15 Nisan 2014 10:00

Metin olmak

Bu yıl 17’ncisi gerçekleşen Göktepe Ödüllerine katılanlardan birisiydim. Ve yaptığım bir haber ‘Yerel Gazetecilik Dalında’ ödüle layık görüldü. Benim için ömrüm boyunca unutamayacağım, hatırladıkça hep göğsümün kabaracağı bir ödül.

Paylaş

Vedat Gökçay*
Büyük Torbalı Gazetesi


İNSANIN yüreği tarifsiz acılarla dolu olduğu anlarda en çok söylenen sözlerden birisidir, “Metin olmak.” Asıl kelime manası ise, “Acılar karşısında dayanma gücünü yitirmeyen, sağlam, dayanıklı, metanetli” demek.
Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe anısına oluşturulan “Göktepe Gazetecilik Ödülleri” 10 Nisan Cuma günü sahiplerini buldu.  Bu yıl 17’ncisi gerçekleşen Göktepe Ödüllerine katılanlardan birisiydim. Ve yaptığım bir haber ‘Yerel Gazetecilik Dalında’ ödüle layık görüldü. Benim için ömrüm boyunca unutamayacağım, hatırladıkça hep göğsümün kabaracağı bir ödül.
Metin Götepe’yi bilmeyen yoktur ancak ben yine de kısaca bahsedeyim. Öldürülüşünün üzerinden tam 18 yıl geçti. “Bu haberi ben takip etmeliyim” diyerek çıkmıştı haber merkezinden. Ben o zaman 12 yaşında bir çocuktum daha.
Devrimci ağabeylerden öğrendiğim devrimci sözlerle yeni yeni umutlar ekiyordum yüreğime. Ve bir gün bir türkü çalmaya başladı, türkünün daha başlangıcında bir ananın feryadı, “Uyy ben öleyim, uyy ben öleyim, oy beni de öldürün.” Evrensel gazetesinde muhabirlik yapan Gazeteci Metin Göktepe, 8 Ocak 1996’da polis tarafından gözaltına alındı ve dövülerek öldürüldü. Üzerinden 18 yıl geçti ama acısı hâlâ ilk günki gibi taze.
Olayın ardından Göktepe’nin ‘duvardan düşerek’ öldüğü Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından iddia edilmiş, ardından da ‘işin aslı’ ortaya çıkmıştı, “Gazeteciye özel muamele” denilerek döve döve öldürmüşlerdi Metin’imizi.
Bir ananın feryadıyla başlayan, Sanatçı Ferhat Tunç’un seslendirdiği “Metin’e Ağıt” türküsü yüreğime başka bir filizi ekmişti, ‘Gazeteci’ olacaktım, ‘Metin Göktepe’ düsturuyla hareket eden bir gazeteci. Doğruların yanında, yanlışların, haksızlıkların karşısında olan bir gazeteci. Kalemini emekten, emekçiden, yani halktan ve ezilenlerden yana kullanan, ‘Tarafsız’ değil, doğruların tarafında olan bir gazeteci olacaktım.
Ne siyasetçinin küfür dolu ağzından çıkan ‘Alo bilmem kim kaldır şu haberi’ tehdidi, ne de para babalarının peşime saldığı it sürülerinin tehditleri korkutacaktı beni. Ne ekmeksiz kalmak, ne işsiz kalmak korkutacaktı gözümü, ne de hükümetlerin eli kanlı orduları. Çünkü yüreğime kazınmıştı bir kere, Metin Göktepe’nin acımasızca öldürüldüğü ve bir ananın çaresizce feryat edişi.
METİN olacaktım, her şeye rağmen METİN gibi yaşayacaktım. Olayın ardından 18 yıl geçti, vatandaşlara ait devlet hastanesinin saklaması gereken özel, yani ‘GİZLİ’ hasta bilgilerinin, tinerciler tarafından yakıldığını haber yaptım ve bu haber Metin Göktepe Gazetecilik Ödüllerinde Yerel Habercilik Dalında Ödüle layık görüldü. 18 yıl sonra, 18 yıl önce oğlu için ağıt yakan, ‘Oy ben öleyim’ diyen Metin ağabeyin annesi Fadime Ana’nın elini öpmek nasip oldu. Belki oğlu yanında değildi ancak onun kavgasını yüreğinde taşıyan, kalemlerinden hiçbir zaman düşürmeyen birçok Metin’i vardı. Ve Fadime Ana’m, tıpkı oğlu Metin gibi dimdik ayakta, başı dik, zalimlere inat, hâlâ katillerin izini sürüyor. Biz Metin olmayı, önce Metin ağabeyimizden ve onun yiğit anasından öğrendik. Metiniz, bütün silahlarınıza, tanklarınıza, toplarınıza, tüfeklerinize karşı dimdik karşınızdayız. Bizi vurmanız kurtuluş değil…

 * 2014 Metin Göktepe Yerel Gazetecilik Ödülü’nü alan gazeteci

ÖNCEKİ HABER

Özelleştirmeye karşı dayanışma

SONRAKİ HABER

Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa