20 Mart 2014 19:37

'Trafik kazası değil cinayet'

İstanbul, Güngören'de 20 Kasım 2013'te, iki kişinin ölümüyle sonuçlanan kavşaktan alt geçide düşen minibüs kazası davasının ilk duruşması Bakırköy Adliyesi'nde dün görüldü.

Paylaş

İstanbul, Güngören'de 20 Kasım 2013'te, iki kişinin ölümüyle sonuçlanan kavşaktan alt geçide düşen minibüs kazası davasının ilk duruşması Bakırköy Adliyesi'nde dün görüldü. Tutuklu sanık şoför Salim Dalbudak kazanın, üzerine gelen gri renkli otomobil nedeniyle gerçekleştiğini iddia etti. Kazada ölen Seyit Ali Durmaz'ın eşi Telli Durmaz mahkemeye "Bu adama en ağır cezayı vermezseniz vebali sizin boynunuza" dedi. Olay yeri görüntülerinin izlenmesi için mahkeme ileri bir tarihe ertelendi.

Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Salim Dalbudak tekerlekli sandalyeyle getirildi. Duruşmada savunma yapan Dalbudak, olay günü minibüsle Merter'den Tekstilkent'e doğru gittiğini, araçta 3 yolcunun ve kendisinin bulunduğunu anlatarak, sağ tarafından süratli bir aracın geldiğini söyledi.

Kendisine doğru gelen aracın minibüsü devirmesinden korktuğunu ve direksiyonu kavşağa doğru kırdığını ifade eden Dalbudak, "Direksiyonu kavşağa kırınca, araçta bir titreme oldu. Ben ve 3 yolcu panikledik. Ben 2 kez frene basmak istedim ancak minibüs o kadar sallanıyordu ki frene basamadım. Korkuluğa çarptığım gibi korkuluk devrildi ve kaza meydana geldi. Ben 23 yıllık şoförüm. 13-14 yıldır bu hatta çalışıyorum. Kazanın meydana geldiği kavşakta daha önce de 3 kez kaza olmuştu" dedi.

Dalbudak, minibüs güzergahının dışına çıkmadığını belirterek, "Hatırladığım kadarıyla gittiğim yol, üç şeritliydi. Kavşaktan döndüğüm gibi, en sol şeritten yoluma devam ediyordum. Ben kavşağa girmeden sağdan aşağı inecektim. Gri renkli aracı görünce, direksiyonu sola kırdım. Ben minibüsü kullanırken, telefonla konuşmuyordum, normal bir şoför gibi önüme bakıyordum. Ölenlerin yakınlarının acısını anlıyorum. Korkuluk sağlam olsaydı, çarpma olsa bile aracım kesinlikle düşmezdi. Tahliyemi istiyorum" diye konuştu.
Kaza sırasında minibüste bulunan ve yaralı olarak kurtulan Ali Rıza Tüydaş ise çok uzun zamandır aynı hatta yolculuk ettiğini kaydederek, minibüsün güzergah dışına çıkıp çıkmadığını hatırlamadığını aktardı.

Tüydaş, kaza öncesi minibüsün sıçramasından kaldırıma çıktıklarını anladığını dile getirerek, şunları söyledi:
"Minibüste çok aşırı sarsıntı yoktu. Korkuluğa çarpma anını hatırlıyorum. Minibüs yan yattı. Ben minibüsün tavanındaki tutunma metallerini tutmaya çalıştım, bundan sonra ne olduğunu hatırlayamıyorum. Olay nedeniyle 4 ay tedavi gördüm, 2 ameliyat geçirdim. Beynimden yine bir ameliyat geçirme durumu söz konusu ve kolumdaki kırıklar da tam olarak iyileşmedi. Bana maddi olarak herhangi bir ödeme yapılmadı. Sanıktan ve kazaya sebebiyet veren tüm kişi ve kurumlardan şikayetçiyim."

Duruşmada söz alan avukat Özcan Karakoç, "Olayın trafik kazası olmadığını, cinayetin söz konusu olduğunu", aynı kavşakta daha önce de benzer kazalar olduğunu savunarak, sorumluların mahkemece yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesini talep etti.

Dalbudak'ın avukatı Mustafa Çakmak da kazanın meydana geldiği yol, kavşak ve korkuluklarla ilgili belediyenin kusurunun ortada olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin 4 aydan fazladır tutuklu bulunduğunu bildirdi. Müvekkilinin tekerlekli sandalyeye bağlı olduğunu, bakmakla yükümlü çocuklarının bulunduğunu anlatan Çakmak, Dalbudak'ın tahliyesini istedi.
Mahkeme heyeti, davaya katılma talebinde bulunan 6 kişinin suçtan zarar görme ihtimallerini göz önüne alarak taleplerinin kabulüne, kazanın meydana geldiği yerdeki kaldırım ve korkulukların yapımı ve düzenlemelerle ilgili Güngören Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bilgi istenmesine hükmetti.

Mahkeme heyeti, olayla ilgili görüntüler ve istenilen bilgiler geldiğinde 3 kişilik bilirkişi heyeti oluşturulmasını, kusur oranı ve yoldaki farklılıkların tespit edilmesini kararlaştırdı.
Tutuklu sanık Salim Dalbudak'ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.
 
İDDİANAMEDEN
 
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Güngören'de, 20 Kasım 2013'te Salim Dalbudak'ın, 34 M 3421 plakalı araçla Eski Londra Asfaltı üzerindeki Eşref Bitlis Caddesi'nde seyrederken direksiyon hakimiyetini kaybettiği, kaldırıma çıkarak üst geçitteki korkuluk demirlerine çarptığı anlatıldı.
Kazada Dalbudak'ın tamamen kusurlu olduğu ileri sürülen iddianamede, kaza nedeniyle Seyit Ali Durmaz ile Mustafa Aksoy'un öldüğü, mağdur Ali Rıza Tüydaş'ın ise vücudunda çok sayıda kırık tespit edildiği ve hayati tehlike atlattığı kaydedildi.
İddianamede, Dalbudak hakkında "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermek" suçundan 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Taşlıçay\'da bir silikozis hastası daha yaşamını yitirdi

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa