Yabrud, Suriye krizinde dönüm noktası oldu

Yabrud, Suriye krizinde dönüm noktası oldu

Bir yıl öncesine göre iç politikada dengelerin tamamen değiştiği iki ülke, Suriye ve Türkiye hareketli bir haftayı geride bıraktı. Dün Suriye-Türkiye sınırında yaşananlar ise Arap coğrafyası ve Türkiye’de tüm haftaya damgasını vurabilecek önemdeydi.

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Bir yıl öncesine göre iç politikada dengelerin tamamen değiştiği iki ülke, Suriye ve Türkiye hareketli bir haftayı geride bıraktı. Dün Suriye-Türkiye sınırında yaşananlar ise Arap coğrafyası ve Türkiye’de tüm haftaya damgasını vurabilecek önemdeydi. 

IŞİD-Süleyman Şah Türbesi ve Niğde’de el Kaideci bir grubun güvenlik güçlerine yönelik saldırıları Suriye gündemini yeniden ısıtmıştı ki Cuma günü kritik bir operasyon başladı. Cuma sabahı Ermenilerle farklı mezheplerden Müslümanların bir arada yaşadığı Keseb’e yönelik, Türkiye topraklarındaki üç ayrı noktadan başlatılan ‘Enfal’ operasyonu, Pazar sabahı iyice şiddetlendi. Yabrud’da hükümet güçlerine karşı alınan yenilgi sonrası iyice sıkışan el Kaide bağlantılı el Nusra ve Suudi Arabistan’ın kontrolündeki İslam Tugayı’nın sınır kapısını Esad güçlerinden aldığı haberleri yayıldı. Suriye hava kuvvetlerinin bölgeyi yeniden ele geçirmek için başlattığı hava operasyonu ise “sınır ihlali” iddiasıyla TSK tarafından açılan ateşle engellendi. TSK operasyonunda Suriye jeti düşürüldü. Jetin düşürüldüğünü duyuran ilk resmi ağız Recep Tayyip Erdoğan oldu.

Keseb’de lojistik destek ve son olarak jetin düşürülmesi, sonu gelmeyen yolsuzluk iddiaları ve başta Suriye olmak üzere çöken dış politikasıyla yerel seçimlere eli bir hayli zayıflamış olarak giren Erdoğan hükümetinin gündemi değiştirmek ve kendini kurtarmak için başvurduğu bir savaş kışkırtıcılığı mıdır? Bunun yanıtını önümüzdeki günlerde alacağız ancak Erdoğan’ın uçağın düşürülmesini adeta sevinerek “Tokadımız ağır olacak, Tebrik ediyorum” şeklinde duyurması sonrası bu yönlü iddiaların bir hayli kuvvetli olduğu söylenebilir. Keseb haberini buradan okuyabilirsiniz.

YABRUD DÖNÜM NOKTASI OLDU

Yaklaşık bir hafta önce Lübnan’la sınır Kalamun bölgesinde Yabrud’un düşmesi Suriye krizinde dengeleri değiştiren kritik bir gelişme olarak değerlendirildi. Bu değerlendirmelerin nedeni Yabrud’un Lübnan ile Suriye arasındaki geçişte en önemli nokta olması. Yabrud muhaliflerin elindeki son kritik kale olarak da değerlendiriliyordu.

Arap dünyasının tanınmış yazarı Abdulbari Atwan, Yabrud’un Lübnan ile Suriye arasındaki en önemli geçiş yolu olması nedeniyle Suriye ordusu tarafından alınmasını “dönüm noktası” olarak tanımladı.

Atwan’ın dikkat çektiği bir diğer nokta İsrail’in Suriye krizine aleni bir şekilde dahil olabileceği. Suriye Ulusal Koalisyonundan Doktor Kemal el Labevani’nin açıklamalarının bunun en önemli işareti olduğuna vurgu yapan Atwan, el Labevani’in Suriye iktidarının yıkılması için İsrail’in muhaliflerin yanında savaşmasının karşılığında Golan Tepelerini satabilecekleri açıklamasını hatırlattı.

YABRUD VE KIRIM’DAN SONRA ABD

Irak’ta yayınlanan al Sabah gazetesinden Semih Saab ise Ukrayna ve Suriye’de yaşanan gelişmelerin Pentagon’un açıkladığı Avrupa’da bazı üsleri kapatma ve askeri geri çekilme kararlarının gözden geçirilmesine neden olacağını yazdı. Makalede hem Suriye hem de Ukrayna’da yaşanan gelişmelerin ABD’nin aleyhine, Rusya’nın ise lehine olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Suriye’nin “özgürlükçü” muhalefeti bu sefer de Hıristiyan bir aktivisti türban takmadığı için tutuklaması ile gündeme geldi. İslam Ordusu adlı grup olayı kabul ederken kendilerine bağlı bir grubun bireysel bir eylemi olarak olayın gerçekleştiğini ve aktivistten özür dilediklerini ifade eden bir açıklama yaptı.

Suriye muhalefeti 25-26 Martta Kuveyt’te gerçekleşecek olan Arap Birliğinin toplantısına da katılacağını açıkladı. Yine basına yansıdığı kadarıyla muhaliflerin toplantıda Arap ülkelerinden ağır silahlar isteyeceği ifade ediliyor.

Sayfamızda yer alan bir diğer makale ise Türkiye’yi yakından takip eden Lübnan’lı akademisyen Muhammed Nureddin’e ait. Nureddin son dönemde ülkemizdeki gelişmeleri makalesinde özetlerken Kürt hareketinin “Adalet ve Kalkınma Partisi Kürt sorununda muhatabımız değildir” açıklamasını öne çıkarıyor. Nureddin yerel seçimlerde büyük bir alsa bile AKP’nin siyaseten bittiğine de dikkat çekiyor.


YABRUD’UN ALINMASI BİR DÖNÜM NOKTASIDIR

Abdulbari Atwan/Rai Alyavm

Kalamun bölgesinin en önemli giriş kapısı Yabrud’un Suriye ordusu tarafından alınması, Suriye krizinde askeri ve siyasi olarak dönüm noktası oldu. Çünkü Yabrud’un düşmesi Suriye ile Lübnan arasında silah ve savaşçıların en önemli geçiş yolunun kapanması demek.
Suriye iktidarının krizin dördüncü yılına girdiği, Cenevre konferanslarının başarısızlığa uğradığı koşullarda bu zafere ihtiyacı vardı. Bu zaferin neticesinde Suriye’nin kuzeyi ile güneyi arasında ve aynı zamanda Hizbullah’ın Lübnan’daki  esas lideri ile yeniden köprüler kuruldu. Bunlardan da daha önemlisi patlayıcı yüklü araçların başkent Beyrut’a ulaşması ihtimalinin azaltılması.
Yabrud’un düşmesi Suriye askeri muhalefeti için büyük şok oldu. Lakin bu şok beklenmedik değildi. İyi silahlanmış Hizbullah militanlarıyla Suriye rejimi daha güçlü hale geldi. Aynı süreç içerisinde muhalifler bölünmelerle paramparça oldu. Özellikle Suudi Arabistan, Katar ve muhalifleri destekleyen diğer devletler de kendi aralarında bölündü.
Suudi Arabistan’ın Suriye’de kendi vatandaşlarının savaşmasını yasaklaması, savaşanlara 20 yıl hapis cezası vereceğini açıklaması ve ceza almamak için teslim olmaları için iki hafta süre vermesi Suriye’de oyunun kuralını değiştirdi. Çatışma alanında şiddet yanlısı İslamcı grupların varlığı batıyı endişelendirdi. Suriye iktidarının terörün bölgeselleşeceği ve uluslararasılaşacağı tezini doğruladı.
Suudi Arabistan ve Katar’ın İslamcı gruplara verdiği askeri ve mali cömert yardımların tedricen azaltılması, tamamen farklı bir noktaya varılmasına; Güney cephesinin hareketlenmesine ve İsrail’in bu sefer açıktan çatışmalara ortak olmasına yol açabilir.
Suriye Ulusal Koalisyonundan Doktor Kemal el Labevani’nin açıklamaları,İsrail’in açıktan çatışmalara katılacağı yeni döneme işaret eden “termometre”  niteliğinde.  El Labevani, Suriye iktidarının yıkılması için İsrail’in muhaliflerin yanında savaşmasının karşılığında Golan tepelerini satabileceklerini açıklamıştı.
Dera’nın şiddet yanlısı İslamcı gruplara kapatılıp Özgür Suriye Ordusu’nun tek başına orada var olması, Ürdün’de birçok kampta muhaliflerin ABD ve Ürdün güvenlik birimlerinde eğitilmesi gibi gelişmeler belki tesadüf değildir.
Şimdi soru şu; Suriye Koalisyonunun onayı ile Doktor el Labevani’nin önerisini kabul etmesi durumunda İsrail,  Suriye  muhalefetini destekleyen  Arap ve Arap olmayan devletlerin başarısız olduğu bu konuda başarı kazanacak mı? Diğer bir soru İsrail, Lübnan ve Gazze’de yaşadığı hezimeti Suriye topraklarında da yaşamak istiyor mu? Bu soruların cevapları önümüzdeki günlerde ve haftalarda yaşanacak gelişmelere kalacak.


YABRUD İLE KIRIM ARASINDA YENİ DENGELER
Semih Saab/al Sabah

Gerçekleşen iki olay Amerika’nın önceliklerini yeniden düşünmesine neden olacak; bu iki olay Suriye ve Ukrayna krizleridir. Amerika’nın son beş yılda Ortadoğu’dan ve hatta Avrupa’dan askeri olarak çekilme kararı aldığı bilinen bir şeydir. Irak’tan askeri çekilme oldu. Yılın sonunda da Afganistan’dan askeri çekilme gerçekleşecek. Buna karşılık Japonya, Vietnam ve Filipinler’i endişelendiren Çin’in yükselişine karşı Pasifik okyanusunda askeri varlığını güçlendirme kararı aldı.
Lakin Suriye krizinin kızışması ve siyasi çözümün ufukta görünmemesi, çatışmaların şiddetlenmesi ve Yabrud’taki kritik başarı, ABD’nin bölgede nüfuzunu azaltırken İran ve Rusya’nın nüfuzunu arttırdı. Suriye için düzenlenen Cenevre 2 konferansının başarısızlığından sonra batılı gazeteler de Suriye rejiminin başarılarından bir yıl sonra, çatışma ortamında bir dengenin kurulması için Ürdün sınırından Dera’da yeni bir cephenin açılması niyetlerini açıkladı.
Ukrayna cephesine gelirsek, burada da gelişmeler ABD’nin aleyhine işlemektedir. Yapılan referandumdan sonra Kırım, Ukrayna’dan ayrıldı ve Rusya’nın çıkarına uygun şekilde Rusya’ya katıldı. Sonuçta Berlin duvarının yıkılması ve Sovyetlerin dağılmasından bu yana Avrupa’nın jeostratejik haritası çeyrek yüzyıldan sonra ilk kez değişti. Ukrayna’da ABD, kendisini Rusya ile daha çok karşı karşıya getirecek askeri olarak başa çıkmayacağı dengelerle karşı karşıya kaldı.
Görünüşe göre yaşanan gelişmeler Pentagon’un açıkladığı Avrupa’da bazı üsleri kapatma ve askeri geri çekilme kararlarının yeniden gözden geçirilmesine neden olacak.


MÜCAHİTLER HIRİSTYAN KADIN AKTİVİSTİ TUTUKLADI
Rai alyavm

Silahlı gruplar, Halep’te başörtüsü takmayan Hıristiyan aktivisti tutukladı. Marsil Şohvaro, Mücahitlerin Ordusundan bir grup tarafından, Halep’te muhaliflerin elinde bulunan bir bölgede devrimin üçüncü yılı kutlamalarını hazırlık sırasında tutuklandı.
Muhaliflere bağlı ajanslardan gazeteye ulaşan bir açıklamada, Mücahitlerin Ordusunun liderliği  Halep’te Marsil Şohvaro’nun tutuklanmasından büyük bir esef duyduklarını belirterek Şohvaro’nun başına gelenlerden mesul olmadıklarını belirttiler.
Açıklamada Mücahitlerin Ordusunun “zulme karşı halkını korumak için var olduğu” ifade edildi. Hürriyetleri sınırlayan hiçbir girişime izin vermeyecekleri öne sürüldü.
Mücahitler Ordusu, Özgür Suriye ordusunun İslami eğilimli unsurları tarafından  geçen yılın ocak ayında kurulmuştu.


ADALET VE KALKINMA PARTİSİ MUHATABIMIZ DEĞİLDİR

Muhammed Nureddin/Assafir

Türkiye’deki bütün partiler ve siyasi hareketler bir şey söylerken, Kürtler başka bir mekânda başka şeyler söylüyorlar. Bundan birkaç hafta önce Türk yargısı hükümetin başı başbakan Erdoğan’dan siyasi işaret alarak bir süreç başlattı. Bundan iki yıl önce müebbet ve benzeri hükümler giyen aralarında bir önceki genelkurmay başkanı İlker Başbuğ'un da olduğu onlarca general serbest bırakıldı. Tutuklananlar hükümeti devirmeye teşebbüs için Ergenekon, balyoz ve diğer adlar altında çete oluşturmakla suçlanıyordu.
Özel yetkili mahkemeleri kaldırılmasından sonra yaş faktörünü dikkate alarak mahkemeler bu kararları aldı ve generaller serbest bırakıldılar. Lakin benzer durumda bulunan ve PKK’ye taraftar olmakla suçlanan Kürt tutukluların durumları kimsenin dikkatini çekmiyor. Yargı kararları bunları kapsamamış ve cezaevinde kalmışlardır. Gerekçe, "Bunlar yaşlı değiller. Bunlar genç ve serbest bırakılmaları durumunda silah taşıyabilirler."
Öcalan’ın çağrısından tam bir sene sonra hükümet ile Kürt lider arasında başlayan müzakerelerin neticesinde hükümet, Kürt halkının taleplerinin anayasada ve kanunen gerçekleşmesi için bir girişimde bulunmadı. Erdoğan, 2013 Eylülünde açıkladığı reform paketinde büyük hayal kırıklığı içinde Kürtlerin temel taleplerine yer vermedi.
Buna karşılık PKK müzakerenin sürmesi ve silahlara dönülmemesi için çalıştı. Bunu iki sebepten dolayı yaptı. Bir yandan belediye seçimlerinde siyasi gücünün ortaya çıkmasını istedi. Diğer yandan Kürtlere bir şeyler verecek bir Türkiye partisinin Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu hissetti.
PKK kendisini aldatmaktadır. Birincisi Erdoğan Türkiye’de Kürt sorunun olduğunu kabul etmemektedir. İkincisi Kürtlere kim bir şeyler sunmak istese Kürtlere düşman askeri müesseseleri selamlamalıdır, üçüncüsü generaller serbestken Kürt tutuklular özgürlüklerinden yoksundur. Erdoğan belki de bütün bir yıl boyunca bir adım atmayacaktır. Beşincisi Kürtlerin isteklerini karşılamak isteyenler Suriye’deki özlemleriyle savaşmayacaktır.
Birkaç gün sonra Türkiye yerel seçimleri geride bırakacak ve Kürtlerin özellikle kendi bölgelerinde varlıklarının büyüklüğü görülecek.
Lakin bu Kürtlerin başka seçenekleri aramalarının önünü kesmeyecektir. Erdoğan belediye seçimlerini büyük bir farkla kazansa bile ki bu kesindir, Adalet ve Kalkınma partisinin süresi dolmuştur.
Kısa bir süre önce KCK yaptığı açıklamada, geçen yıl boyunca herhangi bir şey sunmadığından dolayı Kürt sorununun çözümünde Adalet ve Kalkınma partisini muhatap olarak görmedikleri açıklamasını yaptı.
Erdoğan’ın savaşları iktidardan düşmesi ile ancak sonlanacaktır. Türkiye yüz yıl önce olduğu gibi İttihat ve Terakki cemiyetinin ırkçı zihniyetiyle yönetilemeyecek kadar büyüktür.

www.evrensel.net