19 Nisan 2014 10:00

Gerçeğin Yazarı Marquez...

Sennur Sezer, Türkiye’yi (ve dünyayı) 'Yüzyıllık Yalnızlık' romanıyla sarsan Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez'i yazdı.

Paylaş

Sennur SEZER

Türkiye’yi (ve dünyayı) Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanıyla sarsan Kolombiyalı Romancı ve Öykü Yazarı Gabriel Garcia Marquez Meksika’nın başkenti Meksiko şehrinde bulunan evinde 17 Mart günü öldü. Meksika’ya ilk gittiği yıl kaleme aldığı Yüzyıllık Yalnızlık, 25’ten fazla dile çevrilmiş ve 50 milyondan fazla basılmıştı. Don Quijote’un (Don Kişot) Yazarı Miguel de Cervantes’den sonra İspanyolca dilinde yazan yaygın/bilinen yazardır.  

Tam adı, Gabriel José de la Conciliación García Márquez’di. 6 Mart 1927’de Kolombiya’nın Aracataca kentinde doğmuştu. 11 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuydu. Büyükbabası ve teyzelerinin yanında büyümüştü. İlk öyküsü 1947 yılında henüz öğrenciyken  El Espectador dergisinde yayımlandı. Hukuk ve gazetecilik eğitimini yarım bıraktı. Gazetecilik yaptı.

Márquez, bir mart günü geldiği dünyamızı bir nisan günü bıraktı, ama  doğduğu topraklarda ölmedi. Çünkü 1980’li yıllarda bir gerilla grubuyla ilişkisi olduğuyla suçlanınca Meksika’da sürgün hayatı yaşamaya başlamıştı.  Daha sonra Kolombiya hükümeti ile ülkenin en büyük gerilla hareketi Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri (FARC) arasında görüşmeler yapılmasına yardımcı oldu. Ansiklopedilerdeki kimliği: “Romancı, gazeteci, yayımcı, siyasi aktivist, kısa hikaye yazarı” diye tanımlanır.

Márquez anlattıklarında masalsı denecek olaylara yer verir. Örneğin dağda vurulan bir delikanlının kanı dağı ve ovayı geçip anasının ayakları dibinde göllenir. Ana ayaklarının dibindeki kanı görünce oğlunun öldürüldüğünü anlar. Bu anlatım eleştirmenlerce sürrealist ya da “büyülü gerçekçilik” diye tanımlanır. Márquez’se bu tür tanımlara tek yanıt verir: “Sürrealizmim (gerçek üstücülüğüm) Latin Amerika’nın realizminden (gerçeklerinden)  kaynaklanıyor”.

Pek çok edebiyatçının hor gördüğü gazeteciliği de bu yüzden över: “Ben gazeteciyim. Ben her zaman gazeteci oldum. Eğer gazeteci olmasaydım kitaplarım asla yazılamazdı. Çünkü bütün malzemeler gerçeklikten alınmıştır.”

"YÜZYILLIK YALNIZLIK YILLARIMI ALDI"

Yüzyıllık Yalnızlık gerçeklerden doğmuştur ama bence yazarlığın gizini açıkladığı şu cümle önemlidir:

“ (...)Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı.”

Kitabın okuyanı şaşırtan anlatış özelliği bir halk anlatımıdır:

“Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım.”

Bu halk anlatımı okurlarda da karşılığını bulmuştu:

“Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.”

Marquez öldü. “Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmak amacı”yla yazdığı romanın okurları yaşıyorlar. Okurları yaşadıkça, bu güler yüzlü aktivist de yaşayacak.

ÖNCEKİ HABER

Katmerli baraj planı

SONRAKİ HABER

CHP, İstanbul seçimi için milletvekillerini görevlendirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa