Suskun bir ülke: Afganistan

Suskun bir ülke: Afganistan

Sınır Tanımayan Fotoğrafçılardan Naz Köktentürk, Mustafa Bilge Satkın ve Zekai Demir’in Afganistan fotoğrafları Suskun Afganistan adıyla 5 Nisan’a kadar Galeri Işık’ta sergileniyor. Türkiye’nin çeşitli illerinde sergilenecek olan sergiyi Fotoğrafçı Naz Köktentürk ile konuştuk.

Derya YILMAZ
İstanbul

Sınır Tanımayan Fotoğrafçılardan Naz Köktentürk, Mustafa Bilge Satkın ve Zekai Demir’in Afganistan fotoğrafları Suskun Afganistan adıyla 5 Nisan’a kadar Galeri Işık’ta sergileniyor. Türkiye’nin çeşitli illerinde sergilenecek olan sergiyi Fotoğrafçı Naz Köktentürk ile konuştuk.

Sınır tanımayan fotoğrafçılar tarafından düzenlenen Suskun Afganistan sergisinde siz de Afganistan’ın acılarını yansıttınız. Bu konuda yaratmak istediğiniz farkındalık, amaçlarınız nelerdir?
Zaten bu serginin amacı tamamen Afganistan hakkında bir farkındalık yaratmak. Savaş oluyor, bitiyor ve gündemden düşüyor. Afganistan’ın kaderi de diğer savaş sonrası memleketler gibi aynı oldu. Amerikan işgalinin sürüyor oluşu ve Nato’nun  oradaki varlığı Afganistan topraklarında savaşın hâlâ hüküm sürdüğünün delaletidir. Döşeli mayınlardan, canlı bombalardan etkilenen insanlar... Çok büyük bir yüzdesi sakat olan bir toplumdan bahsediyoruz; kolu, bacağı, ayağı kopmuş. Savaş bitti ve Afganistan gündemden düştü. Projeye başlamadan önce Afganistan’la ilgili bir çalışma yapmak istiyoruz dediğimizde basından bir çok arkadaşımızdan gündem değil ki, neden gitmek istiyorsunuz gibi sözler duyduk. Halbuki Afganistan’da savaş bitmedi, hâlâ sürüyor. Savaş sadece kağıt üstünde bitti. Afganistan halkı hâlâ bedel ödemeye devam ediyor. Bu konuda bir farkındalık yaratmak en azından benim amacım buydu.

Afganistan’daki  çalışma şartlarınızdan, orada çalışmanın zorluklarından bahsedebilir misiniz?

Önceki birkaç gidişim acemiliğime denk geldi diye düşünüyorum. Oradaki çalışma koşulları zor olmaktan ziyade acıtıcı. Sürekli güvenlikle gezmek zorundasınız ve havaalanından indiğinizden itibaren savaşın bitmediğini görüyorsunuz. Benim acemiliğime geldi dediğim bundan sonra böyle gider miyim? Hayır. Bundan sonra korumasız gidebileceğimi düşünüyorum, alıştığımı düşünüyorum. Yola devam etmek niyetindeyim.

MAYIN OYUNCAĞI

Afganistan’da günlük yaşam hakkında söyleyecekleriniz nelerdir? Hayat nasıl orada şu an?
Hayat durmuş vaziyette. Bir Afgan arkadaşım mayınların oyuncağa benzediğini düşünüyor ve çocukların oynayacak bir şeyi olmadığı için özellikle kırmızı renkli mayınların çocukların dikkatini çektiğini söylüyor. Mayınlardan en çok çocukların etkilenmesini buna bağlıyor. Genelde bir tuğla ya da taş parçasını toprağa sürterek oynadıklarından ilk kurbanların çocuklar olduğunu söylüyor. Tabii ki çok yoğun bir şekilde mayın döşenmiş. Afganistan’da okullara gittik. Okulların içinde mollalar var. Aldıkları eğitimi siz düşünün. Yaşam kalitesi sağlık hizmeti hiç yok gibi. Polio çok yaygın. Kadınların durumu kötü ötesi, burkanın altındalar. Çok azı çalışabiliyor. Bunun yanında bir kadın hareketi de var. Türkmen köylerinde bilhassa annelerin sade suya ekmek banıp çocuklarına yedirdiğini gördüm. Ve çok paralanmış, parçalanmış insanlar görüyorsunuz.

Suskun Afganistan sergisinin Afganistan açısından herhangi bir yararı olacağını düşünüyor musunuz?
Afganistan açısından bir yararı olacağını düşünmüyorum. Bir takım Afgan bakanlarla görüşmelerim oldu. Afganistan’a turist getirin, turiste ihtiyacı var diyor. Tabii bu trajikomik bir durum. Ve böyle bir şey mümkün değil. Çok isterdim Afganistan’a insanlar gidebilsin. Çünkü beni çok etkileyen bir ülke. Hindikuş dağları, yollar, zamanında bir çok gezginin durağıymış. Bu proje sadece Afganistan’a dair Türkiye’de ufacık bir farkındalık yaratmasını bile başarı sayarım. Mayın kurbanlarıyla ve çocuklarla ilgili bir proje yapmayı çok arzuluyorum. Onu belki dünyanın bir çok yerine bilhassa İnsan Haklarına, Strasbourg’a taşıyabilirsek o belki daha çok bir farkındalık yaratacaktır.

ACININ BAKIŞI HER YERDE BİRBİRİNE BENZİYOR

Güncel olayları sanata dahil edebilmek için bir biçimde estetize etmek gerekiyor. Ama burada öyle büyük bir acı var ki, öyle yoğun bir acı var ki, bunu sanata taşıma konusunda ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz? İşin ucunda fotoğrafların teşhire dönüşmesi gibi bir tehlike de var sonuçta.
Her şeyi estetize etmek mümkün ama ne kadar doğru. Yani bunu çok direkt çıplak haliyle sergilediğiniz zaman gazete fotoğrafı gibi oluyor ya da teşhir oluyor. Nereye kadar teşhir edeceksiniz. Duygu sömürüsüne girmemeniz lazım. Dolayısıyla bir şekilde estetize ediyoruz. Benim bu sergide yaptığım renkleri soldurmak oldu. Çünkü Afganistan sert bir coğrafya, insanlar da öyle. Dolayısıyla renkleri estetize etmek amaçlı tabii ki biraz da o hüznü verebilmek için soluk renklerde fotoğraflar. Doygunlukları düşük. Ve mümkün olduğu kadar yalın fotoğraflar çekmeye çalışıyorum. Dilimin de oturduğunu düşünüyorum. Bakışlara çok önem veriyorum. Hep aynı bakışın peşindeymişim. Dünyada çok acı olduğunu düşünüyorum. Bakışın da zaten bir sürü şeyi anlattığını düşünüyorum. Bu kadar estetize ediyorum. Acının bakışı her yerde birbirine benziyor. Ayrıca bir vazgeçmişlik, bir umarsızlık var Afganistan’ın bakışlarında var. Yarından ümidi olmamasına rağmen insanlardaki o dik ve onurlu duruşu yansıtmaya çalıştım. Onun için Suskun Afganistan. İsyan da var, umutsuzluk da. Ama baş hep dik.

www.evrensel.net