Ulucanlar Cezaevi Müzesi

Ulucanlar Cezaevi Müzesi 'düzeltildi'

Altındağ Belediyesi tarafından müze haline getirilen Ulucanlar Cezaevi artık açık. Başbakan Erdoğan tarafından resmi törenle açılması beklenen Ulucanlar Cezaevi Müzesi sessiz sedasız ziyaretçiler tarafından gezilmeye başlandı. Cezaevinin yeni hali ise Ulucanları bilenleri  hayrete düşürdü. Cezaevinin yeni halinde idamların

Şiar Can Şener / İlknur Yılmaz

2007’de ziyaretçilere açılan Ulucanlar Cezaevi, kısa bir süre sonra kapatılmış ve müze haline getirilmesi için çalışmalara başlanmıştı. 2007 yılında Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara Barosu ve Adalet Bakanlığı’nın ortak protokolü çerçevesinde etkinlikler düzenlenen, ziyaret edilen Ulucanlar Cezaevi kısa bir süre sonra kapatılmıştı. Cezaevinin müzeye dönüştürülmesi için mimari proje yarışması da yapılmış, kazanan projelerin uygulanmaları için Altındağ Belediyesi’ne teslim edilmişti. Ulucanlar Cezaevi’nin Altındağ Belediyesi sınırları içerisinde olması nedeniyle cezaevi Altındağ Belediyesi tarafından yeni görünümüne kavuşturuldu.

CEZAEVİNE ON NUMARA PEYZAJ!

Ulucanlar Cezaevi’ne uzaktan bakıldığında, mavi renkli büyük demir kapısı artık yok. Yerinde gri renkli, daha küçük bir cezaevi kapısı var. Bu ‘şirin’ kapıyı size görevliler açıyor ve içeri buyur ediyorlar. Oysa cezaevlerinin kapısı içeri değil, dışarı açılır. Böylece hem kapının tarihsel duruşu hem de cezaevlerinin genel kuralı çiğnenmiş. İçeriye girdiğinizde ise karşınıza yeşil alanlar çıkıyor. Bu yüzden bir cezaevinden çok, parlamento bahçesine girmiş gibi hissediyorsunuz. Müzenin etrafı çimenler ve çiçeklerle bezenmiş. Oysa Ulucanlar’da kavak ağaçları dışında yeşillik görmek mümkün değildi. Müzenin ahşaptan yapılma girişinde cezaevinin tarihçesi de yer almış.

DİKKAT KAYBOLMAYIN!

Cezaevini Altındağ Belediyesi rehberleri eşliğinde gezmek zorundasınız. “Ben daha önce gezmiştim, biliyorum” diye düşünseniz de, rehberler size kaybolabileceğinizi, o nedenle kendilerinin gezdirmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Ve böylece yeni Ulucanlar geziniz de başlıyor...

Adnan Menderes Bulvarı’nın döşemesi, kadın ve erkekleri ayıran paravan yenilenmiş. Karşıda, muhalif gazetecilerin, Bülent Ecevit’in kaldığı “Ankara Hilton”, sıvası yenilenmiş bir de eski bir mahkumun resmiyle süslenmiş. Rehberimizin anlattığına göre, müzeyi hazırlarken Ulucanlar’da daha önce çalışmış gardiyanlarla görüşülmüş, fikirleri alınmış. Ancak Ulucanlar’da daha önce yatmış olan mahkumlara ne kadar ulaşıldığı ise muamma.

DUVARLAR SİLİNMİŞ   

Ardından koğuşlara giriyoruz, havalandırmalarda Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Erdal Eren, Necdet Adalı, Mahmut Esat Güven, Muzaffer İlhan Erdost, Oral Çalışlar, İpek Çalışlar gibi birçok eski mahkumun fotoğrafları yer almış. Havalandırmaların tel örgüsü, mahkumları baskı altına alan soğuk, boğucu ortam ise artık yok.

Koğuşların içinde ise bir tarafta demir ranzalar, bir tarafta ise eski mahkumların kişisel eşyaları sergilenmiş. Eski gazete kupürleri, eski fotoğraflar, kimi duvar boyaları da korunmuş. Ancak mahkumların efkarlandığı anlarda çizdiği / yazdığı şeyler duvarlarda artık yok. Yarı açık cezaevinde kullanılan, kömürle çalışan film makinası, rehberimiz tarafından belirtildiğine göre idarenin piyanosu da koğuşlardan birinde yerini almış. 70 kişilik koğuşlarda 150 kişinin kaldığı, tavan ızgaralarından silahla, gazla operasyon yapılan koğuşa piyano konulması da acı bir tebessüm yarattı.

KADINLAR KOĞUŞU YOK

Kadınlar koğuşunu gezmek istediğinizde ise henüz açılmamış olan kafeteryayla karşılaşıyorsunuz. “Uçurtmayı Vurmasınlar” filmine ilham veren Ulucanlar’daki tek kadın koğuşu böylece “tarihe” karışmış. Görüş yerlerine girdiğinizde de modern bir bilet gişesine benzer bir mimariyle karşılaşıyorsunuz. Hemen yanındaki kavak ağacı ve idam sehpasının olduğu alan da ‘korunmuş’. Eskiden kapalı bir alan idamlıklar avlusu açık hale gelmiş, bu yüzden idam sehpası bile izleyenler de hüzün yaratmıyor, müzenin her alanı gibi burası da oldukça sevimli düzenlenmiş.

Ulucanlar Cezaevi, Türkiye tarihinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir cezaeviydi ancak şimdi tarihte hoş bir sada bırakmaktan öteye gitmeyecek gibi görünüyor. Diyarbakır Cezaevi projesine emsal olmamasını dileriz! (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net