Ölüme ramak kala

Ölüme ramak kala

Kazaların en yoğun yaşandığı, yaşanan kazaların büyük oranda ölümle ya da ağır sakatlanmalarla sonuçlandığı, dev makinelerin tonlarca yükü havada oradan oraya taşıdığı bir “ölüm makinesi” gibi limanlar.

Vedat YALVAÇ
İstanbul


Kazaların en yoğun yaşandığı, yaşanan kazaların büyük oranda ölümle ya da ağır sakatlanmalarla sonuçlandığı, dev makinelerin tonlarca yükü havada oradan oraya taşıdığı bir “ölüm makinesi” gibi limanlar. Yoğun denetimlerin yapılması ve iş güvenliği önlemlerinin alınması gerekirken maalesef özellikle özel limanlarda bu denetimleri görmek oldukça zor. Denetimler göstermelik ve yalnızca baret takmakla sınırlı kalmış. Bu nedenle limanlarda iş cinayeti haberleri eksik olmuyor.

İstanbul Ambarlı’da bulunan Kumport’ta 25 Mart’ta konteynerin düşmesi sonucunda bir anlık refleksle aracını 1 metre ileri alarak kurtulan işçi, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları merkezinde halen psikolojik tedavi görüyor. Kumport Limanı işçilerinden Selçuk Kemer ise bu kadar şanslı (!) değildi. Kamer, geçtiğimiz günlerde mafi denilen dev tekerlekli bir aracın altında kalarak yaşamını yitirdi.

Güvencesiz çalışmaya karşı sendikalaşma mücadelesi verdiği için işten atılan ve 115 günden beri Kumport önünde direnişte olan işçiler insan yaşamını hiçe sayan bu çalışma koşulları değişmediği sürece ölümlerin yaşanmaya devam edeceğine dikkat çekiyor.

İŞ GÜVENLİĞİNİN ‘İ’Sİ YOK

Kumport’ta işçi sağlığının ‘i’sinin olmadığını belirten Aslan Seyrek, önlemlerin kağıt üzerinde kaldığını söyledi. “İş güvenliği görevlilerinin ellerinde fotoğraf makineleri ile dolaştığını ifade eden Seyrek ancak görevlilerin tek dikkat ettikleri şeyin işçilerin baret takıp takmaması olduğunu söylüyor. İş güvenlikçilerine taleplerini ileten işçilerin bu talepleri de karşılanmıyor” diyen Seyrek, şöyle devam ediyor: “Baret elbette önemli ancak takmış olduğumuz baret 4  kg bir cisim 1 metreden düşerse ölümden kurtarabilir bizi. Çalıştığımız yerdeki araçlar ise 40-50 ton. Bu yüzden yalnızca baret takmamız bizi kurtarmıyor. Bizi kurtaracak olan daha büyük önlemler.”

Kendisi palamarcı olan Seyrek, neredeyse her gün ölüm tehlikesi atlatıyor. Palamarcı ne mi yapıyor? Yanaşan geminin halatlarını limana bağlıyor. Bu işin tehlikesi ise bağlandıktan sonra gemiyi iyice yaklaştırmak için demir halatları geriyor. Bu halatların kopması ölümle sonuçlanıyor. En iyi haliyle sakat bırakıyor. Mersin’de halat kopması sonucu bir işçinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Seyrek, “Normalde o halat gerdirilirken o alanda durmamamız gerekiyor. Ancak işlerin daha seri yapılması için işçilerin uzaklaşması engelleniyor”diye konuştu.

ÖLENLER, SAKAT KALANLAR...

Çalıştığı süre zarfında 3 ölümlü kazayla karşılaşan Levent Akkaş, yaşanan kazalar sonucunda sakat kalan arkadaşlarının olduğunu söyledi, “Bu sakat kalan arkadaşlarımızı rahat bir ortam yaratarak iyi bir bölümde çalıştırmaları gerekirken daha zor bölümde çalıştırıyorlar” dedi.

Kaputçu bölümünde çalışan Veysel İlkılıç, sendikalaşma faaliyeti yürüttüğü sırada genel müdür yardımcısı tarafından sendikadan vazgeçmesi karşılığında istediği bölüme terfi edilebileceği sözü verilmiş. İlkılıç, “Benim hiçbir belgem yok, ehliyetim bile. Buna rağmen bana istediğim makinaya geçebileceğim söylendi. Ben bunları kabul etmedim ve işten atıldım. Burada her şey kılıfına uyduruluyor. Bir sürü insan düzmece belgelerle tehlikeli makinelerin operatörü yapılıyor” dedi.

DENETİM YOK, CEZA YETERSİZ

Mafi Sürücüsü Samet Sinen, araçlara bakım yapılmamasından yakındı: “Bakım için kademe bölümüne gittiğimiz de getirin bakalım deniliyor. Biz her arızayı fark etmeyebiliriz. Normalde bakımcıların kendileri gelip rutin kontrolleri yapması gerekiyor. Ancak denetim olmadığı için yapmıyorlar.” Araçların saatte en fazla 10 km hızla gitmesine rağmen frenlerin iyi tutmadığını söylüyor. Denetimlerin eksikliğinden ve cezaların caydırıcı olmamasından dolayı bu sorunları yaşadığına değinen Sinen, “Dışarıdan denetlemek için heyet geliyor. Liman yetkilileri ile birlikte dolaştığı için hiçbir işçi cesaret edip bu sorunları anlatamıyor” diye konuştu. Geceleri hiçbir denetimin olmağını da söyleyen Sinen, gemi yanaşmasa bile işçiler boş kalmasın diye sağdan-sola, soldan sağa konteynırlar taşıttırılarak iş yaptırıldığını dile getirdi.

BU YÜZDEN SENDİKALAŞTIK

Erhan Dinçtürk de ilk işten atılan işçilerden. Tehlikeli bir iş kolunda güvencesiz çalışmak istemedikleri için sendikalaştıklarını ifade eden Dinçtürk, “Biz ücretlerin azlığından dolayı başlamadık sendikalaşmaya. İşverenin işçilerin yaşamını umursamaz tavrından dolayı başladık eylemlere” dedi. 3 yıldır Kumport’ta çalışan Dinçtürk de, Mafi denilen aracında altında kalma tehlikesi atlatmış. Dinçtürk, çok yoğun ve  yorucu bir tempoda çalıştığını, 8 saatin bile bu iş kolu için fazla olduğunu vurguladı. İşçinin hiçbir değerinin olmadığını ‘Yeter ki iş yürüsün’ mantığıyla hareket edildiğini belirten Dinçtürk, “30 ton-40 ton yüklenmesi gereken araçlara 70-80 ton mal yükleniyor”diye konuştu.

www.evrensel.net