‘90’lı yıllar Kürtler  için 10 yıl değil

‘90’lı yıllar Kürtler için 10 yıl değil

Bilgi Üniversitesi Kürdoloji Çalışma Birimi, Bilgi Üniversitesi Kültür ve Düşünce Topluluğu ve Toplum ve Kuram Dergisi “1990’larda Kürtler ve Kürdistan” başlığıyla iki gün devam eden bir konferans düzenledi. Konferansta, dört farklı ülkedeki Kürtlerin tarihsel süreci ele alınırken, özellikle ‘90’lı yıllarda yaşanan gelişmeler ve gelişmelerin Kürtlerin mücadelesi üzerinde etkileri ve Kürtlerin verdikleri mücadele üzerine sunumlar yapıldı.

Şerif KARATAŞ
İstanbul

    
Bilgi Üniversitesi Kürdoloji Çalışma Birimi, Bilgi Üniversitesi Kültür ve Düşünce Topluluğu ve Toplum ve Kuram Dergisi “1990’larda Kürtler ve Kürdistan” başlığıyla iki gün devam eden bir konferans düzenledi. Konferansta, dört farklı ülkedeki Kürtlerin tarihsel süreci ele alınırken, özellikle ‘90’lı yıllarda yaşanan gelişmeler ve gelişmelerin Kürtlerin mücadelesi üzerinde etkileri ve Kürtlerin verdikleri mücadele üzerine sunumlar yapıldı. Dicle Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Yıldırım’ın 90’lı yıllarda Kürtlerin yaşadıklarını hatırlatarak, 90’lı yılların Kürtler için bir 10 yıl olmadığını yaşanan gelişmeler itibarıyla Kürtler tarafından bir yüzyıl gibi algılandığını ifade etti.

Akademik dünya açısından önemli bir konferans olma özelliğiyle yapılan konferansa akademisyen ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü’nde gerçekleşen konferansın açılış konuşmalarını Bilgi Kültür ve Düşünce Topluluğu’ndan Hişyar Aydın ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver yaptı. Kürtler ve Kürdistan üzerine kitaplarıyla bilinen Utrecht Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Martin Van Bruinessen, ‘90’lı yıllarda dünyada yaşanan gelişmelerle ile bu gelişmelerin Kürdistan’a ve Kürtlerin mücadelesine yansıması üzerine durdu. Sınırların yeniden şekillenmeye başlandığını bir dönem olarak ‘90’lı yılları özetleyen Bruinessen, özellikle Sovyetler birliğinin dağılmasıyla birlikte bu sürecin hızlandığını belirtti.

KÜRTLER ÖNEMLİ ROL ALABİLİR

“Küresel perspektifle Kürdistan” başlıklı ilk oturumda Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)’den Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Tahran Üniversitesi’nden Dr. Esmail Shams ve araştırmacı Ziwar al Omar konuşmacı olarak katıldı.

PKK ile birlikte Kürtlerle oluşan ulusallaşma sürecine değinen Hamit Bozarslan, Kürtleri görmeyen ya da görmezden gelen partilerin Kürdistan’da hayat bulmadığını belirti. AKP’nin Kürdistan’daki varlığının ise Kürtler yönelik politikasının tutumuna göre değişebileceğini söyledi. Bozarslan, devletin bütün baskı politikalarına karşı PKK’ni yeni bir dinamizm oluşturduğuna dikkat çekerek, “Savaşta devlet kaybetti” dedi. Klasik devlet anlayışında bu mücadeleye yıkıldığına değinen Bozarslan, “Kürtler bugün tarihin gidişatında önemli rol alabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Esmail Shams, Süryanice yaptığı sunumda İran’daki Kürtler ve İran Kürdistanı hakkında bilgi verdi. Kürtlere yönelik baskılara değinen Shams, özelikle İran ve Irak arasında yaşanan savaşın Kürtlere çok zarar verdiğini hatırlattı. Shams, Halepçe katliamının ise İran Kürtlerini bir araya getirmesi bakımından önemli olduğunu ifade etti.

REJİM ROJAVA DEVRİMİNİ ENGELLEMEK İSTİYOR

Ziwar al Omar da sunumunda Suriye Kürdistanı (Rojava) üzerinde durdu. Suriye rejiminin tarihsel süreci hakkında bilgi veren Omar, baskıcı rejimin Kürtlere yönelik baskı ve inkar politikasına karşın Kürtlerin mücadele vererek, baskıcı iktidarın ortaya koyduğu kırmızı çizgileri yok ettiğine dikkat çekti. Verilen mücadeleyle Rojava’da devrimin gerçekleştiğini hatırlatarak, Suriye rejimini devrim engellemek için engellemek istediğini ama rejimin istediği bir sonuç çıkmayacağını ifade etti. Kürt partileri özellikle PKK ve KDP’nin hakimiyetine değinen Omar, Rojava ile Federal Kürdistan bölgesi arasında KDP’nin kazdığı hendeklerin de bu politikanın sonucu olduğuna işaret etti. Omar, KDP’nin ABD başta olmak üzere Batılı devletler olan ilişkilerine göre şekillenen bir siyaseti olduğunu söyledi.

GENÇLİK HEP DEVLETİN HEDEFİNDE

Son oturumda Türkiye Kürdistan’ındaki mücadele üzerine sunumlar yapıldı. Open Universty’den Dr. Cengiz Güneş, Arel Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Engin Sustam ve Dicle Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Yıldırım sunum yaptı. Cengiz Güneş, Kürdistan’da yaşanan kitlesel protestolar hakkında bilgi verdikten sonra ‘80’lerden sonra bu kitlesel protestoların farklı bir boyuta taşındığı üzerinde durdu.

Engin Sustam, 90’lı yıllardaki mücadelenin kültürel boyutu üzerinde sunum yaptı. 91’de kurulan Mezopotamya Kültür Merkezi’nin önemli bir işlev gördüğünü anlatan Sustam, Kürtlerin hesaplaşma ve propaganda dilini kamusal alana taşıdığını ifade etti. Zorunlu göçle birlikte dilin siyasallaştığından söz eden Sustam, bunun da devletin Kürtlere bakışından ve Kürtlere yönelik uyguladığı baskı politikalarından bağımsız olmadığına dikkat çekti. Ahmet Yıldırım, ise 90’lı yılların Kürtler için bir 10 yıl olmadığını yaşanan gelişmeler itibarıyla Kürtler tarafından bir yüzyıl gibi algılandığını ifade etti. Özelikle gençlerin ve kadınların mücadelesiyle bu döneme damgasını vurduğunu dile getiren Yıldırım, Kürt gençliğin her zaman özgürlük mücadelesinde önemli aktörlerinden biri olduğunu ve devlettin bunu bildiği için Kürt gençliğine yönelik sürekli baskı ve şiddet politikasından vazgeçmediğini dikkat çekti.

DEVLET İNKAR VE İMHA BELGELERİNİ YOK EDİYOR

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazan Üstündağ ikinci oturumun açılışında sunumunu gerçekleştirdi. Devletin Kürtlere yönelik uyguladığı inkar ve imha politikalarını ‘90’lı yılların ‘hayaleti’ olarak tanımlayan Üstündağ, söz konusu yıllarda Kürt halkın verdiği mücadeleyi de ‘90’ların ruhu olarak tanımladı. Roboskî, Paris’te üç Kürt kadın siyasetçinin katledilmesi başta olmak üzere yaşanan kimi olayları ‘90’ların hayaleti olduğuna dikkat çeken Üstündağ, TMK mağduru çocukların taş atmasını ve cezaevlerinde gerçekleşen açlık grevini de ‘90’ların ruhu olduğunu ifade etti. Devletin yaptığı inkâr ve imha politikalarının kayıtlarını ortadan kaldırdığına vurgu yapan Üstündağ, soykırıma uğrayan Ermenilerin soykırıma uğradıklarını kanıtlama mücadelesi gibi Kürtlerin de bunu kanıtlamak için arşivleştirmeye başladığından söz etti. Üstündağ, geçmişte yaşanların geride kalması için hakikatlerin araştırılması gerektiğini belirtti.

KÜRDİSTAN’DA HEP SIKIYÖNETİM

Türkiye  Kürdistan’ında devletin değişen savaş stratejileri üzerine Mardin Artuklu Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Naif Bezwan, Ferei Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Bilgin Ayata ve EHESS’den Adnan Çelik konuşmacı olarak katıldı. Naif Bezwan, devletin normal devlet yerine tedbirci devlet anlayışla Kürtlere yönelik politika uyguladığının üzerinde durdu.
Bezwan, Tedbirli devlet anlayışının hiçbir kuralın geçerli olmadığına dikkat çekti. Bezwan, Umumi Müfettişler’in kurulması ve OHAL’e kadar devam eden bir sürecin Kürtler için hep yaşandığına dikkat çekti. Bilgin Ayata, devletin Kürtlere yönelik inkar ve imha politikaları üzerinde durarak, Kürtlerin bulunduğu coğrafyayı insansızlaştırmak istediğine dikkat çekti. Adnan Çelik, Diyarbakır’ın Kulp, Silvan, Lice ilçelerinde yaptığı alan çalışması üzerine sunumunu yaptı. 1915 Ermeni soykırımında Kürtlerin oynadığı rolü hatırlatan Çelik, özellikle söz konusu ilçelerde yaptığı alan araştırmalarında bunun ortaya çıktığından söz etti.

Soykırım boyutu olmasa da tehcir boyutuyla Kürtlere de aynı politikanın uygulandığı üzerinde duran Çelik, devletin PKK’yi Ermeni örgütü şeklinde lanse ederek, gelip topraklarını alacağı yönünde yapılan propaganda ile Kürtleri yanlarına çekmek istediğini ifade etti. Devletin yanında yer almak zorunda kalan korucuların bu politikaya inanmadığını anlatan Çelik, söz konusu ilçelerde korucu olan köy sayısını da az olduğunu ve koruculuğu kabul etmeyen köylerin boşaldığını dile getirdi.

www.evrensel.net