Tarif etmekle yetinmiyor değiştirmeye de çağırıyor

Tarif etmekle yetinmiyor değiştirmeye de çağırıyor

'Kapitalist üretim ilişkilerinde ‘yeniden’ esneklik / Türkiye’de esnek çalışma' adlı inceleme kitabı hem demir yumruğu daha net görmemizi sağlıyor hem de yasal düzenlemelerin, Ulusal İstihdam Stratejisi’nin tarihsel bütünlüğü içindeki yerine işaret ediyor.

Muzaffer ÖZKURT

Türkiye’de esnek çalışmanın ilk uygulandığı Kocaeli’deki lastik fabrikası işçileri esnek çalışmayı şöyle tarif ediyorlar: “Kadife eldiven içindeki demir yumruk.” Patronların verdiği “Fabrikayı birlikte yöneteceğiz, işçiler daha rahat çalışacak, daha fazla ücret alacak” sözleriyle hayata geçirilen esnek çalışmanın işçiler için sonuçları ağır oldu. Ağırlaşan ve yoğunlaşan çalışma koşulları nedeniyle yaşanan bel ve boyun fıtığı, hastalanan işçilerin kapı önüne konması, daha az işçiye daha çok iş yaptırılması, işçinin işçiyle rekabete sokulması nedeniyle zayıflayan örgütlülük ve giderek tüm ekonomik ve sosyal haklarda yaşanan gerileme.
Özgür Müftüoğlu ve Arif Koşar’ın hazırladığı ve Evrensel Kültür Kitaplığı tarafından okuyuculara sunulan “Kapitalist üretim ilişkilerinde ‘yeniden’ esneklik / Türkiye’de esnek çalışma” adlı inceleme kitabı hem bu demir yumruğu daha net görmemizi sağlıyor hem de ülkemizde çalışma hayatına ilişkin çıkarılan/çıkarılmak istenen yasal düzenlemelerin, Ulusal İstihdam Stratejisi’nin tarihsel bütünlüğü içindeki yerine işaret ediyor.

YENİDEN ESNEKLİK
Kitap, Berna Güler Müftoğlu, Çağatay Edgücan Şahin, Umut Ulukan, Melda Yaman Öztürk, Özgür Öztürk, Arif Koşar, Özgür Müftüoğlu, Nihan Ciğerci Ulukan, Sebiha Kablay, Özlem Özkan, Onur Hamzaoğlu ve İdil Ece Bal tarafından kaleme alınan makalelerden oluşuyor. Bu akademisyenlerin ortak özelliği kitabın hemen girişinde şöyle anlatılıyor: “Elinizdeki kitap, sermayenin tahakkümüne rağmen ‘toplum için bilim’ anlayışını inatla savunan akademisyenlerin yazılarından oluşmuştur.”
Çoğu işçi için yeni olan esneklik için kitapta “yeniden” tanımlaması kullanılıyor. Bunun nedeni esnek üretimin kapitalizmin temel felsefesini oluşturuyor olması. SSCB’de somutlaşan işçi devleti ve halk demokrasilerinin kazanımlardı nedeniyle 1970’li yıllara kadar süren geçici uzlaşı dönemi sayılmazsa esneklik her zaman sermayenin gündemi oldu. Özellikle 70’li yıllardan sonra sermaye ve hükümetleri esnekliği hayata geçirmek için var güçlerini ortaya koydu.

BÜTÜNDEN PARÇAYA
Kitapta yer alan makalelerin dizilişi ve her makalenin kendi iç akışı bütünden parçaya giden bir yol izliyor. Esnekliğin ne olduğu, sınıflar açısından anlamı, sermayenin neden buna ihtiyaç duyduğu, hangi argümanlara sarıldığı, yeniden neden gündeme geldiği, dünyadaki örnekleri ve tarihsel gelişimi ile tüm çarpıcılığıyla ortaya konuyor. Türkiye ve dünya örnekleri ve bu alanda yapılan çalışmalardan aktarılan verilerle destekleniyor. Esnekliği savunan tezlere de yer verilen kitapta, bu tezler bilimsel çalışma ve verilerle çürütülüyor. Kimi makalelerde akademik dilin ağırlığı kendini hissettirse de esneklik konusunda zengin bir birikim sunuyor. Makalelerin kaynakçaları da bu zenginliğin ve titizliğin işareti. Kimi yazılar için 6 sayfayı bulan kaynakça var ve okuyucular bu kitap yoluyla henüz Türkçe’ye çevrilmemiş pek çok çalışmayla tanışma fırsatı buluyor.

YALANLAR VE GERÇEKLER
Küresel rekabette ayakta durmak için verimliliği artırmak isteyen sermayenin sarıldığı esnekliğin emekçiler açısından sonuçları ağır. Hemen her makale güvencesizlik, kuralsız çalışma, işsizlik, örgütsüzlük, yoksullaşma konularına dikkat çekiyor. “Avrupa ve Türkiye’den ‘güvenceli’ esneklik pratikleri” başlıklı makalesiyle Umut Ulukan, dünyadaki ve Türkiye’deki örnekleriyle, sermayenin işçi kitlelerini ikna etmek için kullandığı “güvenceli esneklik” kavramının üzerindeki yalan perdesini kaldırıyor.
Arif Koşar Türkiye’de AKP Hükümeti tarafından ortaya konan “Ulusal İstihdam Stratjisi”ne dikkat çektiği makalesinde işsizliği düşürme iddiasıyla ortaya atılan esnekliğin işsizlik oranlarını düşürmediği gibi yükselttiği gerçeğine dikkat çekiyor ve bizzat hükümetin kaleme aldığı bu belgedeki itiraflara yer veriyor. Makalede stratejinin özü şöyle ifade ediliyor: “Yani, her ne yapılırsa yapılsın, ne olursa olsun, bütün önlem ve politikalar sermayenin üzerinde ek bir yük oluşturmayacak, daha doğru bir deyişle sermayenin üzerindeki yükü azaltacak, kâr oranlarını yükseltecek ve bu vaatlerin kaçınılmaz sonucu olarak emekçiler üzerinde ek maliyetler getirecek, yani katılıklar olarak ifade edilen ekonomik ve sosyal haklar kısıtlanacaktır.”

İŞÇİNİN HAYATI RİSK ALTINDA
Özgür Müftüoğlu’nun yazdığı önsözde de esnekliğin işçilerin hayatını riske attığına dikkat çekiliyor: “Üretim sürecinde sermayeye emek gücü üzerindeki tahakkümü arttırarak emekçiyi dilediği gibi kullanma özgürlüğü sağlayan esnekliğin, emekçiler için anlamı güvencesizliktir...  Esnek çalışmanın getirdiği güvencesizliğin emekçilere yansıması her şeyden önce yaşamlarını ve sağlıklarını kaybetmeleridir.” Dünyadaki ve Türkiye’deki iş kazalarına ve meslek hastalıklarına ilişkin verilerin yer aldığı kitabın “esnekleşmeyle birlikte artan iş cinayetlerinin kurbanı emekçilere” adanma nedeni de bu.
Özlem Özkan ve Onur Hamzaoğlu’nun “Esnek istihdamın işçi sağlığına etkileri” başlıklı makalesi oldukça çarpıcı. Türkiye’de esnek çalışmanın sonuçlarına ilişkin çalışmaların yetersizliğine yer verilen makalede dünyada yapılan çalışmaların sonuçları yer alıyor. Kimi araştırmaların sonuçlarına yer verilen makalede esnek çalışma nedeniyle işçiler arasında “sosyal sorunlar, uykusuzluk, kronik stres, depresyon, tükenmişlik, Hepatit-B, işitme kaybı, hipertansiyon, tekrarlayan zorlama sakatlığı, iş kazaları...” gibi sorunların erken ölüme kadar vardığı belirtiliyor.  

KADINLARA DİKKAT
Kadın işçileri doğrudan ele alan bir makale olmasa da hemen her makalede kadın emeğine özel dikkat çekiliyor. Zira kitapta esnek çalışmanın en çok kadın emeğini hedef aldığı rakamları ve esnek çalışmanın yaygın olduğu sektörlerden örnekleriyle anlatılıyor. Esnek çalışmanın hedefinde kadınlardan sonra ise Türkiye açısından Suriyeli işçilerle bir kez daha gündeme gelen göçmen emeği yer alıyor.
Eğitime özel yer verilmiş. Arif Koşar’ın ve Özgür Müftüoğlu’nun eğitime ilişkin birer makaleleri bulunuyor kitapta. Sermayenin ve onun hükümeti AKP’nin eğitimi işgücü arzının esnekleştirilmesinin gereği olarak gördüğü belirtiliyor. Küresel rekabete uyum sağlamak üzere emek piyasasını yeniden yapılandırmayı hedefleyen plan ve strateji belgelerinde eğitim sisteminden beklenen uyumun 4+4+4 olarak da bilinen eğitim sistemiyle büyük ölçüde örtüştüğüne dikkat çekiliyor makalelerde.
Özel istihdam büroları ve kiralık işçilik Nihan Ciğerci Ulukan’ın makalesinde masaya yatırılmış. Dünya örneklerinin yer aldığı makalede, uygulamanın görece yeni getirildiği Türkiye’de yaşanacaklara ilişkin ışık tutuyor.

SENDİKALAR VE MÜCADELE
Esnek çalışmaya ilişkin çalışmaların sıralandığı bilgilendirme kitaplarının ötesine geçilmiş. Özgür Müftüoğlu ve İdil Ece Bal’ın ortak hazırladığı “Üretim sürecinde ‘yeniden esneklik’ ve sendikalar” makalesinde esnek çalışmaya karşı emekçilerin durumu, buna karşı mücadele vermesi gereken sendikaların dunumu ele alınıyor. Mevcut sendikaların sert bir dille eleştirildiği makalede, esnekliğin “yeniden” gündeme gelmesiyle birlikte sendikaların çürümüşlüklerinin ve sınıftan ne denli uzakta kalmış olduklarının açığa çıktığı belirtiliyor. Makalede sendikaların işçi sınıfından koparak mücadele gücünü yitirmesinin nedeni şu iki maddede özetleniyor: “İşçi sınıfının kazanımlarına aracılık ederken sahip olduğu bilimsel sosyalizmin sınıf perspektifinden uzaklaşmış olması” ve “Sermaye ve devletle işbirliği içerisine girmesi.” Makalede TEKEL direnişine özel yer verilmiş. Makalede 4-c uygulamasına karşı 78 gün süren TEKEL direnişinin, Türkiye’de  esnek çalışma koşullarına karşı en kapsamlı direniş olduğu belirtiliyor.
Özgür Müftüoğlu’nun TEKEL direnişini ele aldığı ayrı bir makalesi daha var kitapta. Müftüoğlu makalesinde şöyle diyor: “Emekçi kesimlerin içinde bulunduğu sorunların kaynağı olan kapitalizmi sorgulamak yerine onu düzenlemeye çalışan sendikal anlayış gelmektedir. Bu anlayışın değişmesi için örgütlenmek dışında başka bir yol olmadığının bilinciyle sendikalara sahip çıkmak ve onları mücadeleye çekmek gerekir.”
“Esnekliği tamamen ortadan kaldırmanın veya en azından sınırlandırmanın yolu işçi sınıfının topyekun mücadelesidir” denilen kitabın sonunda, temel felsefesini esnekliğin oluşturduğu kapitalizmin alternatifi de sunuluyor: “Bu alternatif, ‘sosyalizm’dir. Sosyalizm emek gücünü, üzerinden artı-değer sağlanan bir meta olarak gören üretim sistemine ve mülkiyeti en yüce değer olarak gören liberal devlet anlayışına karşılık, mülkiyetin ve emeğin toplumsallaştırılmasını öngörmektedir.”

www.evrensel.net