13 Nisan 2014 10:00

Bir Metin Göktepe yazısı...

Evrensel’den arıyorum, ben Fatih Polat dedi telefondaki ses… Gün boyu gelen telefonlarla konuşmakta güçlük çekiyordum. Üç gündür Güneydoğu’daydım. Diyarbakır, Van, Hakkari derken tekrar Van’a dönüyordum. Hakkari – Van kara yolu üzerinde kapsama dışı pek çok alan vardı. Kimi zaman kesilen hat, kesik gelen sesler arasında Fatih’in Metin Göktepe’den söz ettiğini duydum ve dikkat kesildim:

Paylaş

Melda ONUR*

Evrensel’den arıyorum, ben Fatih Polat dedi telefondaki ses… Gün boyu gelen telefonlarla konuşmakta güçlük çekiyordum. Üç gündür Güneydoğu’daydım. Diyarbakır, Van, Hakkari derken tekrar Van’a dönüyordum. Hakkari – Van kara yolu üzerinde kapsama dışı pek çok alan vardı. Kimi zaman kesilen hat, kesik gelen sesler arasında Fatih’in Metin Göktepe’den söz ettiğini duydum ve dikkat kesildim:

“Bu yılki Metin Göktepe Gazetecilik Ödüllerinde Jüri, Özel Ödülü vermek için sizi önerdi. TBMM’den yaptığınız yayından ötürü. Ben öncelikle kabul edip etmeyeceğinizi sormak istedim.”
Doğrudan ağlamaya geçtim… Arada hıçkırarak cevap verdiğimi hatırlıyorum ama kapsama kesintilerine karıştı mı karışmadı mı farkında değilim. Teşekkür edip, mutluluğumu belirtmek istiyordum, ağlamamı kesemiyordum. Sevgili Fatih “Anladım kabul ettiniz” dedi. Hakkari İl Başkanının “Hayırdır vekilim duygulandınız” dediğini duydum sonra…

İçimdeki tweetleri tutamıyordum. Birilerine söylemeliydim ama duyulmalı mıydı, duyulmamalı mıydı? Kime sorsaydım? Benim açıklamam doğru muydu? En yakın arkadaşım Şeyda’yı aradım. Çok sevindi “Atayım bir tweet” dedi… “Aman” dedim. Jüriden Sevgili Elif ve Nazım’ı aradım. Sonra sabırla beklemeye karar verdim. Ama tabii beklemedim, “Sakın duyurmayın ama” diye başlayan cümleyle aramadığım arkadaşım kalmadı.

Nedendi bu gurur? Bunun nedeni aslında gazetecilik döneminde toplumsal olayları izlemekten uzak bir muhabirlik geçirmiş olmamın bende yarattığı eksiklik hissiydi. Beni milletvekilliği ile tanıyanların “aktivist vekil, hem sokaklarda, eylemlerde gaz yedi, bize siper oldu” diye sitayişle söz ettikleri ben, çocukluğumu ve gençliğimi öğrencilik yıllarımı apolitik geçirdim. Asker bir babanın Anadolu’da il il dolaşarak darmadağın bir eğitim görmüş iki kızından biri olarak, örgütlü hareketlerin, toplumsal olayların içinde pek de olmadım. 80 sonrasına denk gelen üniversite hayatı da aynı kıvamda geçti. Ve çok istediğim gazetecilik mesleğinde, o günlerde ekonomi servisi çıkmıştı kısmetime. Sokaklarda pek değildik ama yine de zor zamanlardı. Ben de işinden, bir bankacı patronun haberlerdeki faiz manipülasyonu karşısında direnme adına vazgeçmiş biri olarak, yüzlerce arkadaşımdan biriydim.

Ama toplumsal olaylar muhabirliği bir başkaydı gözümde… Mesleklerini yaparken, polis şiddetine karşı en zor anlarda birbirlerine kalkan olmuş gazetecilerin dayanışmalarının bir ömür sürdüğünü gördüm. Metin Göktepe sohbetlerde hep anılan isimdi.

Ali İsmail Korkmaz öldürüldüğü andan itibaren Metin Göktepe geldi hep gözümün önüne. Bazen ikisinin gülen yüzü birbirine karıştı. Hangisi Metin’di hangisi Ali İsmail… Her ölüm acıydı ama bazıları daha acı…

Ödülün açıklandığı günden sonra gelen tebriklerin sonu yoktu.  Her ödül değerliydi ama bu bir başkaydı. 10 Nisan benim için bütün randevularımı iptal edeceğim gün olacaktı. En büyük korkum da, mesela hastalanıp gelememekti.  Ödül gününden önce 3 günlüğüne Strasbourg’a gittim. Bir gün önce dönecektim ve en büyük korkum yine “Ya uçağı kaçırırsam, ya uçak kalkmazsa” idi…

Sonunda ödülüme kavuştum. Ben gazetecilik dönemimde hiç ödül almadım. Kısmet milletvekili olduğumda gazetecilik ödülü almakmış. Ben Metin Göktepe ile de hiç tanışmadım. Ama kısmet onun adının onuruyla bu ödüle layık görülmekmiş. Bu ödül bana hem onur verdi hem sorumluluk. Metin’in hatırasını incitmemek için şimdi daha çok çalışmak gerek.

* CHP İstanbul Milletvekili

ÖNCEKİ HABER

Güneş uçağı

SONRAKİ HABER

İZSU'da kiralık şoförler geciken maaşlar nedeniyle kontak kapattı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa