Kuzey Sina’daki  güvensizlik çemberi

Fotoğraf: Evrensel

Kuzey Sina’daki güvensizlik çemberi

ki eski hasım tarafından sıkıştırılan Mısır’ın Sina Yarımadası, önemli bir bölge. Batısında Süveyş Kanalı, doğusunda İsrail ve Gazze Şeridi olan Kuzey Sina, gelişen sınır kaçakçılığına ve farklı isyankar Bedevi aşiretlerine ev sahipliği yapıyor. Hüsnü Mübarek’in devrildiği ocak 2011’deki halk ayaklanmasından bu yana bölgedeki güvenlik vaziyeti kötüleşiyor. Mısır’dan Ürdün ve İsrail’e uzanan ihtilaflı doğal gaz boru hattı düzinelerce kez, polis ve askeri kontrol noktaları da dahil belli aralıklarla saldırıya uğradı. 2012 ağustos ayında silahlı kişiler bir sınır karakoluna saldırdı ve İsrail sınırını geçmek istedi. Buna karşılık olarak da Mısır hükümeti yarımadadaki güvenliği daha da artırdı. ‘Sina’ya operasyon’ yönünde artan uluslararası baskı, Mübarek döneminde gerçekleştirilen kitlesel tutuklamaların yanı sıra şüpheli şahıslara yönelik füze saldırıları gibi endişe verici taktiklerin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.

Rob Stothard

İki eski hasım tarafından sıkıştırılan Mısır’ın Sina Yarımadası, önemli bir bölge. Batısında Süveyş Kanalı, doğusunda İsrail ve Gazze Şeridi olan Kuzey Sina, gelişen sınır kaçakçılığına ve farklı isyankar Bedevi aşiretlerine ev sahipliği yapıyor. Hüsnü Mübarek’in devrildiği ocak 2011’deki halk ayaklanmasından bu yana bölgedeki güvenlik vaziyeti kötüleşiyor. Mısır’dan Ürdün ve İsrail’e uzanan ihtilaflı doğal gaz boru hattı düzinelerce kez, polis ve askeri kontrol noktaları da dahil belli aralıklarla saldırıya uğradı. 2012 ağustos ayında silahlı kişiler bir sınır karakoluna saldırdı ve İsrail sınırını geçmek istedi. Buna karşılık olarak da Mısır hükümeti yarımadadaki güvenliği daha da artırdı. ‘Sina’ya operasyon’ yönünde artan uluslararası baskı, Mübarek döneminde gerçekleştirilen kitlesel tutuklamaların yanı sıra şüpheli şahıslara yönelik füze saldırıları gibi endişe verici taktiklerin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.

SALDIRILAR SİVİLLERİ DE HEDEF ALDI

Temmuz 2013’de Müslüman Kardeşler Üyesi Mursi’nin ordu tarafından alaşağı edilmesinden sonra, neredeyse her gün güvenlik mensuplarına dönük saldırıların artmasıyla yeni bir askeri harekat başlatıldı. Elbette Kuzey Sina dışındaki bölgeler de bu yeni durumdan etkilendi. Sina merkezli örgüt Ensar Beyt Al Mukaddes Cemaati (Kutsal Evin Destekçileri), aralık 2013’de ülkenin Mansura kentindeki emniyet bürosuna yönelik, 16 kişinin ölümü ve 134 kişinin yaralanmasına sebep olan bir bombalı saldırı gerçekleştirdi. Ardından 16 Şubat 2014’de yarımadanın güneyinde yer alan Taba kentinde Güney Koreli turistleri taşıyan bir otobüste bomba patlatıldı. Bu son saldırı, militanların saldırılarını sivillere yönelik genişlettiği şeklinde korkuya sebep oldu.

TECRİT, YÜKSEK İŞSİZLİK VE İSTİKRARSIZLIK

Kuzey Sina’daki istikrarsızlık bugüne özgü değil. Sina yarımadası, Camp David Sözleşmesiyle bölgenin güvenliği sağlama konusunda sınırlamalar getirilerek Mısır’a bırakıldı. 1967’den 1982’ye kadar süren İsrail işgali tarafından bölge halkı, Mısır toplumundan soyutlandı. Ardından bölgeye güneydeki turizm kentleri Şarm El-Şeyh veya Dahab kadar önem verilmedi. Sina’ya yönelik ekonomik ve sosyal programlar uygulanırken bunların çoğu Nil Vadisi’ndeki yerleşim yerlerine yapıldı. Yerli Bedevi halkı iş piyasalarının dışında tutuldu ve onların var olan kimlik sorunları daha da kötüleşti. Ekonomik fırsatların yetersizliği ( Sina Yarımadası Bedevilerinin yüzde ellisinden fazlası yoksul ), az gelişmişlik ve toprak sahipliği iddialarının reddi Mısır hükümetiyle uzun süredir olan sorunları kemikleştirdi. Yukarıda sıralanan sorunlar ve yüksek işsizlik oranlarıyla birlikte kaçakçılık, çoğu insanın tek gelir kaynağı olarak öne çıktı. Güvenlik açığı Kuzey Sina’da büyüyor, bu ve benzer tehlikeli suç örgütleri de burada artmaya müsait.
Sina Bedevileri, kendilerine has gelenek ve göreneklerinin, örflerinin, yarımadanın gelişmesi noktasında büyük oranda göz ardı edildiğini düşünüyor. 2000’li yılların ortalarından bu yana bölgedeki terör saldırılarına karşılık olarak hükümetin sert, güvenlik odaklı yaklaşımları ise daha da şiddetleniyor.
Bölgede süren istikrarsızlığın gerekçeleri gibi, tecrit ve az gelişmişliğin altında yatan nedenlere değinmeden, Kuzey Sina’nın herhangi bir topluluk için güvenli olması beklenemez.
Aşağıda sıralanan, Kuzey Sina yarımadasında 2012’de gerçekleştirilen, 2014’de ise güncellenen görüşmeler bölgedeki duruma ilişkin daha ayrıntılı bilgi verebilir.
Jadaliyya’dan çeviren: İlyas Coşkun

‘BEDEVİLER, MISIRLI OLDUKLARINI DÜŞÜNMEKTEN VAZGEÇMEK ÜZERELER’

Said, siyasal aktivist olan bir Bedevi. Said, Sina için şunları söylüyor: “Bedeviler, Mısırlı olduklarını düşünmekten vazgeçmek üzereler. Mısır’ın gerçek vatandaşları olarak muamele göreceklerini ummuyorlar. Yoksulluk, tehlikeli düşüncelerin yeşermesi için verimli bir toprak. Geçmiş otuz yılda devletin buradaki eksikliği, Sina halkını İslamcılara ve terör örgütlerine av yaptı.” Said, Mursi’nin görevden çekilmesi ve yeni bir cumhurbaşkanlığı seçimi talep ettiği için Tamarod hareketine katılmış. Said şu an Kahire’de yaşıyor. İslamcı militanların saldırısından çekindiği için nadir şekilde Kuzey Sina’daki evini ziyaret ediyor.

‘ŞEYH, HÜKÜMETLE AŞİRET ARASINDAKİ BAĞLANTIDIR.’

Armalat aşiretinin üyeleri, liderleri Şeyh Awad Hasan’ın evinde bir araya geliyor. Şeyh Hasan, görevlerini, örf ve geleneklerini şöyle anlatıyor: “Şeyh, hükümetle aşiret arasındaki bağlantıdır. Örneğin kimlik kartı talebi, bir şey için izin isteği gibi aşiret üyeleri bir şey isterse, onun yapılmasını sağlayan ben oluyorum. Şeyh ayrıca örfün uygulanmasında da sorumludur. Birçok sorun, karakolda getirilen çözümden daha iyi bir şekilde halledilir. Adam kaçırma, cinayet, kavga... Devlet dairesinde aylar, bazen günler geçirmem gereken işler burada daha hızlı çözüme kavuşur.”

‘BEDEVİLER RADİKAL ÖRGÜTLERDEN HOŞLANMIYORLAR’

Kuzey Sina’daki Hürriyet ve Adalet Partisinin (Müslüman Kardeşlerin partisi) temsilcisi Abdel Rahman Shorbagi, 2012’de şunları dile getiriyor: “Devrimden önce yeraltında olmamız bir sorundu, bugünlerde açık çalışma yürütüyoruz. Bu nedenle geçmişte aşiretler ile bizim aramızda bir bağlantı yoktu. Sina uçsuz bucaksız bir yer ve çok sayıda aşireti barındırıyor. Bir ya da bir buçuk yılda çok zor… Bu Bedevi aşiretlerini bir defa bile ziyaret etmek her şeyi yoluna koyar. Bedeviler nazik insanlar. Radikal örgütlerden hoşlanmıyorlar. Onlar HAP’ı normal bir İslami parti olarak görüyor.” 2013 Temmuz darbesinin ardından yurt çapında binlerce kişi darbeyi protesto etti. Ağustos ayında ordu bir aylık olağanüstü hal ilan ederek Müslüman Kardeşlerin (MK) protesto kamplarını şiddetle dağıttı ve aralarında Kardeşliğin liderlerinden Muhammed Bedii’nin de olduğu çok sayıda kişi tutuklandı. Aralık ayında MK, devlet tarafından terörist bir örgüt olarak ilan edildi. Kuzey Sina Temsilcisi Shorbagi’ye gelince, onun nerede olduğu ise bilinmiyor. Her ne kadar yalanlansa da Gize kentinde yakalandığı söyleniyor.

‘DEVRİMDEN SONRA HALK MAHKEMELERİ KULLANIYOR’

Şeriat mahkemesinde görevli Şeyh Hamdeen Abu Faysal, Şeyh Zuweid kentinde 2012’deki görüşmemizde şunları söylüyor: “Devrimden önce insanların belki de yüzde onu mahkemeleri kullanıyordu. Şimdi ise neredeyse tamamı. Üç meseleyi çözüme kavuşturuyoruz: Kan (Cinayetler), kadın ve zina ilgili konular ve para meseleleri. İnsanları mahkemeye çağırmayız, onlar bizden ricacı olurlar. Onlar sorunlarını bize getirir.” Şeyh Faysal, sonrasında İsmailiye’de de bir şeriat mahkemesi kurmak için çalışmalarını genişletti. 2013 sonbaharında ise tutuklandı ve geçen ağustos ayında Rabia Meydanı’ndaki kırımdan sonra polis ve ordu karşıtı fetva yayınladığı iddiasıyla askeri mahkemede yargılandı. Şu an 5 yıllık hapis cezasını çekiyor.

‘ÇÖLDE BİRÇOK ADLİ VAKA YAŞANIYOR’

Eşref Mahmud, Kuzey Sina’daki soruşturmaların eski sorumlusu. El Ariş kentindeki ofisinde, 2012’deki görüşmemizde şunları söylüyor: “ Çölde birçok adli vaka yaşanıyor. Bunları çözebilmek için İçişleri Bakanlığı ile iş birliği yapıyoruz, yeni yöntemler geliştiriyoruz. Devrimden sonra elbette daha kötü oldu ancak şimdi iyi. Biz şu an Kuzey Sina’nın yüzde yetmişini kontrol ediyoruz. Ariş kentine bakın, hiç sorun görüyor musunuz? Hayır. Şimdi, insanlar yasaların uygulanmasını istiyor. Sina’da, Bedevilerin örfi hukuku nedeniyle sorun yaşıyorduk. Şimdi ise onlar meşru kanunlar dışındaki adetlerine son verdiler. Örfi sistemden kurtuluyoruz. Resmi yasaları onun yerine koymak istiyoruz.” Eşref Mahmud şu an bu görevde değil. Yerine Muhammed Abdullazim getirildi.
Jadaliyya’dan çeviren: İlyas Coşkun

www.evrensel.net