05 Nisan 2014 10:00

Başbakan konuştu yanıt gecikmedi

Erdoğan’ın Twitter yasağından, yerel seçim sonuçlarına, dış politikadan çözüm sürecine ilişkin yaptığı açıklamaya milletvekillerinden, gazetecilerden ve akademisyenlerden tepki geldi.

Başbakan konuştu yanıt gecikmedi

Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyareti öncesinde Atatürk Havalimanında basın açıklaması yaptı. Başbakan Erdoğan yerel seçimlerden, dış politikaya, Cumhurbaşkanlığı seçimine dair birçok konu hakkında konuştu. 17 Aralık operasyonundan sonra Twitter, YouTube kapatılmıştı. Ancak Twitter’ın açılmasına Anayasa Mahkemesi karar vermesine rağmen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Karara uymak zorundayız ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum. Bu hukuk değildir onu söyleyeyim” dedi.

‘GÜVEN OYU VERDİ’

Konuşmasının başında yerel seçimlere değinen Başbakan, “30 Mart tarihinden itibaren yapılan seçimlerle, Türkiye istikrar ve huzurdan yana bir tercih kullanmıştır. Güven oyu vermiştir. Bu güven oyu tartışılmazdır” dedi. Seçimlerde sadece partilerinin değil tüm bölgenin kazandığını savunan Erdoğan, barışın kazandığını ileri sürdü.
 Erdoğan’ın konuşmasından sonra soru ve cevaplara geçildi. Gazetecilerin, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamaları ve üç dönem kuralının sorulması üzerine Başbakan şöyle yanıt verdi: “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Bu konuyu aramızda müzakere ederek karara varırız’ kanaatini paylaşıyorum. Üç dönem kuralıyla ilgili olarak, partiden tabandan kanaat belirtenler var. Bu konuyla ilgili kanaatimi belirttim. Bu konu biz partimizin kuruluşunda tüzüğümüze bunu uzun istişareler neticesinde koyduğumuz bir konudur. Bunun Türkiye’de inanıyorum ki bir karşılığı var. Bu kararı verecek olan partinin, bazı arkadaşlarım MYK diyor ama değil tüzük tadiliyle konu genel kurul işidir. Benim kanaatim üç dönemden yanadır. Üç dönemden sonra siyasi hayat bitmiyor.”

AA’YI SAVUNDU

AA’nın seçim yayınına ilişkin açıklamalarla ilgili soruları da yanıtlayan Erdoğan, “Her şeyden önce tabii ben AA’nın malum 94 yıllık bir mazisi var. Bir defa Anadolu Ajansı’nın yayın politikasını hazmedemeyenler, ya da üstlendiği görevini hazmedemeyenler, kendi rekabet alanlarının daralmasından rahatsız olanlardır. Bu paralel yapının rahatsızlığıdır” dedi.  

BÖLGEDEKİ OYLARI GÖRMEDİ

Seçimlerden sonra her yerde sonuçlara itirazlar olmasına da değinen Erdoğan, “Yenilmeye doymazmış. Bunların durumu böyle. İstanbul’da 700 bin fark var. İtiraz edip acaba buradan bir şey çıkarabilir miyiz. Ankara’da 30 bin fark var” ifadelerini kullandı. Bölgedeki itirazlarla ilgili de konuşan Başbakan şöyle dedi: “Hadi samimi olarak dürüst olarak itirazlarınızı yapabilirsiniz. Fakat bu eylemler niye? Ahlaki olmayan ifadelerle, oralarda bile hâlâ molotof havai fişek niye? Gelirsiniz müracaatınızı yaparsınız. Bizim denediğimiz yol budur. Sen de bu yolu dene. Ondan sonra da çıkacak karara saygı duy. Ama bunlarda bu yok. Mesela Şanlıurfa’da olaylar, silah tehditleri. Bunlar akıl almaz işler ya böyle seçim olur mu? Bunlar hayatlarında girdikleri yerde aldıkları belediyeyi kaybediyorsa tahammül edemiyor. Ceylanpınar’da Viranşehir’de yaşanan bu.”

BAĞIŞ’IN SES KAYDI DA MONTAJMIŞ

AB Eski Bakanı Egemen Bağış’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının hatırlatılması ve Bağış’ın partiden ihracının söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan şöyle konuştu: “Bir defa bakın gazetecisiniz, ama arkadaşımızın açıklamasını bile duymamışsınız. Böyle bir şeyin olmadığını, bunların hepsini zaten kendisi çok açıkça ortaya koydu. Şimdi biz arkadaşımızı bu tür uydurma montajdan yapanlardan daha iyi tanıyoruz. Böyle bir şeyi yapanla zaten bizim yürümemiz mümkün değildir. Arkadaşımız kendisi çok sert olarak yapmış durumda. Daha fazla bir şeyi söylemeye gerek yok.”

ZAMAN MUHABİRİNE: BENCE YER DEĞİŞTİRİN
Bağış’la ilgili soru soran Zaman gazetesi muhabirine Başbakan Erdoğan, “Bence yer değiştirin, hiç durma oralarda. Utanmıyor musunuz bu iddiaları atmaya diyebilirseniz mutlu olurum” dedi.



BAŞBAKAN: DIŞ POLİTİKAMIZ MİLLETTEN TAM NOT ALMIŞTIR

DIŞ politikaya dair de konuşan Başbakan şöyle dedi: “Elbette sandıktan çok fazla mesaj çıktı. Ancak bunlardan en önemlilerinden biri dış politikamıza olan destektir. Barışçı diyalogdan yana hakkı savunan dış politikamız milletimizden tam not almıştır.”

MAHALLİ: 150 BİN ÖLÜ MÜ BARIŞA KATKI SUNDU?


Gazeteci Hüsnü Mahalli, Başbakan Erdoğan’ın yerel seçimlerle ilgili “Barışçı diyalogdan yana hakkı savunan dış politikası milletimizden tam not almıştır” sözlerini değerlendi. Türkiye’nin son 3 yıllık dış politikasını “Savaş ve provokasyona destek politikası” diye nitelendiren Mahalli, “Kamuoyu araştırmalarında Suriye politikasına halkın yüzde 75’inin karşı geldiği görülmüştür. Seçim sonuçları halkın bu politikaya desteği olarak yorumlanamaz” değerlendirmesi yaptı.

“Türkiye, 3 yıl önce bölgede sayılan, sevilen bir ülkeydi. Bu tümüyle sıfırlanmıştır” Mahalli, Arap baharı sürecinde AKP’nin destek verdiği Müslüman Kardeşler’in Mısır, Libya ve Tunus’ta destek kaybettiğini, Türkiye’nin en büyük müttefiklerinden Suudi Arabistan’da dahi terör listesine alındığını hatırlattı.

Libya ve Suriye’nin AKP ve NATO’nun desteklediği güçler tarafından iç savaşa sürüklendiğine dikkat çeken Mahalli şöyle konuştu: “On binlerce teröristin Türkiye üzerinden Suriye’ye girdiğini, silah ve lojistik desteğini de Türkiye üzerinden sağladığını artık bütün dünya söylüyor. 150 bin ölü, 500 bin sakat. Bu mu barışa katkı? Esad’ı devirip ruh hastası tiplerin iktidar olması mı demokrasi? Benim gördüğüm fotoğraf bu. Türkiye, Arap baharı dönemi ve sonrasında hiçbir olumlu tavır göstermemiştir, bölgede ölüm ve gözyaşına neden olan ülkelerin başında gelmiştir. Bölgede hiçbir dostu yoktur, Erdoğan hiçbir Arap ülkesine gidemez hale gelmiştir. Gidebileceği tek ülke Katar’dır. Katar yönetimi ise bölgede akan kanın sorumlusudur.”  Başbakanın yerel seçimlerde halkın AKP’nin dış politikasına ‘evet’ dediği yönündeki sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Mahalli, “Kamuoyu araştırmalarında Suriye politikasına halkın yüzde 75’inin karşı olduğu görülmüştür” dedi.

DIŞ POLİTİKA MANEVRASI

Başbakanın ‘Sandıktaki başarımızı, başarılı dış politikamıza borçluyuz açıklamalarını değerlendiren, Doç. Dr. Sinan Birdal “Bu açıklamaları başbakanın dış politikada değişikliğe gideceğinin sinyali olarak kabul edebiliriz. Başbakan seçimden sonraki ilk ziyaretini Azerbaycan’a yapıyor ve burada Ermenistan’la ilgili görüşmelerde bulunacaktır. Bunun yanında Kıbrıs’la ve İsrail’le ilgili girişimler de beklenebilir. Başbakan sandıkta aldığı krediyi uluslararası arenada kullanmak istiyor. Batı ile gerilimli olan ilişkilerini yumuşatarak kendisine bir manevra alanı açmaya çalışıyor” açıklamasında bulundu.


BAŞBAKAN: BAŞKA ATACAĞIMIZ ADIM YOKTUR’

Çözüm süreci bundan sonra nasıl devam edeceğinin sorulması ve “BDP’nin talepleri var. İmralı’nın bu görüşmelerin yasallaştırılması konusunda talepler var. Bu süreç nasıl ilerleyecek?” denilmesi üzerine Başbakan şöyle dedi: “Biz çözüm süreciyle ilgili cumhuriyet tarihinde atılmamış adımları şu 12 senede attık. Bitti mi? Bitmez. Sürekli güncellenir bu. Bu tür adımlar atılır. Fakat İmralı’yla ilgili yasayla bir zemine oturtulması bu çok ciddi bir yanlıştır. Bu sadece İmralı’yı değil tüm cezaevini ilgilendiren bir konudur. Kimin hangi haklara sahip olduğu, savcının bakanlığın yetkileri bellidir. Başka atacağımız herhangi bir adım yoktur.

KABUL EDİLİR BİR AÇIKLAMA DEĞİL

Başbakan Erdoğan’ın, “İmralı’yla ilgili yasal zemine oturtulması çok ciddi bir yanlıştır. Başka atacağımız herhangi bir adım yoktur” açıklamasını değerlendiren BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, “Kabul edilir bir açıklama değil. Erdoğan’ın açıklaması bizi kaygılandırıyor. Sürecin ilerlemesi için somut adımların atılmasına ihtiyaç var” dedi.

Başından beri Öcalan’ın, Kandil’in ve kendilerinin sürecin yasal çerçeveye oturtulması için hükümeti uyardıklarını belirten Buldan, şu açıklamalarda bulundu: “Sayın Öcalan seçim sürecine kadar bir opsiyon tanımıştı. Yerel seçimlerde AKP ve BDP’ye verilen oylar barış sürecinin ilerlemesi içindi. Bu süreci ilerleten Öcalan’dır. Biz Öcalan ile görüşme talebimizi Adalet Bakanlığına ilettik. Muhtemelen Öcalan’da seçim sonuçlarına ve sürece ilişkin bu görüşmede değerlendirmelerde bulunacak ve bir görüş ortaya koyacak. Son görüşmede süreç ilerlemezse, ‘Ben farklı bir pozisyon alırım’ demişti. Biz bunu Hükümet yetkililerine ilettik. Erdoğan’ın açıklaması bizi kaygılandırıyor. Bu tarz açıklamalar Türkiye’yi kaos ortamına sürüklüyor. Yanlış yapıyor. Sürecin ilerlemesi için somut adımların atılmasına ihtiyaç var. Başbakandan bu yönde bir yol izlemesini bekliyoruz.”


BAŞBAKAN: ANAYASA MAHKEMESİNEN KARARINA SAYGI DUYMUYORUM

“AYM, Twitter dün itibariyle tekrar açıldı. İfade özgürlüğü engellendiği söyleniyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Erdoğan şöyle yanıt verdi: Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara uymak durumundayız. Ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum. Şu anda alınmış olan bu karar, birincil mahkemelere müracaat edilmeden, hukuk yolları tüketilmeden AYM’ye götürülmüştür. AYM’nin bunu reddetmesi gerekirdi bu bir. İkincisi özgürlükler yaklaşımını doğru bulmuyorum. Zira bu ticari şirkettir. Bu şirkette sadece Twitter değil, YouTube’da Facebook’ta ticari şirkettir. Bunun ürününü alıp almamak herkesin tasarrufundadır. Bunun özgürlükle alakası yok.”

CİHANER: TEMEL HUKUK EĞİTİMİNDEN DE YOKSUN

Başbakan Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesinin Twitter kararını “Saygı duymuyorum, bunun özgürlükle alakası yok, burada hukuki bir uygulama yok” değerlendirmesine, Eski Savcı, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’den tepki geldi. Erdoğan’ın Gezi Parkı’na ilişkin mahkeme kararını “Gerekirse yasağı yasaklarız”, Atatürk Orman Çiftliği’ne (AOÇ) ilişkin mahkeme kararını ise “Nasıl karşı duruyorlarsa dursunlar, ben gider içinde de otururum” dediğini hatırlatan Cihaner, “Bu örnekler ve Başbakanın sözleri Türkiye’deki halin hangi noktaya evrildiğinin çok net göstergesi” dedi. Cihaner, “AKP’den Başbakandan demokrasi bekleyenlere sormak lazım. Bu mudur yeni, demokratik Türkiye?” diye sordu. Başbakanın, AYM kararı için ‘Hukuki değil’ sözlerinin ne anlama geldiğini bildiklerini de kaydeden Cihaner, “Başbakanın temel hukuk eğitiminden, ona vücut veren özgürlük ve hak kavramlarından yoksun olduğunu da çok iyi biliyoruz” diye konuştu. Evrensel kuralları olduğunu söyleyen Cihaner “ ‘Burası Türkiye, Başbakan zorda kaldı, ifade özgürlüğünü kısıtlayalım’ diyemezsiniz” dedi. 

TÜRMEN: BİR MAHKEME KARARI NASIL MİLLİ YA DA GAYRİMİLLİ OLUR?


CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Başbakanın sözlerini eleştirerek “Bir mahkeme kararı nasıl milli ya da gayrimilli olur? Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz” dedi. Mecliste bir basın toplantısı düzenleyen Türmen, Twitter yasağının yanlış olduğunu belirterek bu yanlıştan dönüldüğünü ifade etti. Anayasa Mahkemesinin kararının AİHM kararlarıyla uyumlu olduğuna dikkat çeken Türmen, böyle bir karar verilmemesi halinde Twitter yasağının zaten AİHM’den döneceğini kaydetti. Başbakanın açıklamalarıyla ilgili Türmen, “Bir mahkeme kararı nasıl milli ya da gayri milli olur? Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. İnsan hakları milli ya da gayri milli olarak değerlendirilemez” dedi.
 

ÖNCEKİ HABER

CHP, İzmir\'in ilçelerinde neden kaybetti?

SONRAKİ HABER

Kadir İnanır, Diyarbakırlılara seslendi: Geleceğinizi şansa bırakmayın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa