Özel güvenlikçiler dert küpü

Özel güvenlikçiler dert küpü

Özel güvenlik elemanları son dönemde sendikalaşma girişimleriyle gündeme geliyor. Çalıştıkları alandaki taşeronlaştırmadan, düşük ücretten ve gördükleri baskıdan şikayet ediyorla

Haşim DEMİR
İstanbul


Nereye gitseniz karşınıza mutlaka özel güvenlik elemanları çıkar. Sanayi sitelerinden, alış veriş merkezlerine, üniversitelerden, hastanelere, marketlerden, sitelere her yerde onlar var. Sık sık öğrencilere ve hastalara uyguladıkları şiddetle gündeme gelen özel güvenliklerin sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. Özel güvenlik elemanları son dönemde sendikalaşma girişimleriyle de gündeme geliyor. Çalıştıkları alandaki taşeronlaştırmadan, düşük ücretten ve gördükleri baskıdan şikayet ediyorlar.
Ataşehir’e bağlı 1 Mayıs Mahallesi’nde bir kafede Ümraniye Dudullu OSB, KADOSAN ve İMES sanayi siteleriyle Ataşehir’de bulunan sitelerde çalışan bir grup özel güvenlikçiyle buluşuyoruz. Bir dokunuyoruz bin ah işitiyoruz.

İŞ GÜVENCELERİ YOK
Özcan Teper, 7 yıldır özel güvenlik elemanı olarak çalışıyor. Sık sık değişik özel güvenlik şirketlerinde çalıştığını anlatıyor. “Amir ve müdürler bizi idare ediyor. Ücretlerimizi hiçbir biçimde konuşamıyoruz, zam talebinde bulunamıyoruz. Asgari ücret alıyoruz. İki gün aralıksız çalışıp bir gün dinlenebiliyoruz. 12 saat çalışıyoruz. En küçük itiraz hakkımızda bize işsizlik sopası  gösteriliyor” diye çalışma koşullarını anlatıyor. Teper yaşadıklarını, “Biz sendika aracılığı ile site yönetimleri, fabrika patronları ve sanayi sitelerinin yönetimleri, OSB yönetimleri ve üniversitelerin dekanları ile toplusözleşme yapmak istiyoruz. Özel güvenlikçiyiz ama bizim güvenliğiz yok. Sosyal haklarımız yok. Ne yemek ne de yol parası veriliyor. Güvende değil geleceksizliğe mahkumuz” diye anlatıyor.

HERKES HAKARET EDİYOR
Halit Ayaş bir sitede çalışıyor. “Site sakinleri bile bize patronluk yapıyorlar. Uykusuz kalıyoruz. Sürekli kameralarla izleniyoruz. Kapı açmadığımızda dışardan gelen site sakinlerinin misafir ve akrabalarından küfür ve hakaret görüyoruz. 950 lira en fazla ücret alıyoruz. Çay bile verilmiyor” diye çalışma koşullarından yakınan Ayaş, bu nedenlerden dolayı sendikalı olmak istediklerini dile getiriyor.

TAŞERON YAYGIN
Özel Güvenlik Elemanı Vural Kılıçaslan taşeron çalışmadan şikayetçi:  “Taşeronların yönettiği özel güvenlik elemanlarının ciddi sorunları var. A işyerinden B işyerine gitsek hep aynı kötü muameleyi görüyoruz. Site sakinleri ‘ Ücretlerinizi biz ödüyoruz, her dediğimizi yapın diyorlar. Kavga olur insanlar bize sığınıyor. Niye sığınanı koruyorsun diye hem amirlerimizden, hem de  sitelerde oturanlardan küfürlü saldırılara maruz kalıyoruz.”
TAÇ Güvenlik Şirketinde çalışan Selami Bahçekapı, 12 saat boyunca dinlenmeden küçücük bir kulübede oturmak zorunda kaldıklarını, çoğu zaman bahçıvanlık, tamir, çim biçme ve bahçe bakımı işlerinde çalıştırıldıklarını anlatıyor. “En ufak bir hırsızlık, kayıp işi olsa o gün bizi işten atıyorlar. İstihbaratçı gibi bazen bizden bilgi istiyorlar. 950 liraya bizi mahkum edenlerin iki üç çift özel otomobili var. Sırtımızdan taşeronlar kazanıyor. Asıl paraları AKP ve onun yandaşlarına aktarıyorlar” diyen Bahçekapı, 17 Aralık operasyonunda çıkan paraların buradan devşirildiğini düşünüyor.
Aynı şirkette çalışan Serkan Karaboğa’da, sektörün tümünde kuralsızlığın, kol gezdiğini, şatafatlı binaların gölgesinde açlığa mahkum edildiklerini ve bunu kimsenin bilmediğini anlatıyor. Karaboğa şöyle devam ediyor:  “Dev binaların arasındaki küçücük kulübelerinin içine bizi tıkıyorlar. Kameralarla izliyorlar. Kadın arkadaşlarımız şiddete ve sözlü tacizlere maruz kalıyorlar. Hak ve hukuk için sendika gerekli” 

www.evrensel.net