Liverpool Limanında savaşın gölgesi

Liverpool Limanında savaşın gölgesi

Batı’nın Iraklı filmleri, basbayağı bir günah çıkarma ayinine dönmüş durumda. Başta Amerikan sinemasının, Avatar gibi en meşhurlara varana kadar, Irak işgalinde bir yerlerde yanlışlar yapıldığını ima eden, söyleyen, bağıran, fısıldayan onca filmine emeği geçenler herhalde samimidirler ama kimse kusura bakmasın, yaratılan ortam, o

Çağdaş Günerbüyük

Ondan beridir, Irak filmi deyince insan iki kere düşünüyor, bir mesafeyle yaklaşıyor. Kötü niyetli generaller, yalan söyleyen istihbaratçılar, başta teröre karşı savaş masalına inanmış ama sonraları inceden uyanmaya başlayan iyi niyetli askercağızlar göstermek marifet değil artık. Uzaktan “bir başka Irak filmi daha” gibi görünen Tehlikeli Yol, bu kategoride değerlendirilirse yazık olur diye, uzattıkça uzatıyorum.

LOACH IRAK’TA

Filmin İngiliz yönetmenine dikkat edelim; Ken Loach, muhalif siyasi duruşuyla ve alt sınıflardan sahici karakterlerin öykülerini anlatışıyla bilinen, işçi sınıfının yönetmeni olarak bile adlandırılan bir sinema adamı.

Bu kez yolu Irak’tan geçen bir film yapmayı seçmiş usta. Tehlikeli Yol’un İngilizcesi Route Irish, İrlanda Yolu gibi görünse de, Bağdat’ta havaalanı ile Yeşil Bölge’yi (Green Zone) birbirine bağlayan yolun adıymış. Loach usulü Irak öyküsü, Route Irish’te bir patlamada ölen Frankie adında bir Liverpoollu askerin ardından başlıyor. Onun çocukluk arkadaşı Fergus, o da Bağdat’ta bulunmuş, ölümle ilgili yapılan açıklamadan tatmin olmayıp işi kurcalamaya başlıyor. Irak işgalinin yarattığı canavarlardan özel askeri şirketler ve Bağdat’ta başına buyruk hareket eden karanlık adamlara çatıyor, başı derde giriyor, adaletini kendi sağlamaya kalkıyor…

Tehlikeli Yol’un marifeti, Irak’la ilgili söylenmemiş bir şey söylemesinde değil. Ken Loach’un başından beri işgale karşı tutumunu bütün dünya zaten biliyor, günah çıkarmak gibi bir derdi olmadığını da, ondan, bir filmle bu meseleyi baştan sona çözmek gibi bir kaygı taşımaya ihtiyacı yok. Filmin işgale karşı bir duruşu olduğu aşikar, ama işgalci tarafın öyküsü anlatıldığı için ister istemez İngiliz askerin derdiyle işgal altındaki Iraklıdan daha çok ilgileniyor. Özel askeri şirketler meselesine özellikle dikkat çekiyor, çünkü analizlerde de söylendiği gibi onlar katil işgalci orduları kadar bile kural tanımıyor.

SAVAŞ DÖNEMİNİN SİVİLLERİ

Burada da fazla söze gerek bırakmayıp, kendi eleştirisini kendi yapıyor. Filmde, Fergus’a araştırmasında yardımcı olan Iraklı Şarkıcı Halim “Anladım, ölen bir milyon Iraklının kıymeti yok da, bir İngilize bir şey olunca hesabı soruluyor” sözüne Fergus da yanıt veremiyor çünkü.

Özeleştiriye başlamışken, Loach’un arada başvurduğu kendi adaletini sağlama çabasının bu filmde aldığı hal de ilginç. Sonunu açık etmeden söylemeye çalışırsak, en azından Fergus’un neden “polise gitmek” yerine kendi araştırmasını kendi yaptığını anlamak zor değil. Dahası, bunu yaptığı için tek başına bir kurtarıcı gibi Fergus kahramanlaştırılmıyor, kendi kurtarıcılık misyonuna da kendi elleriyle son veren kirlenmiş bir adam o. Belki, işçi kentinin Fergus’u, zaman zaman bireysel teröre ya da anarşist maceralara meyleden Ken Loach kahramanları adına bu hareketi çekiyor diye düşünmeye hakkımız vardır.

Tehlikeli Yol’a özgü olan, karakterlerin Loach usulü ilişkileri zaten. Liverpoollu iki çocukluk arkadaşının Bağdat’a düşen yolları, geride bıraktıkları sevgilileri, ölen arkadaşının sorumluluğunu hisseden adam, aslında Irak’a değil, savaş döneminin “sivillerine” ilişkin bir öykü anlatıldığının göstergeleri. Bir çeşit Bağdat sendromu da var bu işin içinde. Ama daha çok, yalanlarla örülmüş bir Irak öyküsünün dışına çıkmaya çalışmanın, aslında kıstırıldığı yaşamının da dışına çıkmak anlamına geldiği bir mutsuzluğun aktörleri bunlar.

Savaşın gölgesi altında, binlerce kilometre ötede yaşanan hayatın anlamsızlığı, buradaki dikkate değer mesele.

[email protected]

Tehlikeli Yol
Orijinal adı: Route Irish
Yönetmen: Ken Loach
Oyuncular: Mark Womack, Andrea Lowe, John Bishop, Trevor Williams

www.evrensel.net