03 Mayıs 2014 16:04

Yeni bir işgalde buluşmak üzere!

"Bir gün bir yerde tekrar karşılaşırsak eğer, benimle yeniden tanış" tadında bir sözü vardır Pablo Neruda'nın. İşte bu yazı da bir güne sığdırılmaya çalışılan bir tanışmanın hikâyesi.Dünyanın hangi coğrafyasında olursak olalım acılarımızın ortak olduğu kadar umudun da ortak olduğu, direnmenin kadınları ayrı bir güzelleştirdiğinin tanıdıklığı üzerine bir izlenimin hikayesi bu...

Paylaş

Bilge ÇOBAN
Sao Paulo/Brezilya


"Bir gün bir yerde tekrar karşılaşırsak eğer, benimle yeniden tanış" tadında bir sözü vardır Pablo Neruda'nın. İşte bu yazı da bir güne sığdırılmaya çalışılan bir tanışmanın hikâyesi.
Dünyanın hangi coğrafyasında olursak olalım acılarımızın ortak olduğu kadar umudun da ortak olduğu, direnmenin kadınları ayrı bir güzelleştirdiğinin tanıdıklığı üzerine bir izlenimin hikayesi bu...
Brezilya Sao Paulo'nun en merkezi caddelerinden birinde pencerelerinden pankart sarkıtılmış onlarca işgal evinden birindeyiz. Cristiane ile de burada tanışıyoruz. 32 yaşında genç ve güleç bir kadın, çocuk yaşta evlenmiş, dahası ilk çocuğunu 14 yaşındayken doğurmuş.
“Bizim burada her şey erken başlar" diye gülümseyerek açıklıyor erken yaşta evliliğinin nedenini. Çok değil bundan 5 yıl öncesine kadar “favela” denilen yoksul gecekondu mahallelerinde yaşıyormuş Cristiane. Şimdi ise şehrin en işlek caddelerinin birinde kocaman bir apartmanı kendisi gibi favelalardan gelen yoksullar ile paylaşıyor. Seçim dönemi mahallesine konut hakkı için mücadele eden FLM'den (Konut Mücadelesi Cephesi) insanlar geliyor. Mahalleliyle toplantılar yapılıyor, insanların daha iyi koşullarda yaşamasının temel bir hak olduğu konuşuluyor. Cristiane'nın değişen hikâyesi de böylece başlıyor...

ÖZEL MÜLK MÜ? O DA NE!
FLM, herkesin konut hakkı olduğunu savunan, şehir merkezinde kullanılmayan binaları işgal eden ve yoksul ailelerin buralara yerleşmesini sağlayan bir hareket. Brezilya'da konutunuz varsa bir biçimiyle kullanmak/değerlendirmek zorundasınız. Ya kendiniz oturacaksınız, ya kiraya vereceksiniz ya da kamunun kullanımına sunacaksınız. Yani Brezilya'da 5 yıl hiç kullanılmamış binaları işgal edebilir ve buralarda yaşayabilirsiniz. Ta ki elinizden alınana kadar!
Tabii bu da pek kolay olmuyor, insanlar yarattıkları yaşam alanlarına güçlü bir şekilde sarılıyorlar. Cristiane'nın favelalardan yeni mahallesine taşınması da bir işgal öyküsü... Yalnız o, bir işgal ile yetinecek kadına hiç benzemiyor. Birçok evin işgalinde de görev almış asil ve onurlu bir kadın!
Şimdilerde 80 ailenin yaşadığı bir apartmana dönüştürülmüş olan eski bir otel binasında buluşuyoruz onunla. İşgal evi çocuklarınca özenle yapılmış yağlı boya tablolarla süslü bir lobide konuşuyoruz uzun uzun.
"17 senedir kullanılmayan bir oteldi burası" diyor. "İlk geldiğimizde içeri girilmeyecek durumdaydı, her tarafı su dolu, eşyalar çürümüş, etrafta kuş ölüleri" vardı diye anlatıyor, yeni evlerini kurma çabalarını. Her bir apartmanın oturulacak hale getirilmesi için gerçekten büyük emek harcadıklarını, her bir evi, kendi evlerini düzenler gibi kolektif olarak özenle hazırladıklarından bahsediyor."Bizim gibi yoksullar genelde ya tesisatçı ya elektrikçi oluyor. O yüzden kendi işlerimizi birlikte yapıyoruz" diyor. Oturacak hale getirdikleri, elleriyle güzelleştirdikleri evler farklı farklı olsa da sesindeki heyecan hep aynı. Belli ki özel mülkiyet duygusu işgal evlerinde aşılalı çok olmuş!
"Bu bir mücadele ve ben de öğreniyorum, öğrenmeye çalışıyorum" diye özetliyor yeni yaşamının ona kattıklarını. O yüzden şaşırmıyoruz bu umut dolu kadından kahve içme daveti değil de yeni bir evin işgaline katılma daveti aldığımızda! Cristiane ve onun gibi umudu besleyen kadınlarla "yeniden tanışma" fırsatı yakalayacağımız bir işgalde buluşmak üzere ayrılıyoruz.

MESLEĞİ: İŞGALCİ

Cristiane, kendini burada yaşayan ailelerden biri olarak tanımlıyor. Mesleğini sorduğumuzda da "çalışmıyorum evdeyim" diyor. Lakin sohbet ilerledikçe bu güleç yüzlü mütevazı kadının bir sürü işi ve görevi olduğunu öğreniyoruz. Ama ona göre artık bu hayatının bir parçası, ayrı bir iş değil.
"İşgal ettiğimiz binada kalıp binanın düzenlemesi için çalışanlarımız var. Ama benim daha çok hoşuma giden bir binayı tespit edip araştırmasını yapıp orayı işgal etmek!" diyor. Cristiane yeni işgal edilecek binaların ön araştırmasını yapıyor. Önce uzun süredir kullanılmayan ve işgal için uygun olan binaların bilgisini ediniyorlar. O da ilgili mahalleye gidip esnafla, o sokakta oturanlarla sohbet ediyor. "Bina işgali için gerekli olan tüm bilgileri topluyorum. Sonra da işgal gününe karar veriyoruz" diye anlatıyor, onu heyecanlandırdığı her halinden belli olan işini. Kimi zaman işgalden sonra onu gören mahalle sakinlerinin, bu küçük kadına onca bilgiyi kendilerinin verdiklerini anladıklarındaki şaşkınlıklarını ise gülerek anlatıyor.

ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR
İlk dönemler mahallelinin bu beklenmedik işgalci komşularına temkinli davrandıklarından bahsediyor. "Çok değil 6 ay içinde bizi tanımış oluyorlar, kaynaşıyoruz" diyor.  Bunda çocukların rolü büyük olsa gerek. Zira etraf oynayan, koşuşturan çocuklarla dolu. Cristiane'nın da dört çocuğu var. Çocuklar büyümüş artık, en küçüğü 13 yaşında. Çocuklarından biriyle elinde çekiç, yeni işgal edilmiş olan bir binanın tamir işlerine yardım ederken tanışıyoruz. Küçük büyük herkes ortak bir yaşam kurma telaşında, bir işin ucunu tutmanın heyecanında... Çocukların genelde başka işgal evlerinde yemek yediklerini anlatmasından her bir ailenin nasıl ortaklaştığını ve birbirlerinin yaşamını kolaylaştırdığını hissediyorsunuz. Evlerin işgal edilmesinde, yeni bir hayatın kurulmasında kadınların ne kadar büyük rolü ve emeği olduğunu anlıyoruz.

ÖNCEKİ HABER

Bizim çardak çok güzel, gelsene

SONRAKİ HABER

Hakkari'de kayyumun 33 milyon TL ödediği hattan su akmıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa