26 Mart 2014 10:00

Fotoğraf her şeyi anlatmıyor

Kentsel dönüşüm son birkaç yıldır artık Gaziantep’in de gündeminde. AKP’li Şahinbey Belediyesi neredeyse şehirdeki tüm reklam panolarında ve bilboardlarda mahallenin eski ve yeni halinin fotoğrafını kullanarak reklamını yapıyor buradaki dönüşümün. Biz de fotoğraftan yola çıkarak kentin eski hali ile yeni hali arasındaki farkları bulmaya çalıştık.

Paylaş

Mehmet TÜRKMEN
Fatma KESKİNTİMUR
Antep


Kentsel dönüşüm son birkaç yıldır artık Gaziantep’in de gündeminde.
AKP’li Şahinbey Belediyesi neredeyse şehirdeki tüm reklam panolarında ve bilboardlarda mahallenin eski ve yeni halinin fotoğrafını kullanarak reklamını yapıyor buradaki dönüşümün.  Biz de fotoğraftan yola çıkarak kentin eski hali ile yeni hali arasındaki farkları bulmaya çalıştık.

Kentsel dönüşümden önce bu mahallede oturan ve evleri yıkılan insanların şimdi nerede ve ne durumda olduklarını araştırdık. Onlarla hayatlarındaki dönüşümü konuştuk. Ayrıca Gaziantep Mimarlar Odası Eski Başkanı Kadir Kara ile Antep’in kentleşme ve Kentsel Dönüşüm uygulamaları hakkında konuştuk.

ESKİSİNDE OLUP YENİSİNDE OLMAYANLAR

Şahinbey Belediyesinin billboardlardaki reklamında Nuripazarbaşı’nın eski hali ve yeni hali yan yana duruyor. İki fotoğrafa bakınca pek çok fark görünüyor. Birinde eski, çarpık ve plansız yapılmış evler ve dar yollar; diğerinde tek tip yüksek binalar ve genişlemiş yollar vs.

Ama bu iki fotoğrafta görünmeyen bir fark daha var.  Eski hali diye gösterilen fotoğraftaki mahallede yaşayan insanlar yeni halinde yok. Yani eski çarpık binalar yerine yeni konutlar var, daha geniş yollar var ama mahallede yaşayan insanlar yok. Mahallede 2000 civarında ev yıkılmış ama bu 2000 ev sahibinden yalnızca 60’ın yeni konutlarda ev sahibi olabildiği söyleniyor. Geri kalanı, yani tamamına yakını mahalleden sürülmüş. Sebebi yıkılan evlerine çok düşük bedeller ödenmesi ve yerine yapılan konutların 140-150 bin TL’den başlayan fiyatlarla satılması.  

İŞTE ESERİNİZ

Nuripazarbaşı’nın eski sakinleri olan dönüşüm mağdurlarının anlattıkları tüm hikayelerde, belediye karşısında yaşanan çaresizlik dile geliyor.

Herkesin hikayesinin buluşma noktalarından biri sosyal hayatın alt üst oluşu. “Orada komşularımız vardı, akraba gibiydik, şimdi her birimiz bir yerlere gittik ve yabancıyız” diyorlar. Peki bunun böyle olacağını öngöremediniz mi? sorumuza Fatma Korkut şu cevabı veriyor: “40 yıldır oturduğum mahalleden evim yıkıldıktan sonra geldiğim bu mahallede kimseyi tanımıyorum. Yıkıma razı değildik ama birlik olamadık. Yıkımlar başladıktan sonra yapacak bir şey kalmadı.”

Belediyenin de evi terk etmeleri için her türlü tacize başvurduğunu iddia eden Korkut yıkım sürecini şöyle anlatıyor: “Evlere hırsızlar girmeye başladı, elektrikler kesildi. Orada yaşamayı zorlaştıracak her şeyi yaptılar.

NE ETTİKSE OLMADI

İbrahim Arslan da Nuripazarbaşı sakinlerinden. İki dükkan, üç evi varmış mahallede. “Anam sırtında taşımış briketleri, evimiz yapılırken” diye başlıyor söze. Babası ve bir kardeşiyle sahip oldukları bu mülkleri hem geçim kaynağı hem de barınma olarak kullanırken yıkımdan sonra her biri  ayrı bir yere dağılmış. İbrahim Arslan artık kirada bir dükkan işletiyor. Kardeşi fabrikada işçilik yapıyor. Arslan, 50 yıllık evlerinin yıkımına sonuna kadar karşı çıkanlardan. İntiharı bile denemiş ama “Ne ettikse olmadı” diyor.

MİMAR KARA: METAZORİYLE YAPILIYOR

Gaziantep Mimarlar Odası Eski Başkanı Kadir Kara kentsel dönüşüm anlayışını eleştiriyor. “Belediye, önce göz yumuyor, sonra da o kaçak yapılaşmış, gecekondulaşmış bölgeyi yıkıp, vatandaşın elinden alıp, insanları beton bloklara sokmaya çalışıyor” diyor .

Bu işin iki yanı olduğunu bunlardan birinin fiziki diğerinin ise sosyolojik olduğunu vurgulayan Kara şunlara dikkat çekiyor: “Bu coğrafyada bir yaşam tarzı var. Avlusu olmalıdır, damını kullanır, sokak kültürü vardır, komşuluk kültürü vardır. Bunların hepsi fiziki koşullarla, yani sokağın şekliyle, evlerin şekliyle ilgilidir.

Bu tarif edilen de aynı zamanda sosyolojik olarak o insanların yaşam biçimidir. Bugünkü dönüşüm projelerinde yasal olarak bir yanlış var zaten, tam bir metazoriyle yapılıyor. O mahallenin insanlarıyla daha barışık bir yöntem bulmak gerekiyordu, o yöntem de oraya beton bloklar dikerek olmaz.”

Her yapının, her yaşamın tarihi olduğunu kaydeden  Kara buna dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor: Oradaki o yapılaşma tarzı, sonuçta bu yöreye aittir. Beğenmeyebilirsiniz, her yeri gridir, sıvasız brikettir falan ama o dönemin yerleşim kültürü de oydu. Üstelik yerleşim kültürü sadece bilmekle de oluşmuyor, maddi kaynakları da o kadardı insanların öyle evler yaptılar.
 O mahallenin de ona benzer mahallelerin de yapılaşması kendi içinde sağlıklıdır. Tamam, kamusal alan bırakmamıştır vs. bunlar ayrı tartışma konularıdır. Ama kendi içinde oradaki hayat da direkt odur işte. Sen hayatın, tarihin o bölümünü yok ederek, yıkarak kültürel bir katliam yapıyorsun.

ÖNCEKİ HABER

CHP’li Belediyeden cemevine borç ihtarı

SONRAKİ HABER

AYM: Mahpuslara bazı yayınların verilmemesi hak ihlali

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa