03 Mayıs 2014 19:12

Cumartesi Anneleri: Başımız dik, yüreğimiz yanık, öfkemiz büyük

Adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri eylemlerinin 475'inci haftasında 22 yıl önce İstanbul'da gözaltına alınarak kaybedilen üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ile Soner Gül'ün akıbetini sordu. Bu haftaki açıklamada, yapılan itiraflara rağmen neden hala faillerden hesap sorulmadığı belirtildi.

Paylaş

Adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri eylemlerinin 475'inci haftasında 22 yıl önce İstanbul'da gözaltına alınarak kaybedilen üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ile Soner Gül'ün akıbetini sordu. Bu haftaki açıklamada, yapılan itiraflara rağmen neden hala faillerden hesap sorulmadığı belirtildi.

Kaybedilen yakınlarının akıbetleri ile sorumluların yargılanması için adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 475'inci haftasında yine Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failleri belli, kayıplar nerede?" pankartı açan ve kayıplarının fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde, 4 Mayıs 1992 tarihinde İstanbul'da gözaltına alınarak kaybedilen üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ile Soner Gül'ün akıbetini sordu. Gözaltında kaybedilen Hüsamettin Yaman'ın sevdiği, "Büyü" türküsünün dinletilmesi ile başlayan eylemde konuşan kayıp yakınlarından Maside Ocak, Mardin Kızıltepe ilçesine bağlı Yurtderi köyündeki kuyuda yapılan kazı sonucu kemikleri bulunan Abdulbaki Birlik, Kemal Birlik, Zübeyir Birlik ve Zeki Alabalık'ın kemiklerinin bugün Bitlis'in Mutki ilçesinde toprağa verileceğini hatırlatarak, "Sizleri bulduk, katillerinizi aramaya devam edeceğiz" dedi.

'SAVCI KATİLLERİ BİLDİĞİNİ SÖYLEDİ'

Maside Ocak'ın ardından 1996 yılında Yüksekova'da gözaltına alınarak kaybedilen Abdullah Canan'ın oğlu Vahap Canan söz aldı. Babasının kaybedilmesinin ardından tayini çıkan Yüksekova Cumhuriyet Savcısı'nın evlerine gelerek helallik istediğini belirten Canan, savcının kendilerine, katilleri bildiğini belirttiğini ifade etti. Canan, "Savcı bize, katilleri çok net olarak bildiğini söyledi ve olaydan kendilerine el çektirildiğini, tayininin başka yere gönderilerek hakimliğe atandığını söyledi. Biz de katilleri biliyoruz ve Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında buradan bir kez daha suç duyurusunda bulunuyoruz" dedi.

Canan'dan sonra 1995 yılında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız konuştu. Başbakan Erdoğan'ın Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'a "Almanya'da 8 vatandaşımız öldürülüyor, bunun hesabını veremeyenler gelip de bize akıl vermesinler" şeklindeki eleştirisine değinen Yıldız, "Roboski'de katledilen 34 canın, Gezi'de katledilen 8 fidanın hesabını sormuyorsanız bu aymazlıktır" diye belirtti.

'PUŞİYİ SUÇ ALETİ SAYIYORLAR'

1 Mayıs'ta yaşanan polis şiddeti ve Taksim'in kapatılmasına ilişkin de konuşan Yıldız, "Taksim'i halktan korudukların söylüyorlar. Asıl Taksim'i Gezi'yi koruyanlar halktır" dedi. Elindeki puşiyi gösteren Yıldız, 1 Mayıs'ta gözaltına alındığı sırada 2 üniversite öğrencisine polis tarafından zorla puşi takılarak fotoğraflarının çekildiği görüntülerine de değinerek, "Bizim gençlerimizin taktığı puşiyi suç aleti sayıyorlar. Nasıl sayılacaksa. Bir de zorla taktırıp fotoğraf çekmeye çalışıyorlar. Bizim kayıplarımız her yerde anlatılacak. Başımız dik, yüreğimiz yanık, öfkemiz büyüktür. Sizlerin katliamları, zulümleri anlatılacak, bizlerin elleri hep yakanızda olacak" diye konuştu.

'DEVLET VE SERMAYE GRUPLARININ ELİ HEP KANLIDIR'

Ardından 1992 yılında gözaltında kaybedilen Hüsamettin Yaman'ın ağabeyi Feyyaz Yaman konuştu. Kardeşi Yaman ile Soner Gül'ün üniversite öğrencisi olduğunu hatırlatan Yaman, "İktidarın şiddeti her zaman gençlere acımasızdı. Bu topraklarda her taşın altında, gençlerin, emekçilerin, halkın kanı var. Devlet mekanizmaları ve sermaye gruplarının elleri hep kanlıdır. Kanla yürümeye çalışıyorlar. 15 yaşındaki Berkin'leri kaybettik" dedi. Yaman'ın ardından konuşan 1980 yılında kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren ise "Mehmet Ağar, Ayhan Çarkın, ellerinizdedir. Onlardan neden hesap sormuyorsunuz?" diye sordu.

Haftanın basın açıklamasını ise kayıp yakınlarından Mukaddes Şamiloğlu yaptı. "Kaybedenleri koruyan yasaların uygulayıcısı olan 'önce devlet' zihniyetini kıramayan yargının ancak, 'önce insan' ilkesine yönelmesiyle cezasızlığın son bulacağını bir kez daha hatırlatıyoruz" diyen Şamiloğlu, Yaman ve Gül'ün, 22 yıl önce gözaltına alınmasının devlet tarafından kabul edilmediğini söyledi. Şamiloğlu şöyle devam etti: "Gayrettepe Karakolu'nda, Hüsamettin'i gözaltına almadıklarını söyleyen Reşat Altay'a itiraz eden Feyyaz Yaman'ın aldığı cevap, 'Bizim dışımızda bir yapı tarafından alınmış olabilir' cevabı oldu."

İtirafçı Ayhan Çarkın'ın, Yaman ve Gül'ün gözaltına alınmasından 19 yıl sonra ifadesinde, "Kafalarına ve enselerine birer kurşun sıkmak suretiyle öldürdük. Çerkezköy kırsalına gömdük" dediği bilgisini veren Şamiloğlu, itiraflara rağmen katillerden hesabın sorulmadığını kaydetti. Şamiloğlu, failleri cezasız bırakacak koruyucu yasaları çıkaranların tarih önünde her zaman suç işleyenler kadar sorumlu olduklarını dile getirdi. (İstanbul/DİHA)

ÖNCEKİ HABER

Bilgen: AKP adaletsizlik istiyor

SONRAKİ HABER

Erdoğan "oy çalındı" iddiasında ısrarcı: Oy hırsızlığı tam bir felakettir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa