16 Mart 2014 10:00

Sığınacak yerimiz kalmadı

Olası bir depremde insanların sığınabilecekleri alanların olmaması büyük sorun. Zira İstanbul’da 2003 yılına kadar insanların toplanabilecekleri alan sayısı 470 iken, bu sayı şimdi 80’e düştü. Neden mi? Boş alanlara AVM’ler, gökdelenler dikildi.

Paylaş

Fırat TURGUT
İstanbul

‘Marmara’da yeni bir deprem tehlikesi’, ‘İstanbul ciddi derecede etkilenecek’, ‘Fay hattı tam göbekten geçiyor’...
Yıllardır Marmara Bölgesi’nin, özellikle de İstanbul’un ciddi bir deprem tehlikesiyle karşı karşıya olduğu söyleniyor. Yayın organları olası bir deprem tehlikesini yukarıdaki başlıklarla veriyor. Deprem uzmanları ‘gerekli-gereksiz’ sürekli uyarıda bulunuyor. Ancak deprem sorunu bina güvenliğini ve sağlamlığını içermekle birlikte bununla sınırlandırılamayacak derecede önemli ve hayati bir gündem...
Uzmanlar çok daha ciddi bir konuya dikkat çekiyor. Olası bir depremde insanların sığınabilecekleri alanların olmaması. Zira İstanbul’da 2003 yılına kadar insanların toplanabilecekleri alan sayısı 470 iken, bu sayı şimdi 80’e düştü. Neden mi? Boş alanlara AVM’ler, gökdelenler dikildi.
Deprem tartışmalarında göz ardı edilen yerel yönetimler, deprem sonrası yapılması gerekenler, olası bir deprem durumunda insanların nerede konaklayacakları; tüm bunları konunun uzmanıyla görüştük. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe depremi ve depreme karşı yapılması gereken hazırlıkları ve yapılmayanları gazetemize anlattı.

‘99’DAN KÖTÜ DURUMDAYIZ’
Aradan 15 yıl geçmesine rağmen “1999’dan daha iyi durumda olmadığımızı açıklıkla söyleyebilirim” diyor Cemal Gökçe ve başlıyor anlatmaya: “Yapılarımızın deprem güvenliğinin korunması son derece önemli ama yeterli değil. Çünkü insanlar deprem sonrası dışarı çıkacaklar. Bu insanların toplanacakları boş alanlara ihtiyaçlar var, insanlar için kurulacak çadır yerlerine ihtiyaç var. Biz İstanbul’da 310 kesinleşmiş, toplam 470 boş alan belirlemiştik. Mesela bunlardan biri neresiydi? Gezi Parkı’na AVM yapılmaması için niye karşı çıkıldı? O bölge insanlarının toplanacakları boş alanlardan birisiydi. Ali Sami Yen, bugün gökdelenler dikiliyor oraya. O bölge de insanların toplanacakları boş alanlardan birisiydi. Likör fabrikasının bulunduğu yer. Hepsi yağmaya açılmış durumda.”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın söylediklerini de hatırlatıyor Gökçe: “Sayın Kadir Topbaş ‘Meslek odaları Levent’te bulunan 46 dönümlük İETT arazisini bırakmıyor ki satalım. Satıp da yol yapacağız’ diyor. Peki biz niye karşı çıkıyoruz. O bölgede bulunan insanların toplanabilecekleri tek boş alan.”

ANADOLU DA BENZER DURUMDA
Gökçe; İstanbul Anadolu yakasının da benzer bir durumda olduğunu söylüyor: “Geçelim karşıya. Otosan fabrikasının bulunmuş olduğu yer. Bugün Akasya Konutları, Akasya AVM olarak geçiyor. Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezi olmasıyla övünülüyor. O bölge de çadır kurulacak bir yerdi.”
Gökçe’nin anlattığına göre 1999-2003 yılları arasında insanların toplanabilecekleri alan sayısı 470 civarıydı. Ancak şimdi bu sayı 70-80 civarında. Zira hepsi yapılaştı.
Peki uzmanlar niçin boş alan sayısının önemine dikkat çekiyor? Yanıtını Gökçe veriyor: “Siz, insanları evleri hasar görmemiş olsa bile, o korkuyla evlerine sokamazsınız. İkincisi yapıların önemlice bir kısmı hasar görecek. Bu hasarlı yapılarda oturan insanlar için çadır kurulacak olan boş yerlere ihtiyaç var.”


‘GÜÇLENDİRME DE YENİLENME DE OLMADI’

Gökçe’nin altını çizdiği başka bir konu ise yeni yapıların durumu: “Var olan yapı stokuyla ilgili bir yenilenme olmadı, bir güçlendirme olmadı. AVM’ler açısından da yüksek yapılar açısından da... Biz 99 depremi öncesi yüksek yapıları aynı zamanda mühendislik yapıları olarak da değerlendiriyorduk. Çünkü ‘Pprojeleri daha bilimsel, deprem yönetmeliğine uygun olarak yapılmış’ diyorduk. Şantiyeden tutun da kontrol mekanizmalarına kadar, kullanılan malzemelere kadar daha denetimli yapılar olarak adlandırdık. 20 kat ve üzeri yapılara ya da 60 metre üzeri olan yapılara yüksek yapı diyoruz. Bugün İstanbul’un her tarafında yapılan yüksek yapılar, gökdelenler, bizim yüksek yapıların nasıl yapıldıkları belli değil”


İKTİDAR DOLGU ALANLARINI GÖSTERİYOR

Gezi direnişi sırasında vatandaşlar Gezi Parkı’nda yaşamaya başlamışken Başbakan ‘Ne diye kent meydanlarından, toplanma alanlarından bahsediyorsunuz. Biz Maltepe’ye 500 bin kişilik bir meydan yapıyoruz. Yenikapı’ya bir meydan’ demişti. Cemal Gökçe Başbakanın işaret ettiği alanların, denizin doldurularak yapıldığına ve bunun tehlikesine dikkat çekti: “Dolgu alanları depremlerde en tehlikeli alanlardır. Mümkünse o dolgu alanlarından kaçın diyoruz. Boş alanlara AVM, gökdelen, rezidans yapıyorsunuz ama denizin ekolojisini bozarak, iklim değiştirerek o bölgeleri toplanma alanı olarak ilan ediyorsunuz. Böyle bir şey olamaz.”


ALANLAR TÜKENİNCE KENTSEL DÖNÜŞÜME BAŞVURDULAR

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, 2012’ye kadar boş alanlara yapılar dikildiğine ve boş alanların neredeyse tükendiğine dikkat çekti. Bu durumda iktidarın kentsel dönüşüme yöneldiğini söyleyen Gökçe şunları anlattı: “Kentsel dönüşümde deprem de kullanıldı. Deprem odaklı kentsel dönüşüm dendi. Yapılar zaman içerisinde yıpranırlar, onarılmaya ihtiyaç duyarlar. Bunun için depreme ihtiyaç yok. Var olan yapıların da yine depremleri beklemeden onarılmaları, güçlendirilmesi gerekirdi. 1999 depremine kadar güçlendirme anlayışı gelişmemişti. Şimdiki kentsel dönüşüm, yık-yap anlayışıyla gündeme geldi. Kentsel dönüşümde, kentin yeniden yapılanmasında bir mühendis anlayışı yok, bir mimar anlayışı yok, bir kent plancısı anlayışı yok, bir sosyolog anlayışı yok, bir müteahhit anlayışı var. Bir yapının yeniden yapılması-tasarlanması bir mühendisin işiyse bir yapının yıkılıp yıkılmamasına da karar verme konusu bir mühendislik işi. Dolayısıyla bir yapının yıkılması bir kaynak israfı demektir. Öte yandan tam Deli Dumrul hikayesi. Geçenden 1 akçe geçmeyenden 2 akçe. Kentsel dönüşüm kapsamında kuzey ormanları, su havzaları rezerv konut alanları ilan edildi. Bu kadar gökdelen yaptınız, ısı adaları oluşturdunuz, hava kirliliği oluşturdunuz, sosyal ve toplumsal hukuksuzluk yarattınız. Dolayısıyla var olan kentsel dönüşüm yasası, depreme karşı daha sağlıklı kentler yaratmak için değil, tam tersi kenti depreme karşı risk altına sokacak kentsel dönüşüm yasasıdır.”
 

ÖNCEKİ HABER

Karikatüristimiz Sefer Selvi’ye sağlık ödülü

SONRAKİ HABER

Yeni Akit, KOÜ’lü akademisyeni hedef göstermeye devam ediyor!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa