11 Mart 2014 10:00

Sorumlular görevden alınsın

Fethiye’de HDP tabelasının indirilip yerine Türk bayrağı asılmasına ve Kürtlere yapılan linç girişimine siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar ve hukukçulardan tepki geldi. Saldırının örgütlü bir şekilde yapıldığına ve seçim meşruiyetinin kalmadığına dikkat çekilirken sorumluların görevden alınması istendi.

Paylaş

Fethiye’de HDP tabelasının indirilip yerine Türk bayrağı asılmasına ve Kürtlere yapılan linç girişimine siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar ve hukukçulardan tepki geldi. Saldırının örgütlü bir şekilde yapıldığına ve seçim meşruiyetinin kalmadığına dikkat çekilirken sorumluların görevden alınması istendi.

‘TOPLUM KIŞKIRTAN SALDIRILAR’

Tiyatro Eleştirmeni, Yazar Üstün Akmen: HDP’ye yönelik bu saldırlar son derece iğrenç ve vahim saldırılardır. Organize ve kadrolu olarak düzenlenen bu saldırılar herhangi bir önlem alınmazsa daha kötüye gidebilir. Bu tip saldırılar toplumu kışkırtan saldırılardır. Zaten gergin bir süreçten geçiyoruz. Ayrıca Kürt sorununu çözeceğini söyleyen AKP’nin ve ana muhalefet partisinin de bu saldırılara sessiz kalması son derece vahimdir.

SESSİZLİK ONAYLAMA GİBİ


Şair Sennur Sezer: Bu tutum bence planlı ve iç barışı bozmaya yöneliktir. Böyle bir durumda hiçbir görüş hiçbir parti güvende değildir. Hem güvenlik güçlerinin hem de iktidarın demokratik düzenin gereklerini yerine getirmesi gerekir. İktidar ve muhalefet partilerinin sessizliği de bir onaylama gibi geliyor. Hiçbir kınama ve ayıplama gösterilmiyor. Yani  Meclisteki saldırganlık burada da devam ettirilmek isteniyor. Böyle giderse Türkiye için kötü sonuçlar doğurabilir. Yani saldırıya uğrayanlar cevap vermeye başlarlar. Basında ya tehlikeyi görmüyor ya da artık uzaktan idareli hale geldi. Çünkü yapılan basit bir saldırı meselesi değil. Garip şekilde iş sürekli bayrak kontrolüne falan gidiyor. Bu konuda hem milliyetçi partilerin bir açıklama yapması gerekir. Hem de iktidarda olanların tavırlarını ortaya koyması lazım. 

CEMAATİN PARTİSİ OLMADIĞI İÇİN HEDEF

Erol Katırcıoğlu: HDP Türkiye’de varolan cemaatçi siyasete karşı gerçek anlamda bir demokrasi siyaseti arayışında olan  bir parti. Sadece Kürtlerin ve Türklerin değil Türkiye’de tüm farklılıkların barışması mücadelesini veren bir parti. Bir kez bunu baştan söylemek istiyorum. Fakat gerek Karadeniz’de ve gerek diğer yerlerde gördüğümüz manzaralar ırkçı milliyetçi saldırıların planlandığını gösteriyor. Bu saldırılarla HDP’ye siyaset yapma izni verilmiyor. Gerçekten de propaganda yapma şansları kalmadı. Asıl önemlisi hiçbir parti bir geçmiş olsun dileğinde bulunmadığı gibi “Ya bir dakika durun ne oluyor?” da demedi. Bütün bunlar HDP’nin varoluş amacını kabullenemediklerini net şekilde gösteriyor. Çünkü Türkiye seçimlere giderken her bir cemaat kendi içine kapanıyor. Milliyetçi cemaat, ulusalcı cemaat ya da AKP’li kesim. Bir tek kendi kimliği dışında bir siyaset  arayışı içinde olanlar HDP’liler. O açıdan bu cemaatler, korkuyor. Bunlar normal. Basınımızda özellikle bu cemaatlerin konumlarına göre tavır alıyor. Aydın Doğan, Cemaat ya da AKP medyasının ne yaptığını görüyoruz. Medyanın genel durumuna bakarsak  hepsi Erdoğan’ın oy oranının düşmeyeceğini düşünüyor. Dolayısıyla da AKP’nin önümüzdeki dönem iktidarını görerek susuyorlar.

SEÇİM MEŞRUİYETİNE GÖLGE

Sinemacı, Yazar Ümit Kıvanç: Hükümet ya da muhalefetten bu saldırılara ses çıkmaması ne yazık ki bir “Türkiye normali”. Halbuki bu saldırılar seçime girecek partilerden birinin özgür faaliyetini önlediği için doğrudan doğruya anayasal sorun. Seçimin meşruiyetine gölge düşüren bir durum. Ama kimsenin işin bu kısmıyla ilgilendiği yok. Parlamenter demokrasiye kendileri inanmıyor ki. Her şeye bir iktidar aracı olarak bakıyorlar. Hükümetin demokratik rejim layıkıyla işlesin diye bir derdi yok, artık biliyoruz. Peki muhalefetin var mı? Medya hep öyle verir. Linççi kalabalıklar, bir şekilde huzursuz olmuş “vatandaşlar”dır, yaşanan “gerginlik”tir, sanki iki grup iki taraftan tutmuş geriyor gibi... Şimdi biz hükümet yanlısı medyanın yediği herzelere çok daldık, eskisini, Genelkurmay medyasının korkunç işlerini unuttuk. Kürt meselesinden, on binlerce insanın öldüğü bir savaş yaratan acaba Kürtler midir, diye düşünmek lazım. Türkiye’de “medya”yı yönetenlerin yatacak yeri yok.

MEDYA MİLLİ MAÇ İZLER GİBİ


Gazeteci Nazım Alpman: Bu saldırıları lokal olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu tür olaylar vatandaşların kendiliklerinden bir araya gelip “Şuraya saldıralım, burayı dağıtalım” şeklinde değil. İnsanların  kendiliğinden bir yere gelmeleri için bir organizasyon gerekir. Bu dağıtma, yakma yıkma, ezme, bezdirme türü kitle eylemlerinde mutlaka devletin parmağı var. Bu eylemlere katılanlar devletin güvenlik kuvvetlerinden teşvik görüyorlar. Kahramanmaraş ya da Sivas’da nasıl bir araya geldilerse dün de Fethiye’de aynı şekilde bir araya geliş vardı. Şuandaki iktidar gırtlağına kadar kire pasa batmış durumda. Devamlı birlik diyor, nasıl birlik olacak. Öte yandan böyle toplumsal olaylar iktidara güç verir. Geçmişte Genel Kurmayın yaptığı gibi sürekli ‘Milli birlik beraberliğimize her zamankinden çok ihtiyacımız olan bu günler’ çağrılar yapılıyor. Okkanın altına giden hep Kürtler, demokratlar ve solcular olmuştur. Yaygın medya toplumsal olaylara devletin yanından milli maç izler gibi bakıyor. Medya doktor gibidir, hastalığı teşhis eder ve söyler ama burada bu yok. Ancak 25, 30  kişi ölürse provokatör diye haber yapacaklar.

‘KÜRTLERE KARŞI TUTUMU BELLİ’

Gazeteci Celal Başlangıç: 20 gün kadar sonra seçim olacak. Emniyet müdürü, Garnizon komutanı tabelayı indiriyor. Bu koşullarda ben seçimin güvenliğinden şüpheliyim.  Fethiye’deki saldırı bize gösterdi ki HDP’ye karşı ciddi bir saldırı var ve buna herkes göz yumuyor.
Türk medyası ister iktidar yanlısı olsun ister olmasın Cemaat, Kemalistler bu konuyu görmezden geliyorlar. Aslında bu olayların görmezden gelmeleri Kürtlere karşı barış sürecindeki tutumunu da belli ediyor.

‘HDP’YE GÖZ DAĞI VERİLİYOR’

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincancı: Durum açık aslında, insanların birbirlerine saldırıp birbirlerini yok etmesine aşinayız. Bu çok ürkütücü bir durum aynı zamanda. Bu olaylar bize seçim güvenliğinin de olmadığının bir göstergesi. HDP’yi destekleyenlere de bir göz dağı veriliyor. Bu sayede HDP’nin oylarının düşürülmeye çalıştığını düşünüyorum. Bu olaylara başlatan, ortak olanların da ceza almaları gerektiğini düşünüyorum. Bir tabelanın indirilmesi ve buna devletin aktörlerinin de ortak olması gerçekten çok üzücü. HDP’ye sahip çıkılması gerekiyor. Hatta aynı bölgede olan sol görüşlü adayların çekilip HDP’ye destek vermeleri gerektiğini düşünüyorum ama tabii bunu yapmayacaklardır.

SİYASET YAPMA HAKKI ENGELLENİYOR

HDP’ye yönelik saldırılara siyasetçiler tepkili. Peş peşe yaşanan provokasyonların, “Düğmeye basıldı” izlenimi verdiğine dikkat çeken siyasetçiler, halkın siyasete katılma hakkının engellendiğini ifade ettiler. Hükümetin sessiz kalmasının saldırıların önünü açtığına dikkat çekilirken, demokrasi güçlerine HDP ile dayanışmayı güçlendirme çağrısı yapıldı.

GÜRKAN: CEZASIZ KALMASIN

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, saldırıları halkın siyaset yapma hakkını engelleme girişimi olarak niteledi. HDP’nin halkı siyasete katma çizgisinden rahatsızlık duyulduğunu belirten Gürkan, saldırıların “münferit” olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Gürkan, “Yaşananları, bir grup faşistin ya da bir grup MHP’linin saldırısı olarak görmüyoruz. Görüldüğü gibi saldırılar gayet planlı ve programlı. Önceden hazırlıkları yapılmış. Kamu çalışanlarının, emniyet görevlilerinin, jandarmanın içinde yer aldığı zincirleme bir provokasyon girişimi söz konusu” değerlendirmesi yaptı.
Önü alınmadığı takdirde bu gerilimin seçim sonrasına da yansıyabileceği uyarısında bulunan Gürkan, “Türkiye’nin demokratikleşme ihtiyacı ortada. Ancak tehlikeli bir gidiş var. Seçimler sonrasına da yansıyabilecek bu saldırıları demokrasiye atılmış çelmeler olarak görüyoruz. Hükümetin de buna uygun tutum alması gerek” dedi. Saldırıların parçası olanların cezasız kalması, saldırılara seyirci kalan kamu görevlilerinin görevlerine devam etmesi yeni provokasyonlara yol açacaktır. Derhal sorumlular hakkında soruşturma başlatılmalı, kamu amirleri de görevlerinden alınmalı” diye konuştu.

ÖDP: ASIL BÖLÜCÜLÜK BU

ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya da, HDP’ye yönelik saldırılara tepki gösterdi. Taş ve Çetinkaya yaptıkları yazılı açıklamada, saldırıların bilinçli ve organize olduğunu belirttiler. Taş ve Çetinkaya, “Urla’da, Ordu’da, Giresun’da ve son olarak Fethiye’de gerçekleştirilen saldırılar, günler öncesinden yapılan çağrılarla devletin gözü önünde yapılmıştır. Bu saldırılar karşısında önlem almak yerine, HDP tabelasını söküp yerine bayrak asanlar HDP’nin siyaset yapma hakkını alenen engellemektedir. Her yerde bölücülükten söz edip, faşist saldırıları meşrulaştıran bu zihniyetin kendisi bölücüdür. Halklar arasında düşmanlık tohumları eken, barış umutlarını provokasyonlarla ortadan kaldırmaya çalışanlar karşısında ÖDP, HDP ile dayanışma içerisinde olacaktır” dedi.

BALUKEN: SALDIRILAR SÜREÇ İÇİN TEHLİKE YARATIYOR


BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de, kısa süre içerisinde Türkiye’nin farklı noktalarında yaşanan saldırıların, “İşin arkasında merkezi bir güç var” algısı yarattığına dikkat çekti. Baluken, “Merkezi bir güç, HDP’nin Türkiye halklarıyla buluşmasını engellemek için düğmeye basmış durumda. Hükümet de saldırıları kınamayarak, gerekli tedbirleri almayarak aslında bu saldırıların bir parçası olmuş durumda” dedi.
Baluken “Cevabını beklediğimiz iki soru var. Birincisi, Hükümet bu işin bir parçası mıdır? İkincisi, eğer hükümet saldırıların parçası değilse, neden bugüne kadar yaşanan saldırılarda tek bir yasal işlem yapmış değil, valiler, kaymakamlar hakkında açığa alma süreci yaşanmadı? Bu soruların cevabı çok önemli” diye konuştu.

SALDIRILAR DERHAL DURDURULMALIDIR


Türkiye  Komünist Partisi yaptığı yazılı açıklamada, HDP’ye yapılan saldırıların durdurulmasını istedi. Açıklamada şöyle denildi. “Türkiye’nin değişik yerlerinde yaşanan, Halkların Demokratik Partisi bina ve üyelerine dönük saldırıları ‘vatandaş tepkisi’ diye geçiştirmek, bu saldırılara ortak olmaktır. Bu saldırıların tamamında sivil unsurlarla devlet görevlilerinin açık işbirliği gözlenmiştir. Hükümet, bu faşist saldırılara göz yumarak, teşvik ederek ‘çözüm’den ne anladığını göstermiştir. Bu saldırılar derhal durdurulmalı, saldırıları haklı gösteren her tür davranıştan kaçınılmalıdır.”

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATTI MI?

İçişleri Bakanı Efkan Ala ile Fethiye’de yaşananlarla ilgili telefon görüşmesi yaptığını belirten Baluken, Bakanlıktan verilen bilgiye göre 28 kişinin gözaltına alındığını, kaymakam ve emniyet müdürü hakkında da idari soruşturma başlatıldığını bildirdi. Bu soruşturmaların akıbetini takip edeceklerini ifade eden Baluken, “BDP olarak, HDP ye yönelik bu saldırılara karşı tüm demokrasi güçlerinin güçlü bir ses vermesi gerek. Hükümet de kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapmalıdır” dedi.

‘HEDEF OLANLARIN ÇOCUKLARI ZEYBEK OYNUYOR’


CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar ise, Fethiye’de yaşananları “Türkiye’de demokrasinin gelişmesine tahammül edemeyen ve yerel seçimlerde iddiası olmayan kesimlerin kışkırtması” olarak niteledi. Çandar, bu kesimlerin teşhir edilmesi gerektiğini söyledi.
Konuyla ilgili temasa geçtiği idari amirlerin saldırılar karşısında kendilerini sorumlu görmeyen bir tutum içinde olmalarını eleştiren Çandar, yaşananların “yerel” kaynaklı olduğunu savundu. Çandar, “Tam anlamıyla bir provokasyon. Seçimi kaybetme sürecine girenlerin, süreci tersine çevirme çabasıdır. Tamamen yerel seçimlere yönelik bir çabadır. Kışkırtmanın sebebi budur. Onun dışında bir şey olduğunu zannetmiyorum” değerlendirmesi yaptı.
Doğu, Güneydoğu’da var olan ortamın düzelmesini istemeyen, buradan beslenen bir kesim var. Buna o bölgede çift maaş alanlar da dahil. Daha önce Ayvalık’ta da yaptılar. Bundan 40-50 yıl önce Ege’ye gelip yerleşen insanlar var. Çocukları artık zeybek oynuyor. Bu insanlar provoke edilmeye çalışılıyor. Son derece tehlikeli. Bu siyasal anlayışların teşhir edilmeleri lazım” diye konuştu.

PARTİ TABELASINI KAYMAKAM İNDİREMEZ

İzmir Barosu Başkanı Av. Ercan Demir: “Bu yapılanlar organize bir iş olarak gözüküyor. Yasal koşullar içerisinde seçim çalışmasına girmiş bir siyasi partinin Türkiye’nin her yerinde özgürce seçim çalışmasını ve propagandasını yapma hakkı vardır. Bu hakkın güvencesini idare ve kolluk güçleri yerine getirmelidir. Dolayısıyla Fethiye’de ya da başka bir yerde HDP’nin ya da başka bir siyasi partinin seçim çalışmasını özgürce yapamamasının sorumlusu Hükümettir ve idaredir. Bunun bir şekilde çözülmesi gerekir ve bunun kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Türkiye’yi hiç olmadık yerlere götürebilecek bir süreçtir. Bu sürecin önüne geçilmesi lazım. Bir partinin tabelasını indirmek valiliğin ya da kaymakamlığın yapabileceği bir iş değildir. Yapmasının kabul edilebilir yanı yok. Bu eylemleri bir kitle hareketi olarak da algılamak ciddi bir yanılgı yaratır. Bu bir kitle hareketi ya da kendiliğinden gelişmiş bir halk hareketi olarak tanımlamak doğru olmaz. Göründüğü kadarıyla daha çok ırkçı bir temelinden gelişen örgütlü bir organizasyon. Dolayısıyla bunun önüne geçebilmeleri gerekir. Yoksa her yerde HDP’nin tabelasının indirerek mi çözülecek bu iş. Bunu zaten medyanın veriş tarzı da enteresan. Haberlerin içinde geçen ‘öfkeli bir kalabalık’ gibi tanımlanıyor, bu da adeta meşrulaştırılıp her yerde yayılmasının zemini yaratılmış oluyor.

İSTANBUL BARO BAŞKANININ GÜNDEMDEN HABERİ YOKMUŞ!

Telefonla ulaştığımız İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal da gündemi takip edemediğini söyleyerek görüş vermek istemedi.

İHD: BU SÜREÇ BÖLÜNMELERE NEDEN OLUR!

Saldırıları İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, devlet içerisindeki sivil çete uzantılarının harekete geçmesi olarak değerlendirdi. Saldırıların sıradan olmadığının altını çizen Türkdoğan, “HDP Türkiye’de demokratik ve barışçıl bir siyaset yapan, halkların geleceği için önemli bir yerde duran bir partidir. Bu parti batıda bile siyaset yapamayacaksa, Türkiye’de ayrışma ve bölünmeler yaşanır. Bu ciddi bir tehlikedir” dedi. Bunun aynı zamanda çözüm süreci baltalamak ve Türkiye’yi yeniden savaşa sürüklemenin bir yolu olduğuna işaret eden Türkdoğan, AKP Hükümetinin bu süreci, içerisinde bulunduğu çıkmaz dolayısıyla engellemediğini, aksine kendi durumuna karşılık bu siyaset çevrelerine yönelik saldırıları onayladığını söyledi. Hükümetin aklını başına alarak, bu duruma müdahale etmesi gerektiğine vurgu yapan Türkdoğan, “söz konusu kendi iktidarları olduğunda, görevden almalarla başlayıp çok sayıda operasyon ve yasal düzenlemeyi gerçekleştirdiler. Çok zor değil bu saldırıların önüne geçmek” dedi. Medyanın bu saldırılara ilişkin dilini de eleştiren Türkdoğan, “Kesinlikle orada bir olay yok. Saldırılar apaçık, linç girişimidir. Şiddet gösterileridir” dedi.

TGF: ‘SİVAS’I HATIRLATIYOR’
Türkiye Gençlik Federasyonu Genel Başkanı Rıza Sümer de  konuya ilişkin yaptığı açıklamada, saldırıları “insanlık dışı” diye niteledi. Yapılanların Maraş, Çorum, Sivas Katliamlarını hatırlattığını belirten Sümer, “Bu çağ dışı ve vahşi hareketleri yapanların çoğunlukla gençlerden oluşması ülkemiz adına kaygı ve utançla karşılanmalıdır” dedi.

 

ÖNCEKİ HABER

Phaselis’teki otel projesi baştan sona usulsüz çıktı

SONRAKİ HABER

İthal edilen angusların İskenderun limanına getirilmesine tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa