08 Mart 2014 11:00

En zayıf halkayız en ön saftayız

şçi kadınlar bu yıl 8 Mart’ı büyük direnişlerle karşılıyorlar. Türkiye’nin dört bir yanında patlak veren işçi direnişlerinin de en ön saflarında yer alıyorlar. Kendilerini bu sistemin “en zayıf halkası” olarak tarif ediyor kadınlar, sistemi orta yerinden kırabilecek halka yani...

Paylaş

Vedat YALVAÇ
İstanbul


İşçi kadınlar bu yıl 8 Mart’ı büyük direnişlerle karşılıyorlar. Türkiye’nin dört bir yanında patlak veren işçi direnişlerinin de en ön saflarında yer alıyorlar. Kendilerini bu sistemin “en zayıf halkası” olarak tarif ediyor kadınlar, sistemi orta yerinden kırabilecek halka yani...

Direnişçi kadın işçiler, “Kaybedecek bir şeyimiz yok, bu nedenle de mücadelenin en önünde yer alıyoruz” diyerek tüm kadınları her alanda örgütlenmeye çağırıyorlar. Sendikalaştıkları için işten atılan ve direnişe geçen Zorlu Tekstil, Punto Deri, Luna Elektrik işçisi kadınlar ile 8 Mart’ı konuştuk.

BAŞKA KADINLARA 8 MART HEDİYELERİ HAZIRLARDIK!

Hülya Alptekin (Punto Deri İşçisi): Kendi ürettiğimiz şeyi alamıyoruz. Bu durum bizi çok üzüyor. Daha önce 8 Mart’ta kızıyorduk. Zengin kadınlara güzel şeyler üretiyorsunuz, bir de bunlar çok güzel hediye paketleri yapılıyor. Ama paketi dahi alamıyorduk! Öyle bir şansımız yok yani. 8 Mart bence Dünya Kadınlar Günü değil, Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Mart bize bırakılmış güzel bir miras. Bütün kadınlar bu mirasa sahip çıkmalı. Çünkü canlarıyla bedel ödeyerek bize bugünü bıraktılar. Direnişten önce 8 Mart’ı biliyorduk ancak bu kadar önemsemiyorduk. Direnişten sonra bugünün çok değerli olduğunu anladık.

Ben 23 yıldır çalışan bir kadınım. Her sektörde çalıştım. Her sektörde de kadınlara yapılan sözlü ve fiziki tacize tanık oldum. Hep bir korku var kadınlarda. Bence kadınlar burada sessiz kalmamalı. Kadınlar aslında çok güçlü. Kadınlar da çok iyi biliyor. Ama güçlü olduğumuzu kendimizi biraz inandırmamız lazım.
Daha önce sendikayı dayılarımdan duyuyordum ama ne olduğunu bilmiyordum. Sırf hatır için sendikayla tanıştım Punto Deri’de. Daha sonra İnternet’ten araştırdım ve ne kadar çok şey kaybettiğimizi öğrendim. Meğer bugüne kadar deve kuşu gibi kafamızı kuma gömmüş çalışıyormuşuz! Patronlar sırtımızdan çok büyük paralar kazanıyorlarmış. Direnişten önce meselelere bu kadar geniş bakamıyordum. Emeğimizin bu kadar çok çalındığını, patronların bu kadar hırsız olduğunu bilmiyordum. Ama direniş bize bütün bunları gösterdi. Bizi basamak yaparak bayağı bir yükseldiler biz hâlâ aynı yerdeyiz.

8 MART TATİL OLMALI

Emine Dağ: (Punto Deri İşçisi): Sendikalaştığım için patron diğer 80 arkadaşım gibi beni de işten çıkarmak istiyordu. Ancak iş kazası geçirdiğim için beni işten çıkarmadılar uzun süre. 15 basamaklı bir merdivenden aşağı düştüm. Sedye bile yoktu. Çuvalın üzerine yatırılarak arabaya kadar götürüldüm. Ayağım sakat kaldı. Ancak en son fabrikayı teftiş komitesinin gelmesiyle patronun öfkesinin son kurbanı ben oldum. Kadın toplumda sürekli zayıf gösterildiği için kendi gücünden haberi yok. Kadınlar birleştiğinde hiçbir güç karşısında duramaz. Buna inanıyorum. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bence 8 Mart dünya emekçi kadınlara tatil edilmeli. Kendi günümüzde çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu adil bir durum değil.

FABRİKADA KUTLAYACAĞIZ

Emel Özyön (Greif İşçisi):
Direnişimiz 27. gününde kararlı bir şekilde sürüyor. Hiçbir şekilde kırılma, bölünme parçalanma gibi bir durumumuz yok. Fabrikamızı terk etmek istemiyoruz. 8 Mart’ı fabrikamızda kutlayacağız. Kadınlara karşı daha fazla baskı uygulanıyor.
Fiziksel olarak yapamayacağımız işle yaptırılıyor. Hastamız olduğu zaman izin alamıyoruz. İzin istediğimiz zaman bize direk kapı gösteriliyor.  İşinize gelmiyorsa bırakıp gidersiniz deniliyor. Biz bu nedenle bu direnişte daha ön plandayız. Daha fazla dirençliyiz. Onurumuz, geleceğimiz  ekmeğimiz, haklarımız için sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. 

YILMAYACAĞIZ

Nuray Güreşen (Luna Elektrik İşçisi):
Şu an işsiziz. Kapının önüne konulduk. Tüm arkadaşlarımızla işimize geri dönmek istiyoruz. Ben 10 senedir Luna’da çalışıyorum. Günde 12 saat çalışıyoruz. Pazar tatillerimizde patronun 2 dudağı arasında. Asgari ücret düzeyinde maaş alıyoruz. Bu haksızlıklara karşı çıkmak için sendikalaştık ve işten atıldık. Ancak bunlar karşısında yılmayacağız

TACİZLERE BOYUN  EĞMEYECEĞİZ

Ayşe Tufan (Standart Profil): Direnişimiz patronun tacizlerine rağmen tüm kararlılığı ile sürüyor. İş yerlerinde kadın erkek ayrımı yapılmadan eşit ücret alınmasını istiyoruz. Fabrikanın içinde de dışarıda direnişte de tacizlere boyun eğmeyeceğiz. Sendikamız Petrol-İş Manisa’da yeni bir sendika bu nedenle biz de Sağlık Emekçileri Sendikasını düzenleyeceği 8 Mart etkinliğine kendi sendika kortejimizle katılacağız. Sonrasında bir forum düzenleyeceğiz. Punto Deri’de ve diğer yerlerde direnişte olan kadınları selamlıyorum.  Direnişiniz direnişimizdir diyorum. Biz birleşerek kazanacağız. Direnişte olan tüm arkadaşlarımıza selam yolluyorum.

YOLSUZLUĞU GÖRMEZSEK KALBİMİZ KURUSUN!

Hatice İçöz (Zorlu Tekstil İşçisi):
Direnişimizin 59. günündeyiz. Zorlu Tekstil çok büyük, isim yapmış bir firma. Ancak bu bize yansımıyor. En ufak bir hak arayışında işten atılıyoruz. Üstelik günlerdir direnişteyiz sizin gibi emekten yana birkaç gazete ve televizyon dışında kimse sorunlarımız görmüyor. Biz aile geçindiren insanlarız her şeyden önce. Hırsızlık mı yapacağız, ahlaksızlık mı yapacağız?  Direnişimizi Zorlu tekstille sınırlı tutmayacağız. Hayatımızın tüm alanlarında devam edecek. Son derece kararlıyız. Bugün bir sür yolsuzluk ortaya saçılmış durumda. Neyin ne olduğu artık ortada. Önümüzdeki seçimlerde bunları görmezlikten gelirsek zaten kalbimiz kurusun! Tüm kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Zorlu Tekstil işçisi kadınlar olarak kutluyoruz!


KADINLARIN KARŞISINA HANGİ YÜZLE ÇIKACAKSINIZ

Emek ve meslek örgütlerinden kadınlar da hükümetin kadın istihdam paketine ve çalışma yaşamındaki ayrımcılığa karşı
8 Mart’ta alanda olacaklar.

Canan Çalağan (KESK Kadın Sekreteri): Kadınların ve tüm emekçilerin en ağır sömürü koşullarına maruz bırakıldığı bu yolsuzluk düzeninde AKP hükümetinin tüm kiri, pası da ortalığa saçılmış durumda. Boğazına kadar yolsuzluklara batmış bir hükümetin başbakanı hesap verecek yerde kadınlara hesap soruyor. Bu ülkede kadınlar; sistem tarafından ucuz işgücü olarak görülüp; güvencesiz, kayıt dışı, düşük ücretlerle, 18 saate kadar çalıştırılıyor. Ev işleri ve bakım hizmetleri sadece kadınların göreviymiş gibi gösteriliyor. Her gün 5  kadının vahşice öldürülüyor. Failler ceza indimi alıyor ya da serbest bırakılıyor. Eğitim, sağlık gibi temel haklardan mahrum ediliyoruz. Savaş politikalarının en ağır bedelini ödeyerek; acı, gözyaşı ve göçe itiliyor, tecavüze uğruyoruz. Başkaldıranlar gözaltına alınıp, tutuklanıyor. Şimdi kadınlar olarak biz soruyoruz. Tüm bu yaşananlarda birinci derece sorumluluğu olan bir hükümet ve onun başbakanı olarak siz kadınların karşısına hangi yüzle çıkacaksınız?

Beyza Metin (Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı):

Aynı işyerlerinde aynı işleri yaptığımız erkek meslektaşlarımızdan yüzde 20 oranlarında düşük ücret alıyoruz, eşit işe eşit ücret isteyen yüzümüz ile alanlara çıkacağız. Kadınlar meslek seçimindeki yönlendirmeleri aşıp, cinsiyetçi eğitimi de tamamlamayı başarırsa, bu sefer “askerliğini tamamlamış mühendis aranıyor”, “ bay mühendis aranıyor” ilanlarının arasında iş aramak zorunda kalıyor. Cinsiyetçi iş ilanlarına karşı çıkan yüzümüzle alanlarda olacağız. TRT’de bir kez daha açığa çıktı, erkeğe mühendisliği, kadına evliliği soran cinsiyetçi yaklaşıma karşı, “kadın mühendisler vardır” diyen yüzümüzle alanlarda olacağız.

Serpil Kemalbay (İmece Ev İşçileri Sendikası): 8 Mart’ta görünmeyen 1 milyona yakın ev işçisinin sesi olmak için, ev işçilerinin iş yasasına alınması, ev işçilerine insana yakışır iş sözleşmesi ILOC189 sözleşmesinin imzalanması için sokaktayız. Camdan düşerek yaşamını yitiren, meslek hastalıklarına karşı, cinsel taciz, tecavüz, mobbing riskine karşı sistem tarafından korunmayan ev işçilerinin sesi olacağız. Koca dayağı yetmezmiş gibi, feci bir iş cinayetinde prese sıkışarak yaşamını yitiren Satiye Gür’ün öfkesi olacağız. AKP eliyle artan cinsiyetçi iş bölümüne, cinsiyetçi politikalara, kadın cinayetlerine, ayrımcılığa, sömürüye, baskıya, yoksulluğa ve yoksunluğa; dayanma, katlanma, değiştir ki her yer imece olsun diyeceğiz.

KADIN DÜŞMANI POLİTİKALAR ARTIYOR

Sinem Çetinkaya (Kadın Emeği Platformu): Özellikle son 2 yıla baktığımızda hükümetin kadın düşmanı politikalarını artırdığı bir süreçten geçiyoruz. Kadın istihdam paketiyle hükümet kadınlara en büyük saldırıyı gerçekleştirmeyi planlıyor. Kadınlara müjde olarak lanse edilen kadın istihdam paketinde kadınları bekleyen korkunç bir tablo yer alıyor.
Kadınlar bu istihdam paketi ile güvencesi, örgütsüz, esnek ve  kuralsız bir çalışma modeline mahkum olacaklar. Emeklilik diye bir hak kalmayacak. Hem 3 çocuk doğuran kadınlara vergi muafiyetleri sağlanarak ucuz iş gücü yaratılması istenecek. Esnek çalışma modelinde yarı zamanlı çalışacak kadın ama çalışma biçimi içerisinde çok fazla sıkılaştırılmış bir iş yükü olacak. Ev içinde kadın erkek eşitsizliğini derinleştirecek. Tam zamanlı olmayan çalışma biçiminde iş başka dağıtılacak. Böylece hiçbir zaman kadınlar terfi atlayamayacak. Çünkü kalifiye işleri yapmayacaksınız. Hep ara işleri yapacaksınız.
Bu özellikle kadın istihdam paketinin iade etmek için alanlara çıkacağız. Haklarımızı alana, sesimizi duyurana kadar alanlarda  olmaya devam edeceğiz.

AYRIMCILIK YAPMA!

Haney Polat- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD): Mamak Şubesi Kadın Kolları Başkanı: Başbakan hep başörtülü kadınları öne çıkarıyor, bizim için başı kapalı veya açık fark etmez bizim kadın olmaktan dolayı ortak sorunlarımız var. Başbakan istiyor ki kadınlar sokağa çıkmasınlar, taleplerini dile getirmesinler, bir hak istemesinler, evde kalsınlar. Başbakan yalan söylüyor, ayrımcılık yapıyor, insanları türbanlı- başı açık olarak ayırıyor, Alevi Sünni diye ayırıyor. Hükümetin ayrımcı politikasına karşı tüm kadınları birlikte, el ele sokağa çıkmaya çağırıyorum.

ÖNCEKİ HABER

Dünya emekçi kadınlar günü içi boş bir kapak değil

SONRAKİ HABER

Şiddet gören kadından isyan: Öldükten sonra mı sesimiz duyulacak?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa