‘Latin Amerika romanı gibi’

‘Latin Amerika romanı gibi’

Medyaya yönelik sansür ve baskıya son örnek geçtiğimiz günlerde Türkiye’de özel radyo geleneğini başlatan bir radyoda yaşandı. 21 yıllık Radyocu Arzu Çağlan’ın Best FM’deki programına Berkin Elvan’ın ölümünün ardından yaptığı yayınları gerekçe gösterilerek son verildi. Radyocu ve Yazar Arzu Çağlan ile programa son verilme öyküsünü, bugünü ve gelecek planlarını konuştuk.

Nazlı Berivan AK
İstanbul


Medyaya yönelik sansür ve baskıya son örnek geçtiğimiz günlerde Türkiye’de özel radyo geleneğini başlatan bir radyoda yaşandı. 21 yıllık Radyocu Arzu Çağlan’ın Best FM’deki programına Berkin Elvan’ın ölümünün ardından yaptığı yayınları gerekçe gösterilerek son verildi. Radyocu ve Yazar Arzu Çağlan ile programa son verilme öyküsünü, bugünü ve gelecek planlarını konuştuk.

Özel radyoculuk deyince akla gelen ilk isimlerden Arzu Çağlan. 21 yıllık radyoculuk deneyimi ve ardından Berkin Elvan için söyledikleriniz gerekçe gösterilerek işten çıkarılmanız gündemde. Nasıl değerlendiriyorsunuz süreci, olanı biteni?
Büyük bir yolsuzluk, uluslararası terör ve rüşvet skandalının patlak verdiği bir ülkede, ben de akışın bir parçası oldum. Marquez, Amado gibi bir yandan kişisel hikayeleri anlatırken aslında arka planda diktatörlüğü ve halkın sömürüsünü anlatan bir Latin Amerika romanına düşmüş gibiyim. Önde bir radyocu kadının yaşadıkları gibi görünse de arkada, medyasından iş dünyasına varana dek iyi ve kötülerin savaşı akıp gidiyor. 21 yıl bir işi yapmak sizi deneyimli hatta üstad yapıyor. Fakat, radyoda bunun bir başka yönü daha var. Radyo, en bireysel iletişim aracı. Dinleyicilerim ve benim aramda bir kordon bağı vardı. Ben ne yaşarsam, nereye gidersem, ne yersem bunu programda şöyle paylaşmalıyım diye yaşıyordum. Onlar da siyasi gündemden, filmlere varana dek çoğu şeyi bakalım Arzu bize bunun farklı nesini gösterecek diye bekliyordu. Her programa içiliyor mu çaylar diye başlıyordum. Şimdi içildi çaylar diye her sabah Facebook ve Twitter’dan mesajlar atıyorlar. Bu iletişimin kesilmesi, günah işleme özgürlüğü bile olan bir ülkede, hiç de hoş olmadı!

Medyada, sınırlamayı kırdığınız için işten atıldınız. Genel bir sansür havası var mı, uygulanan sansür ile birlikte bir de otosansür baskın diyebilir miyiz bugünkü medya ortamına bakınca?
Karar sürpriz oldu. Beni ne olursa olsun destekleyeceklerini düşünüyordum. Yanılmışım. Sansür havası evet vardı tabii ki… İçeriğin çok sert olduğunu ve daha yumuşak olmamı söylediler Gezi zamanından beri. Fakat, kimse kusura bakmasın sorun bende değildi. Olup biteni, sadece spiker gibi okuduğunuz zaman bile her şey sert. Ben bir de bunları ince ince yorumluyordum! Çünkü, yaşanan her şey sert, iğrenç, berbat. Yumuşak olmak için bazı radyocuların yaptığı gibi, hadi şimdi şu acı olayları unutmak için size neşeli bir program yapayım falan demem gerekiyordu. Berkin Elvan’ın cenazesi kalktığı gün böyle diyerek, Serdar Ortaç çalan biri vardı mesela. Ama işte bu acizliğin, işte bu rezilliğin dik alasıydı. Bu benim sahip olduğum mikrofona kara bir leke çalmak olurdu. 93 yılında bu programı ilk yapmaya başladığım günden beri böyle tatlı su sazanı olmadım ve hep alkışlandım yönetim tarafından. Şimdi, kızıyorlarsa o zaman dönüp aynada kendilerine bir baksınlar. Korktukları neydi ve değer miydi?

SÜRECİN KAYBEDENİ ÇOK!

Genel bir küntleşme halini gözlemliyor musunuz siz de? Kalpler ve kalemlerde tutulma yaşanıyor mu?
Hem de nasıl.. Çok duyduğumuz olay oluyor. Kimileri kişisel hınçları için, kimileri sahiden salak ve vizyonsuz olduğu için kaybeden medya tipleri oldular. Fakat, en bağımlı oldukları şey para ve güç. Uçak yastığı gazeteciler gördük, birkaç yıl öncesine kadar sıradan gazetecilerdi. Para deniyor yalakalığın sebebi. Evet, bir sebebi para. Fakat esas nedeni, o güç. Hep aynı sıkıcı yorumları, cahillikleri ile kaybolup gidecekken, iktidarın eteğinin altına saklanıp bağrışan veletler bunlar. Çok acı çekecekler çok. Belki bir iş adamı rüşvetçiliği ile hemen unutulup gider ama bir gazeteci, aydın veya sanatçı halkına yalan söylerse bu asırlar boyunca havada asılı kalır.

Sürecin devamında dinleyicilerin yorumları, tepkileri ne oldu?
Çok üzgünler. Mesajlarını okuyunca ben de kahroluyorum. Facebook fan sayfamdan eski kayıtları dinleyenler, benim konuşmalarımdan bölümler paylaşanlar, dünyanın farklı yerlerinden Güney Afrika’dan Fransa’ya kadar ‘Gel bizim evimizde kal, kafanı dağıt’ diyenler. ‘Radyo dinlemekten vazgeçtik’ diyenler. Beni en iyi onlar tanıyordu. Tepkileri de sanki bu susturma kendilerine yapılmış gibi oldu tabii ki. Çünkü, biz o programı onlarla beraber yaptık yıllardır.

KESİN BİLGİ, PAYLAŞALIM!

Bundan sonrası için planlarınız nedir, nasıl devam edeceksiniz? Kitapları olan, bir seyahatname kaleme almış bir yazarsınız bir yandan da, yeni hikayeler olacak mı okurla paylaşacağınız?
Yeni romanım çıkıyor mayıs ayında. Milano, New York ve İstanbul’da geçen 10 yıllık bir kadın  serüveni anlattım. Çok severek yazdığım bir kitap oldu. Sentetik olmayan, hanım hanımcık hiç olmayan bizim edebi dünyamızda pek olmayacak bir kadın karakterimiz var. Bu yaz kitabım için çalışacağım. Ardından, yine radyo veya televizyon olacaktır. Benim susmam mümkün değil zira. Üniversite sınavında sadece bir tek tercih yazmıştım forma. İstanbul Üniversitesi, Basın-Yayın. Hâlâ da öyleyim, o kadar net. Kesin bilgi yani, paylaşalım!

www.evrensel.net