Kaderimin efendisi benim

Kaderimin efendisi benim

Boleyn Kızı (2008) filmiyle tanınan İngiliz Yönetmen Justin Chadwick, Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol’dan önce yönettiği Birinci Sınıf adlı filmde, 84 yaşında ilkokul macerasına atılan özgürlük savaşçısı Kenyalı Kimani Maruage’in hikayesini anlatıyordu. Şimdi ise sinema yolculuğuna, Nelson Mandela’nın büyük savaşımıyla, aynı kıtada geçen başka bir gerçek hikayeyle devam ediyor.

Kadir AKBULUT
İstanbul

Boleyn Kızı (2008) filmiyle tanınan İngiliz Yönetmen Justin Chadwick, Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol’dan önce yönettiği Birinci Sınıf adlı filmde, 84 yaşında ilkokul macerasına atılan özgürlük savaşçısı Kenyalı Kimani Maruage’in hikayesini anlatıyordu. Şimdi ise sinema yolculuğuna, Nelson Mandela’nın büyük savaşımıyla, aynı kıtada geçen başka bir gerçek hikayeyle devam ediyor. 5 Aralık 2013’te 95 yaşında ölen Mandela, dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü mahkumlarından biri olarak tarih sayfalarında yerini çoktan almıştı. Mandela’nın otobiyografisinden sinemaya uyarlanan film, o henüz hayattayken gösterilmeye başlandı.

Film otobiyografi olunca, senariste zeval olmaz denilebilecekse de, filmin, kitabın içeriğine çok fazla takılmadan görece daha vurucu yerleri perdeye taşımasını beklediğimi belirteyim. Söz konusu kişi bir de, Güney Afrika’da “Ulusun Babası” tanımlamasına mazhar olmuşsa, baştan aşağı onu izleyeceğimiz filmin daha çarpıcı olması gerektiğini düşünüyor insan. Çok değil, daha dört beş yıl önce Clint Eastwood’un yönettiği Yenilmez filminde bile, Mandela’nın tutkusuna ve hapishanedeki hissiyatına dair daha net tatlar alabilmiştim.

Gölge topraklarda (1993), Gladyatör (2000) ve Sefiller’in (2012) de aralarında bulunduğu birçok filmin senaryosuna imza atmış olan William Nicholson’un, bu filmde sipariş üreten biri olma hüviyeti taşıması, bir sanatçı dokunuşu yapmamış olması da gözümden kaçmıyor. Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol, U2 grubunun bestelemiş olduğu Sıradan Sevgi şarkısıyla Akademi Ödülleri’nde orijinal şarkı adaylığıyla yetinirken, aynı dalda Altın Küre’yi kazandığını belirtmiş olayım.

MADİBA’NIN HİKAYESİ

Hukuk adil değildir. Mandela’nın özgürlük yürüyüşünün kronolojik devinimini yansıtan filmin önermelerinden sadece biri bu. Nelson Mandela, yahut kabilesinden gelme adıyla Madiba’nın ne mene bir şahsiyet olduğunu anlatmanın lüzumu yok. Yirmi yedi yılı hapiste geçmiş, Güney Afrika’daki siyahi halkın, doğrusu tüm dünya halklarının müteveffa liderinin, bu dünyadan göçüp gitmeden evvel barışa ulaşılmasına dair ne çok cefa çektiği ve sabır gösterdiği, yakın-uzak tarihe ilgi duyan herkesin malumudur.
Nelson Rolihlahla Mandela, ailesinin kendisiyle gurur duymasını istiyor. Babasının baş belası anlamına gelen Rolihlahla adını kendisine vermesinin ironisini yaşamıyla ortaya koyuyor. Xhosa ulusunun erkeğine yakışır biçimde halkına karşı görevini fazlasıyla ifa ediyor. Mandela, hem kendisine inananların kaderini değiştiriyor, hem de milletine önderlik ediyor.Yaşamındaki zorluklara karşı dururken güç aldığı, William Ernest Henley’in şiirinin öznesine dönüşüyor: Dünya ne kadar dar olsa da, cezam ne kadar ağır olsa da, kaderimin efendisi benim, ruhumun komutanı benim.

Filmin, potansiyel kahramanına yaraşır bir görüntü çizememesi izleyicide tatminsizlik bırakıyor, varsın olsun, yine de bu filmi, Madiba’ya kulak vermek için karşımıza çıkan bir fırsat bilmeliyiz: Özgürlüğe uzun bir yol yürüdüm. Bu, ıssız bir yol ve henüz bitmedi. Biliyorum ki ülkem, nefretin toprakları olmak için yaratılmadı. Kimse renginden dolayı başkasından nefret ederek doğmaz. İnsanlar nefret etmeyi öğrenir. Sevmek öğretilebilir. Çünkü sevgi insanın kalbine çok daha doğal gelen şeydir.


 

www.evrensel.net