Boğazımızda yumruyla  çalıştık bir bütün gün

Boğazımızda yumruyla çalıştık bir bütün gün

Berkin Elvan’ın acı haberi Ford Otosan’da da yankı buldu. Akıllı telefonlar aracılığıyla İnternet üzerinden gelişmeleri takip eden işçiler molalarda hatta çalışırken tezgah başında bile bu acı haberi paylaştı arkadaşlarıyla. Kimi işçiler sadece İnternet ve televizyonlardan gelişmeleri takip ederken kimi işçiler vardiya çıkışında soluğu eylem alanında aldı.

Arzu ERKAN
Kocaeli


Berkin Elvan’ın acı haberi Ford Otosan’da da yankı buldu. Akıllı telefonlar aracılığıyla İnternet üzerinden gelişmeleri takip eden işçiler molalarda hatta çalışırken tezgah başında bile bu acı haberi paylaştı arkadaşlarıyla. Kimi işçiler sadece İnternet ve televizyonlardan gelişmeleri takip ederken kimi işçiler vardiya çıkışında soluğu eylem alanında aldı. Öfke arttıkça Haziran Direnişi’nden bu yana Başbakan marifetiyle yaşanan kutuplaşma ve işçiler arasındaki ayrışma da Berkin’in ölümüyle daha bir görünür hale geldi.

17 Aralık yolsuzluk operasyonu, art arda yayımlanan ses kayıtları ile yolsuzlukların gün yüzüne çıktığı bir ortamda hâlâ AKP’yi savunan işçilerin olduğunu ve bu durumunda dönem dönem gerginlikler yaşanmasına neden olduğunu ifade eden bir Ford Otosan İşçisi Berkin Elvan’ın ölümü karşısında bile hala gerekçeler üretilmeye çalışmasının öfkeyi artırdığını dile getirdi.

BU HÜKÜMET GİTMELİ

Fabrikada neredeyse tüm işçilerde akıllı telefon olduğunu, sosyal paylaşım siteleri üzerinden gelişmeleri takip ettiklerini söyleyen Ford işçisi şunları anlattı: “Sabah vardiyasında öğrendik Berkin’in ölümünü. İçimiz kan ağladı. Akşam Cumhuriyet Parkı’ndaki eyleme katılan arkadaşlarımız oldu. Boğazımızda bir yumru ile çalıştık bütün gün. Benim de iki çocuğum var. Oğlum Berkin’le yaşıt. Oğlum geliyor gözümün önüne. Onun için kurduğum hayaller... O annenin babanın hayallerini çaldılar. Başbakan bunun hesabını vermeli. Üzüntümü anlatacak kelimeler bulamıyorum. Ne olacak, bu ülke nereye gidiyor?”

Acı haberi sabah işe geldiğinde soyunma odasında arkadaşlarından aldığını ifade eden bir kadın işçi de hükümete öfkeli: “Bu benim çocuklarımın da başına gelebilir. Biz bu ülkede kendimizi nasıl güvende hissedebileceğiz. O annenin yüreğine kor düştü, sadece o değil Gezi’de ölen diğer gençlerin de. Yazık değil mi! Bir Başbakan kendi halkına bunları nasıl yapar. Bu hükümet gitmeli yerine kim gelir bilmiyorum, ama bu hükümet gitmeli.”

AKP’YE TEPKİ GÖSTERENLER ÇOĞUNLUKTA

Başka bir Ford Otosan işçisi, AKP’li işçilerin hala hükümeti savunmalarının gerginliklere neden olduğunu kaydetti. “Yok paralel devlet, cemaat olacağına AKP olsun. Hükümete komplo... Bize diyorlar ki Cemaatin mi devlette yapılanmasını istiyorsunuz, bunun geri dönüşü olmaz. Yaklaşım bu” diyen işçi, şöyle devam etti: “Başbakanı savunmaları, ondan iyisi mi var demeleri insanı çileden çıkarıyor. Bir de ‘Bunlar çalıyor ama yapıyorlar’ lafları var ya o zaman sohbet bitiyor ve ciddi tartışmalar başlıyor.”

Ford Otosan işçisinin en çok canını yakansa Berkin Elvan’ın ölümünün ardından sarf edilen ‘ama o teröristmiş’ sözleri. İnternet’te Berkin’in sapanla taş atan bir fotoğrafının yayımlanmasının ardından AKP’li işçilerin bu fotoğraf üzerinden bu tür sözler söylediğini aktaran Ford işçisi, “Bu nasıl vicdansızlık. Diyorlar ki ‘Ekmek almaya gitmemiş, taş atmış polise, daha önce de eylemlere katılmış’. Taş atmış olsun polise ne olur? 14 yaşında bir çocuğun öldürülmesi mi gerekir? 14 yaşında bir çocuktan terörist mi olur? İşte bu laflar öyle acı ki artık konuşacak sabır da kalmıyor. Vicdan kalmamış yazık. İki gündür tartışıyoruz. Ama benim gibi düşünenler de azınlık değil onu söyleyeyim. Hatta sayımız artıyor dün AKP’ye oy verip, bugün MHP’ye, CHP’ye oy vereceğim ya da ilçede hangi aday güçlüyse ona oy vereceğim diyen de çok” diye konuştu.

HESAP VERSİNLER

Artık fabrikada hükümete muhalif olan kesimlerinin sesinin daha bir gür çıktığı düşünen başka bir Ford Otosan işçisi “Ben asla AKP’ye oy vermedim. Vermem de. Ama bizim en büyük eksiğimizin bakan çocukları bırakıldığında yeterli tepkiyi gösterememek oldu. Şimdi Berkin için sokaklara çıkıldığı gibi o gün de sokaklara çıkılsaydı. Çıkılmadı demiyorum, bugünkü gibi daha kalabalık çıkılsaydı... O bakan çocukları çıktıkları gibi geri girselerdi belki bunlar da yaşanmazdı. 14 yaşında bir çocuğun ölümünü kim kabul eder? Bunun hesabını hükümet vermeli. Açıkçası ben memleketin gidişatından çok endişeliyim” diyor.

www.evrensel.net