31 Mart 2014 02:43

Siyasi kriz seçimle devam ediyor

Türkiye’nin son aylarına damgasını vuran egemen sınıflar arası iktidar çatışması ve bunun getirdiği siyasi kriz, 30 Mart yerel seçimleriyle katlanarak devam ediyor.Seçimlerin kesin sonuçları henüz açıklanmış değil. Ancak, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere kesin sonuçlar açıklansa da ilk andan itibaren şaibeli hale gelmiş bir yerel seçim tablosu var. Sistemin hükümetteki partisi de, ana muhalefetteki partisi de bu şaibeyi ortadan kaldıracak ve sistemi normalleştirecek güçte-durumda değil.

Paylaş

İskender BAYHAN

Türkiye’nin son aylarına damgasını vuran egemen sınıflar arası iktidar çatışması ve bunun getirdiği siyasi kriz, 30 Mart yerel seçimleriyle katlanarak devam ediyor.
Seçimlerin kesin sonuçları henüz açıklanmış değil. Ancak, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere kesin sonuçlar açıklansa da ilk andan itibaren şaibeli hale gelmiş bir yerel seçim tablosu var. Sistemin hükümetteki partisi de, ana muhalefetteki partisi de bu şaibeyi ortadan kaldıracak ve sistemi normalleştirecek güçte-durumda değil.
Şaibeli sonuçlar üzerinden Başbakan Erdoğan ve hükümet cephesi “milli iradenin arkalarında olduğu” propagandasına daha da güç verecek. Bu değerlendirmenin yazıldığı saatlerde yüzde 42-44 bandında görülen oy oranı üzerinden bunu yapacak. Ortaya saçılan pisliklerin hepsinin üzerini bu oy oranıyla örtmeye çalışacak. “Herkes bana karşı birleşti ama halk beni tercih etti” diyerek seçim sonuçlarını zafer olarak ilan etti bile. Ama bu propaganda halkın çok büyük bir kesimini ikna etmeyecek. Hükümete karşı tepkiyi yatıştırmayacağı gibi, halkın yüzde 55-60’nın desteklemediği bir düzen partisi olarak gerilemeyi sürdürecek.
CHP, kimi il ve ilçe belediyelerini AKP’nin elinden almış olmanın, Ankara ve İstanbul seçimlerindeki şaibeler üzerinden propaganda yaparak pozisyonunu korumaya çalışacak. Ama bu propaganda, AKP’nin içine düştüğü en kötü koşullarda bile sistemin temel alternatif siyasi partisi olmayı başaramadığı gerçeğini değiştiremeyecek. Hükümet partisi bu kadar kötü duruma düşmüşken bile alternatif olamamanın, sistemin geleceğini temsil edecek desteği halktan alamamanın bunalımını yaşayacak.
Dolayısıyla iki düzen partisi açısından da sistemin tıkanıklıklarını aşma, sorunlarını çözme ve gidişatı rahatlatma açısından da seçimler, istenilen sonucu vermemiştir. Bu koşullarda egemen sınıflar arasındaki iç çatışma ve gerilimin artarak devam edeceğini söylemek bir kehanet olmayacaktır.
Öte yandan Bölge’de BDP’nin oylarını artırması ve yeni belediyeler kazanmış olması, 30 Mart seçimlerinden güçlenerek çıkması barış ve demokrasi mücadelesi açısından da bir kazanım olmuştur. Kürt ulusal hareketi bu sonucu, devlet ve hükümet üzerindeki müzakere-çözüm baskısını artırmak için kullanacaktır.
HDP ise ilk kez girdiği seçimlerden istediği oy oranıyla çıkamamıştır. Elbette bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler yapılacaktır. HDP’nin aldığı oy oranı istenilen düzeyde olmasa da, seçimlerden çıkan siyasi tablo Türkiye’nin demokrasi güçlerinin sisteme karşı yürütecekleri ortak mücadeleye olan ihtiyacı bir kez daha gösteriyor. Dolayısıyla HDP içerisinde yer alan emek, barış, demokrasi güçleri, önümüzdeki dönem HDK-HDP deneyiminin ayrıntılı bir değerlendirmesini yapıp, dersler çıkarıp, daha geniş ve birleştirici bir cephenin örgütlenmesinin adımlarını atmak sorumluluğuyla karşı karşıyadır.
Başta söylediğimizi tekrar hatırlatalım; 30 Mart seçimleri siyasi sistemin içine düştüğü krizi çözmemiştir.
Gerilim ve çatışmaların kaynağı olan iç ve dış politika sorunları büyüyerek ortada durmaktadır. Seçim yaşanan siyasi krizi 30 Mart sonrasına devreden bir sonuç ortaya koymuştur.  Bu kısa değerlendirmenin yapıldığı saatlerde “balkon konuşması” yapan Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları da esas olarak buna işaret etmiştir.

ÖNCEKİ HABER

Türkiye seçimini böyle yaptı...

SONRAKİ HABER

Demirtaş'tan İstanbul çağrısı: İmamoğlu’nun söyleminin desteklenmesi gerekir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa