Savaşın gölgesinde bir Arap zirvesi

Savaşın gölgesinde bir Arap zirvesi

Kuveyt’in ev sahibi olduğu 25. Arap son dönemde körfez ülkeleri arasında gerginliğin arttığı bir iklimde gerçekleşti. Kuveyt’in Başkentinde salı günü başlayan zirve; diplomatik gerginlikler, Suriye’de devam eden çatışmaların tırmanma endişesi ve Mısır’daki siyasi çekişmenin ortasında başladı.

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Kuveyt’in ev sahibi olduğu 25. Arap  son dönemde körfez ülkeleri arasında gerginliğin arttığı bir iklimde gerçekleşti. Kuveyt’in Başkentinde salı günü başlayan zirve; diplomatik gerginlikler, Suriye’de devam eden çatışmaların tırmanma endişesi ve Mısır’daki siyasi çekişmenin ortasında başladı. Hatırlanacağı üzere Suudi Arabistan, BEA ve Bahreyn Mısır’da ihvanı desteklemesi ve ülkelerin iç işlerine karışması gerekçesiyle büyükelçilerini Katar’ın başkenti Doha’dan çekmişlerdi.  Gözlemciler, “Araplar için daha iyi bir gelecek için dayanışma ” diye adlandırılan Arap Zirvesi’nin dayanışma değil bölünme ve anlaşmazlıkları derinleştiren gelişmelere sahne olduğu yorumlarını yaptılar.

'URBANLAR (CAHİL ARAPLAR) ZİRVESİ'

Mısır’da yayımlanan Ahram gazetesi Arap Birliği Zirvesi’ni “zorluklarla yüzleşmekten kaçışın zirvesi “ olarak tanımladı. Alkuds Al Arabi ise başyazısında zirve ile ilgili “Kuveyt’te ‘Urbanlar (cahil Araplar) Zirvesi’: Kaldırılması mümkün olmayan enkaz” yorumunu yaptı.

ZİRVE SURİYE SAVAŞININ GÖLGESİNDE GEÇTİ

Kalamun Bölgesi’nde Yarbud’un Esad güçlerinin kontrolüne geçmesinden sonra bütün dikkatlerin Suriye’nin kuzeyine yöneldiği ve Türkiye’nin desteği ile çatışmaların bu bölgede şiddetlendiği koşullarda gerçekleşen Kuveyt Zirvesi Suriye’deki savaşın gölgesinde kaldı. Maannews haber sitesi, zirveyi, “Suriye çatışmaları, Kuveyt’te salı günü başlayan Arap Zirvesi’nin ilgi odağı oldu. Ki, Mısır Müslüman Kardeşleri üzerinden yaşanan bölgesel sürtüşmeler bile Suriye çatışmalarının gölgesinde kaldı” şeklinde okurlarına aktardı.
Suudi Veliaht Prensi dünyayı, silah vermeyerek onlara “ihanet etmekle” suçlarken Suriye Muhalefeti zirvede “gelişmiş” silah için çağrı yaptı. Suudi Arabistan “çıkmazın sona ermesi” için askeri dengelerde bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.

KAPALI KAPILAR ARDINDA GERGİNLİK

Lübnan’da yayımlanan The Daily Star zirvenin, “Körfez İşbirliği Konseyi müttefiki Arap ülkeleri içinde Katar’ın Mısırlı Müslüman Kardeşleri desteklemesi üzerine alışılmadık bir anlaşmazlığa ve Irak’ın Anbar eyaletindeki şiddet olayları üzerine Irak ve Suudi Arabistan arasında dalaşmaya sahne olduğunu” yazdı.  Gazete, bir diplomatın “Kapalı kapılar ardında gerginlik vardı. Anlaşmazlıkların hepsi el altında tutuluyor. Aleni olarak hiçbir çatışma olmadı. Suudilerin ve Katarlıların düşünceleri üzerine açık bir bölünme var” dediğini aktardı.

'KUVEYT BİLDİRGESİ'

22 üye ülkeden oluşan Arap Birliği 25. Dönem toplantısının sonuç bildirgesinde İsrail’in “bir Yahudi devleti” olarak tanınması reddedildi. Bildirgenin tek somut kararı bu oldu. Bunun dışındaki kararlar ise anlaşmazlıkların ve gerginliklerin üstünü örten bir temenniden ibaret. Sonuç Bildirgesi’nde,  Arap ülkeleri arasında “anlaşmazlık ve bölünmüşlük görüntüsü”ne son vermek için çalışılacağı, “demokratikleşme ve siyasi geçiş dönemindeki” kardeş ülkelere destek ve yardımların devam edeceği belirtildi, “komşu ülkelerle birlikte yaşama, bölgesel güvenlik ve yaşanan anlaşmazlıklara barışçıl çözüm bulunması” gerektiği ifade edildi.
Mısır’da İsrail’le imzalanan Camp David anlaşmasının yıl dönümü ile ilgili açıklamalar, Fas’ta üç sendika tarafından yapılan genel grev çağrısı ve Bahreyn’in yurt dışında savaşan vatandaşlarına iki hafta içinde ülkelerine dönmeleri, dönmemeleri durumunda vatandaşlıktan çıkarılmayla tehdit etmesi geçen haftanın diğer önemli gelişmeleri arasında yer aldı.


ARAP ZİRVESİ, DERİN BÖLÜNMELER, BÖLGESEL KARGAŞA

The Daily Star

ARAP Zirvesi derin ayrılıkların giderilmesi ve “muazzam” tehlikenin savunulması için mücadele edecek “Muazzam” tehlike uyarısında bulunarak Kuveyt, dost Arap liderlerine perşembe günü, Suriye savaşı ve Mısır’daki huzursuzluk gibi karışık anlaşmazlık krizlerinin çözümü için çağrı yaptı. Ancak diplomatlar, bir yıllık devlet başkanları zirvesindeki sahne gerisinde gerginliklerin kabarmış olduğunu söylediler.
22 üyeli Arap Birliği toplantısında ayrıca, Suriye için BM Barış Arabulucusu El Ahdar El İbrahimi’den 140 binin üzerinde kişinin öldüğü ve milyonlarca kişinin yerinden olduğu Suriye’deki savaşa silah akışına bir son verilmesi için bir itiraz da işitildi. İbrahimi destekçilerin kim olduğunu açıklamadı. Ancak Suudi Arabistan ve Katar’ın Suriye’deki isyancılara askeri yardımın ana finansörleri olduğuna inanılmaktadır. Arap olmayan İran da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın arkasında duran ana bölgesel güçtür.
İbrahimi, dördüncü yılına giren krize siyasal bir çözüm bulunması için yeni çaba sarf edilmesi çağrısında bulunarak, “bütün bölgenin tehlikede” olduğunu söyledi.
Kuveyt Emiri Şeyh Sabah Ahmet Al Sabah; Arap Devletlerini, Arap girişimlerini engelliyor dediği ayrılıkların üstesinden gelmeye çağırdı. Zirveye ev sahipliği yapan Al Sabah, “tehlikeler etrafımızda ve çok büyük ve biz, birliğimizi sağlamadan ve ayrılıklarımızı bir kenara atmadan birleşik Arap eylemine doğru ilerleyemeyiz” dedi. Al Sabah ülke ismi vermedi. Ama bölgedeki İslamcıların siyasi rolü hakkında Arap devletleri arasında derinleşen anlaşmazlıklara dikkat çekti.
Katılımcılar, Mısır’daki yasaklı Müslüman Kardeşleri Katar’ın desteklemesi, Suriye krizi ile nasıl başa çıkılacağı ve bölgede “terörizmin” nasıl tanımlanacağı üzerine ayrılıkların mevcut olduğunu söylediler.
Bir diplomat, “Kapalı kapılar ardında gerginlik vardı. Anlaşmazlıkların hepsi el altında tutuluyor. Aleni olarak hiçbir çatışma olmadı. Suudilerin ve Katarlıların düşünceleri üzerine açık bir bölünme var” dedi.
Zirve, Körfez İşbirliği Konseyi müttefiki Arap ülkeleri içinde Katar’ın Mısırlı Müslüman Kardeşleri desteklemesi üzerine alışılmadık bir anlaşmazlığa ve Irak’ın Anbar eyaletindeki şiddet olayları üzerine Irak ve Suudi Arabistan arasında dalaşmaya sahne oldu.
Başka bir diplomat, “kapalı kapılar arkasında Mısır hakkında hararetli tartışmalar vardı. Katar Mısır’da ne olup bittiği konusunda yorum yaptı. Mısır da bunun kendi kararları olduğunu söyledi” dedi.


LİDERLER İSRAİL’İ YAHUDİ DEVLETİ OLARAK TANIMADI

Rusya al yavm

ARAP ülkeleri liderleri, 25-26 Mart tarihleri arasında Kuveyt’te düzenlenen Arap Birliği 25. Dönem toplantısının sonuç bildirgesinde, İsrail’i “bir Yahudi devleti” olarak tanımayı reddetti. Toplantının sonuç bildirgesinde Arap Dünyası’nın içinde bulunduğu durum ve yaşanılan sıkıntılara yer verildi.
Beyanda yer alan konuların başında, İsrail’in bir Yahudi devleti olarak tanınmasının reddedilmesi, bir Filistin devleti kurulması için çaba sarf edilmesi, terörle mücadele, mezhepler arası ayrışmayı kışkırtmaya ve inançlara hakarete karşı mücadele gibi maddeler yer aldı.
Sonuç bildirgesinde, Suriye’deki krizin Cenevre 1 kararları uyarınca barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiği belirtildi.
İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerinin kınandığı beyanda, Arap-İsrail çekişmesinin sonlandırılması, 1967 sınırları temel alınarak iki devletli bir çözümün yanı sıra barış ve huzurun sağlanması için BM Güvenlik Konseyi’nin somut adımlar atması yönünde çağrı yapıldı.


KATAR EMİRİ, İHVAN SÖZCÜSÜ GİBİ KONUŞTU

Muhammed EL HAMAMSİ
Middle East Arabic


KATAR Emiri Şeyh Tamim Bin H’amad El Tani’nin Kuveyt’te düzenlenen Arap Birliği zirvesinde yaptığı konuşma, Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin Kuveyt’te düzenlenen bir önceki Arap Birliği toplantısından “özü” itibarıyla farksızdı.
Müslüman Kardeşler teşkilatının resmi sözcüsü gibi konuşan Şeyh Tamim, konuşmasında Filistin davasından ve Siyonizm’in düşmanlığından bahsetti. Sanki onu dinleyenler, başka bir gezegenden gelmiş gibi, Katar ve Siyonist devlet arasındaki samimi ve dostane ilişkileri, kendi ailesi ve Siyonist devletin yöneticileri arasındaki bağı ve ticari ilişkileri bilmiyorlar. Şeyh Temim ayrıca Suriye rejiminden ve rejimin halkına karşı uygulamalarından bahsetti ancak kendi yönetimin bazı radikal unsurlara, teröristlere ve tekfircilere verdiği destekle ne kadar insanı katlettiğini kendi kendine sormadı.
Şeyh Temim, sanki kendisinin ve yönetiminin eli Mısırlıların kanına bulaşmamış gibi “kardeş Mısır halkından” bahsetti. Bu konuşmayı yaparken de Mısır’da bozgunculuk ve adam öldürme eylemini destekleyen ve kışkırtan, İslami Cemaat  liderleri İslam Abdülmecit ve Tarık El Zomor, NATO müftüsü ve fitne şeyhi Karadavi gibi isimleri ülkesinde barındırdığını da görmezden geldi.
Ancak Ey Şeyh Temim, Arap sokaklarının takip ettiği bir zirvede yaptığın bu konuşma metnini hazırlayan şahıs sana ihanet etti. Eğer bunu görmek istiyorsan daha önce Müslüman Kardeşler ile ilgili neler konuştuğunu bir gözden geçirirsin. Ancak modelin Şeyh Yusuf El Karadavi ve senin için en iyi yönetim Muhammed Mursi yönetimiyse, yürüdüğün yolda devam etmekte  haklısın.


CAMP DAVİD İPTAL EDİLSİN   
Azzaman


MISIR’daki siyasi hareketler imzalanmasının 35’inci yılında Camp David Anlaşması’nı eleştirdiler ve anlaşmanın iptal edilmesi talebinde bulundular. Azzaman’a düşüncelerini açıklayan Mısırlı düşünür Muhammed Seffeddavle; Enver Sedat’ın imzaladığı Camp David Anlaşması’ndan kurtulmak için otuz sebebin bulunduğunu söyledi.
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında, 12 gün süren gizli pazarlıkların ardından Camp David’de 17 Eylül 1978’de ABD Başkanı Jimmy Carter’ın gözetiminde bir sözleşme imzalandı. Sözleşme, altı ay sonra (26 Mart 1979) imzalanacak olan barış antlaşmasının temelini oluşturdu. Anlaşmaya göre İsrail, askeri birliklerini Sina Yarımadası’ndan çekti ve Mısır ile diplomatik ilişkilerini normalleştirdi. İsrail, Sina Yarımadası’ndan çıktı, buna karşılık Mısır İsrail’i resmen tanıdı ve diplomatik ilişki kurdu.


FAS GENEL GREVE HAZIRLANIYOR


Dar Al Hayat


FAS’ta üç sendika merkezi Kazablanka’da 6 Nisan’da genel grev çağrısı yaptı. Genel grevin temel talepleri ücretlilerin yükseltilmesi ve çalışanların alım gücünün korunması, insanlık onuru, hürriyet ve sosyal adaletin savunulması. Sendikalar ücretlerin ve memurların maaşlarının artırılmasını, emeklilik ve sağlık sisteminin iyeleştirilmesini, gençlerin işsizlik sorununa çözüm bulunmasını istiyor. Ayrıca iş kanununa saygı göstermeyen şirketlerde çalışan işçilerin hukukunun korunması, emeklilik fonlarındaki birikimlerin açıklanması da sendikaların talepleri arasında yer alıyor.
Fas İşçileri Birliği, Demokratik İşçi Konfederasyonu ve Demokratik İşçiler Federasyonu tarafından yapılan açıklamada; “işçi sınıfı kendisini sosyal ve ekonomik taleplerine kayıtsız bir hükümetin karşısında gördü. İşçi merkezleri, bu normal olmayan duruma karşı mücadeleye devam etme niyetini onaylamaktadır. Ciddi ve sorumluluk sahibi bir görüşme talep etmektedir” denildi.
Fas’ta üçte biri kadın olmak üzere 11 milyon işçi bulunuyor. Bu rakam, 800 bini kamu sektöründe çalışan 4 milyon sağlık çalışanını kapsamıyor. Bu kesimler ekonomik olarak geçtiğimiz yıllarda uluslararası pazarlarda artan fiyatların yansımalarından dolayı olumsuz etkilenmişti.

www.evrensel.net