19 Nisan 2014 10:00

Neden örgütlü olmak istiyorum?

Merhaba işçi kardeşlerim. Adım Ünsal Akça, 44 yaşındayım. Bu ülkede 30 senedir çalışıyorum. Bu 30 senede neler kaybettiğimin hesabı yok. Bunlardan en önemlisini anlatmak istiyorum.

Paylaş

Ünsal AKÇA*

Merhaba işçi kardeşlerim. Adım Ünsal Akça, 44 yaşındayım. Bu ülkede 30 senedir çalışıyorum. Bu 30 senede neler kaybettiğimin hesabı yok. Bunlardan en önemlisini anlatmak istiyorum.
Evliyim ve Allah bağışlarsa 2 tane oğlum var.  Büyük oğlum 19 yaşında, küçük oğlum 12 yaşında. Ben Luna Elektrik Sayaçları üreten fabrikaya başladığımda küçük oğlum 5 yaşındaydı. Ben yıllarca haftanın her günü gece gündüz 2 vardiya şeklinde 12 saat çalışıyordum. İşe gitmek için sabah erken saatte (06.00) evden ayrılıp, gece eve saat (21.00) civarında dönüyordum. Ve işin acı tarafı burada başlıyor. Çünkü işe girerken ve işten dönerken hep oğlumu uyurken görüyordum. Yani geriye dönüp baktığımda oğlumla geçirdiğim hiçbir özel zaman olmadığını anladım. Çünkü hep çalışmak zorunda olduğum için oğlumla ne oyun oynayabilmiş ne de onun derslerine yardımcı olmuştum. Ve bu 7 sene böyle geçti. Şimdi düşünüyorum da oğlumun nasıl büyüdüğünü görememek bana koyuyor. Kaybettiğim bu zamanı geri alamıyorum o yüzden en azından bu yaşından sonraki hayatımda oğlumun nasıl büyüdüğünü görmek istiyorum. Benim hayatım iki şey üzerine kurulu. Çok çalışmak ve uyku. İşte ben örgütlü olmayı bu yüzden istedim. Yani 8 saat iş günü, 8 saat uyku 8 saatimi de ailemle geçirmek istiyorum. Acaba çok mu şey istiyorum...
Bunca yıl uzun saatler çalışmak zorunda kaldığım halde hâlâ büyük borç içindeyim. Tabii ki bunun nedeni sermayenin işçiye yani bana verdiği değerdir. Hem çok çalışacaksın hem ücret bakımından ezileceksin. Yani çok iş az para (asgari ücret ) artık asgari ücretle çalışmak istemiyorum. Çünkü ortada bir pasta var ve ben artık o pastadan kendime düşen payı istiyorum. Alın terimin karşılığını istiyorum. Eşit iş eşit ücret felsefesiyle bunu hakkettiğimi düşünüyorum. Acaba çok mu şey istiyorum..
Ben elektrik sayaçları üreten bu fabrikada vardiya amiri olarak çalıştım. Yıllar içerisinde şunu gördüm, işveren işçinin hiçbir şekilde söz sahibi olmasını istemiyor. Her kararı tek başına almak ve bunu uygulatmaktan başka düşüncesi yok. İşveren, iki dudağının arasından çıkan söz kanun olsun, ben ne dersem o olur diyor. Ama artık bu böyle gitmez. Bizim de söz sahibi olmamız gerekiyor. En azından çalışma ortamından tutun da çalışma saatlerine kadar alınacak her türlü kararda bizim de söz sahibi olmamız gerekir. Ve bunu da ancak örgütlü olursak yaparız ve yapacağız. Artık biz de söz sahibi olacağız. Acaba çok mu şey istiyorum..
Önümüzde 1 Mayıs var. Meğer 1 Mayıs işçi bayramıymış, bunu yeni öğrendik. Çünkü 1 Mayıslarda ya çalışıyordum ya da çalıştırılıyordum. Meydanlara çıkıp bayramımızı kutlamamıza izin verilmiyordu. Artık ben de 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı meydanlarda kutlamak istiyorum. 1 Mayıs nasıl kutlanır o duyguyu yaşamak istiyorum. Ben yokluk içerisinde yıllarca yaşadığım için dini bayramlarımızı bile doğru dürüst kutlayamadım. Artık buna dur deme vakti geldi. Ben de 1 Mayıs’ı doya doya kutlayacağım ve meydanlara çıkıp sesimin çıktığı kadar haykıracağım: ‘Yaşasın 1 Mayıs’ diye. Acaba çok mu şey istiyorum..
Buradan değerli Başbakanımıza, Çalışma Bakanımıza ve devlet büyüklerimize sesleniyorum: Biz işçilere yıllarca sormadan, ben daha maaşımı cebime koymadan benden vergimi kesiyorsun. SSK primimi kesiyorsun, işsizlik primimi kesiyorsun da bana bunları geri öderken neden başkasına soruyorsun. Ben yıllarca hizmet ettiğim fabrikaya bir sabah (25.02.2014) işe geldiğimde onursuz bir şekilde işten atıldım. Ben de İŞKUR’a işsizlik maaşı için başvuru yaptım ve aldığım cevap ne yazık ki çok saygısızca geldi. Çünkü benim ödediğim primi işveren istemediği için bana ödeyemeyeceklerini söylediler. Burada onuru kırılan, aşağılanan, hor görülen ve mağdur olan benim. Ama hak ettiğimi işsizlik maaşımı işveren istemediği için alamıyorum. Neden? Siz değerli devlet adamlarımıza soruyorum. Acaba çok mu şey istiyorum..
Bugün direnişimizin 54. günü (19.04.2014). Bu 54 gün bize şunu gösterdi. Aslında biz insanmışız, çünkü çalışmanın ve uyumanın dışında da hayat olduğunu gösterdi. Direnişimizin ilk günlerinden beri bizi o kadar çok kişi ziyaret etti ki. Onlardan dostluğu, paylaşmayı, kardeşliği öğrendik. Bizi tanımadan her gün gelen insanlarla sarılıp sohbet etmek ekmeğimizi paylaşmak onlarla aynı mücadele içerisinde olmak çok büyük bir duygu. Çünkü bize değer verdiler, insan olduğumuzu hatırlattılar. Bu güzel insanlara sonsuz minnettarız. Allah hepsinden razı olsun. İnsan olmak çok güzel bir duyguymuş. Acaba çok mu şey istiyorum.
Evet, işin kısacası şu hakkım için, alın terim için, emeğim için, insanlığım için örgütlenmekten başka çare yok. Ben bu yola çıkarken aklımda hep şu vardı, emeğime, ekmeğime ve bana saygı göstermeleri. Çünkü ben işçiyim, ben artık bu iş hayatında söz sahibi olmak istiyorum ve bunu yapacağım. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
ACABA ÇOK MU ŞEY İSTİYORUM.

*İzmir Luna İşçisi

ÖNCEKİ HABER

Okullar patlamaya hazır bomba gibi

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa