Gezi Direnişi’ne bir inceleme

Gezi Direnişi’ne bir inceleme

Gezi direnişine değinen insan hakları hukuku ve siyasi söylem ışığında bir inceleme kitabı Gezi Parkı Olayları. Kitap Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi mensubu araştırmacılarla gerçekleştirilmiş.

Zülem PALTACI
İstanbul


Gezi direnişine değinen insan hakları hukuku ve siyasi söylem ışığında bir inceleme kitabı Gezi Parkı Olayları. Kitap Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi mensubu araştırmacılarla gerçekleştirilmiş.

Gezi direnişine dair direniş bitmeden henüz sıcağı sıcağına çıkan kitapların eksik olduğu düşüncesindeyim. Çünkü Gezi direnişi değerlendirilmesine ve takip edilmesine ihtiyaç olan bir süreç. Yaşanmışlıklarıyla, üstü örtülmeye çalışılan sonra yavaş yavaş gün yüzüne çıkan davalarıyla. Peki neden bu kitabı sizlere öneriyorum?
Hepimizin de takip ettiği bu süreçte biliyorsunuz ki birçok yorum yapıldı. Ve yasalardan bihaber birçok kişi ise bu yorumların, değerlendirmelerin içinde kaybolup gitti, duygusal yaklaştı, destek oldu, karşı çıktı. Yüzlerce insan polisin kullandığı orantısız güç soncunda yaralandı. Gezi direnişinde 6 gencimiz Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Mehmet Ayvalıtaş Medeni Yıldırım hayatını kaybetti.

GEZİ DİRENİŞİ, DAVALAR VE HUKUKSUZLUKLAR

Eskişehir’de Gezi Parkı eylemleri sırasında dövülerek öldürülen 19 yaşındaki Korkmaz davası 4’e bölündü. Kayseri’de görülen ana davada ise tutuklu sanıkların, tutukluluk hallerinin devamına, Sanık Polis Yalçın A’nın tutuklanmasının reddine karar verildi. Bir sonraki dava 12 Mayıs’a ertelendi.    
Peki uluslararası standartlara baktığımızda verilen karar ne kadar doğru?

Ali İsmail Korkmaz’ın dövülmesi bakımından burada kuvvet kullanımını meşru kılabilecek hiçbir durum söz konusu değildir. Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesine ilişkin görüntüler herhangi bir riski bertaraf etme veya kendisini yakalama çabasını değil, cezalandırma çabasını açıkça göstermektedir, bu nedenle uluslararası standartlara uygunluktan bahsedilemez.
Ethem Sarısülük davasına baktığımızda Sarısülük’ü başından vurmak ve ölümüne neden olmak suçundan yargılanan Polis Memuru A. Ş’ye 24 ay kıdem durdurma cezası verildi.
‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kuvvet kullanımı da ölüme sebebiyet verilmesi durumunu düzenler. Sarısülük’ün polis tarafından vurulması hukuken değerlendirilirken kuvvet kullanımı için hangi gerekçe ileri sürülürse sürülsün orantılılık koşulu karşısında bu tür savunmaların hukuken kabul edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle örneğin polise taş atılan hallerde buna silahla yanıt verilmesi durumunda meşru müdafadan bahsedilemez. Ethem Sarısülük ve Abdullah Cömert ölümcül kuvvet kullanımını zorunlu kılacak herhangi bir şiddet fiili işlememişlerdir.’’

Bu sözleşme kapsamında değerlendirdiğimizde sanık polisin kurum içinde sadece 24 ay kıdem durduma cezası alması hukuk dışı ki bu da net olarak bilinmektedir, yargılama sürecinde nasıl bir karar verilir önümüzde ki günlerde göreceğiz. Ama bizim hukuk sistemimizde adam öldürenleri kahraman gösterdiklerinden kahramanlar asla ceza almaz, destanı yazmak için öldürülen gençler, ana babaları her davada bir kez daha öldürülür.

Bir başka yasal vurgu ise devletin bireyleri, üçüncü kişiler tarafından yapılan saldırılara karşı da koruması gerekir olduğudur, fakat palasıyla saldıran saldırgan bu maddenin ne kadar işlenilir olduğuna en güzel örneklerden sadece birisi sanıyorum.

Sadece birkaç davayı baz alarak anlatmaya çalıştığım Gezi Parkı Olayları, Gezi Parkı gerçeğini insan hakları hukuku ve siyasilerin bu süreç içindeki söylemlerini esas alarak “Ne?” sorusunu değil, “Nasıl?” sorusunu sorarak, cevaplarını da tartışmayı hedefleyen güzel içerikli bir kitap. İyi okumalar.

www.evrensel.net