dikilip, Deniz’i.. Denizleri durdurmaya çalışmış.. Silkelenip geçilmiş.. Ancak arkadan bakıp.. Arkadan konuşmuştur!
Peki, tarih kimi haklı çıkarmış.. Kimi tanımış.. TKP’ye bile kimi dayatmıştır? H. Karadeniz’i mi Deniz’i mi? Günümüz FKF’si, “Haziran Deniz oldu, Hatay’a Yürüyor!” adıyla “Barış için Büyük Gençlik Yürüyüşü” düzenliyor. Ne varsa dağarcığında bir sepete doldurmuş, ilerlemek istiyor. İlerlesin.. Biraz Suriye ve barış.. Biraz Haziran Direnişi ile Gezi.. Biraz da.. H. Karedeniz değil, ama Deniz. FKF, bir başka tarihte bile değil, 6 Mayıs’ta kurulmuş!
Tarihe karşı durulmaz! Deniz’e karşı da. Deniz’e karşı durmaya kalkan iflah etmez, etmemiştir! Dolanır gelir, kabullenirsin! İstersen karşı çıkmaya yelten! İstersen öyleydi.. Böyleydi de.. Nefes tüketirsin! Tam, “tamam” dediğinde, bakarsın, ayağın suya erer! Tükenirsin!
Tükenirsin. Çünkü Deniz’in ve Denizlerin devrimciliği su götürür değildir! Tartışılırlığı yoktur!
Ama Deniz Denizdir de, genç nedir? Denizleri bilip genci küçümsemek olur mu? Olmaz! “Yapmayın” derdim, hemen her Deniz anmasında! “Durun” derdim, “öyle değil”! “Analar ne yiğitler doğurur”, “sorun, Deniz ve bugünün gençlerinde, birinin kahramanlığı ve diğerlerinin ‘korkaklığı’nda değil, koşullarda” derdim.. Ama yeterince ikna edici olamadığımı hissederdim.
Haziran Direnişi tartışmayı sona erdirdi. Hem de bıçakla keser gibi! Artık kimse günümüz gençliğini küçümsemiyor! Apolitik falan da demiyor! Oysa epey bir miktar apolitik günümüz genci. Peki, ama, Denizler politikti de, bu her şeyi hallediyor muydu? Sorun kalmıyor muydu? Kalıyordu. Kaldı! Hepimiz biliyoruz ki, yenildik! Henüz Gezi yenilmedi, ama biz, Denizler yenildik! Evet, bitmedi, sürüyor; günümüz gençleri Deniz’in izini sürüyor, peşi sıra yürüyorlar. Bu doğru. Farkında olsun olmasınlar.. Bu konuya ilişkin ne düşünüp ne düşünmedikleri önemli olmadan izini sürüyorlar Deniz’in. Aynı yolu yürüyorlar. Ama kesin ki farklı yürüyorlar. İçeriği mi farklı biçimi mi –tartışılır. Ama farklılar.
Denizler, Türkiye Devrimi’nin “kahramanlar çağı”nın temsilcileri ve sözcüleriydiler. Antik Yunan’ın kahramanlar çağının Herkül’ü gibiydiler! Perikles ve Sokrates’le o çağı kapattı Yunan. Denizler de Türkiye’nin kahramanlar çağının son temsilcileriydiler. Herkül, baştanrı Zeus’un oğluydu, ama, yarı-tanrı niteliğiyle yaşamını sürdüreceği insanların arasına atılmıştı. Denizler Kemallerin oğlu ya da ürünüydü, “yukarıdancılık”ın sonu ve “aşağıdancılık”ın başlangıcıydılar. Artık üst değil, alt sınıflardandılar. İdeolojik olarak beslendikleri üst sınıflara ihanet etmekte ve kendilerinden oldukları alt sınıflara bağlanmaktaydılar. İdeolojik kalıntılar, azalarak, işlevsel olmayı sürdürdü. Kesinlikle bireycilikleri değil, ama bireysellikleriyle sivrilmişlerdi, seçkin öğrencilerdi, devrimcilikleri farklı olmadı; “küçük grupları”yla karakterize oldular, “üst”ten ödünç aldıkları ideolojik biçimler, başlıca üsttencilik hareket tarzlarını damgaladı. Ama biçimdi, özleriyse cıvıl cıvıl halktı, ölesiye halktandılar, halka tek bir zarar vermeyip halka adandılar. Üstte kimseyle düşüp kalkmadılar, daima, aşağıdan davrandılar, halktandılar. “Geçiş” dendiğinde akla onlar gelir: Üsttenci aşağıdancılar. Halkın yüreğinde yer etmeleri bundandır, aşağıdan hiç kopmamaları, halka ihanet etmemelerindendir!
Arkalarından gelenler yol ve yordamlarını geliştirmişlerdir. Düzen bir tarafta yol bir tarafta olmuştur. Geziciler, ezici çoğunluklarıyla zamane gençleri, artık onlar gibi “kahramanlar çağı”nın çocukları değillerdir. Bireyiz demektedirler, ama sadece bir yanıyla, yoksa hem örgütsüz hem yığındırlar, yığın olarak davranmaktadırlar ki, işte bu aşağıdanlığın başlıca ihtiyacıdır. Ama yumruklarını masaya vurmuşlardır bir kez. Peşi gelecektir. “Orta sınıf” mıdırlar? Geçiniz! Denizlerin soyundandırlar. Halktırlar!

ÖNCEKİ HABER

Güvercin sevmeyeceksin

SONRAKİ HABER

YSK, İstanbul kararının iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıkladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa